Anasayfa / İskender Kardaşlar

İskender Kardaşlar

Bundan sonra ne olacak?

Geçen “Saylanmaz” başlıklı yazımda, arsa futbolunu İstanbul seçimlerine bağlamıştım. YSK’nın kararı şut atıldıktan sonra (kale direği yerine geçen) taşı içeri veya dışarı taşıyan seyircinin yaptığına benzedi. Aynı zamanda biz bu kararı garip bir şekilde ilk önce MHP ve AKP temsilcilerinden öğrendik. Sadece bu bile nasıl bir demokrasi anlayışıyla yönetildiğimizi anlatıyor …

Devamını Oku »

Saylanmaz!

Sayılmaz demek. Haşarı çocukluktan kalma. Şehrin herhangi bir mahallesinde yapılaşma hızla artarken, kalan ufak tefek arsalardan duyulurdu bu ses. Biz de ufak tefektik o zamanlarda. Futbol oynardık kendi halimizde. İki büyük taş koyar, kale yapardık. Ceza sahası çizgisi yoktu. Orta saha öylesine… Topun sahibi patron. Meşin top olursa tabi… Fiyakalı …

Devamını Oku »

Nasıl “Normalleşiriz”?

Galler doğumlu Yeni Zelandalı Atatürkçü… Geçen gün turizmci yakın dostumuzun arkasına takılan bir araç evimize geldi. Aracını tanıyıp eve gidiyor diye peşine takılmışlar meğerse. Yanlışlıkla bize geldiler. Buyur ettik. Kenan Çelik hoca, kırmızı yüzlü ufak tefek bir adam ve aracı kullanan şoför Süleyman abi çıktı. Adamı Christopher Pugsley olarak tanıştırdılar. …

Devamını Oku »

Şimdi Muhtar olmak vardı…

Alnımın üstüne düşen saçları, parmağımla kıvırmaya başladığımı fark ettiğimde, berbere gitme zamanının geldiğini anladım. Doğru berbere. Bizim berber, eskiden muhtarlık yapmış. Hâlâ ‘Muhtar’ diyoruz bu yüzden. Sayın Başbakanım, Sayın Bakanım Sayın Milletvekilim gibi… Ömür boyu böyle anılacak. Berberden içeri girdiğimde muhabbet koyulaşmıştı. Bir kenarda sıramı beklerken, konuşmalara kulak misafiri oldum. …

Devamını Oku »

Seçimden geçime…

Kazananları kutluyorum. Seçimlerin tek kazananı oluyor malum. Kaybedenlere Milli Piyangodaki gibi teselli ikramiyesi verilemiyor maalesef. Avutabiliyoruz ancak. Gelecek sefere diyoruz, az oy farkı diyoruz, rüzgâr sağdan esti, zemin müsait değildi, kale önü çamurdu top saplandı diyoruz… Bunlar da geçer. 5 yıl nedir ki, göz açıp kapayıncaya kadar geçiverir! En fazla …

Devamını Oku »

Sandığa giderken…

Çanakkale. Ayhan Gider, AKP’nin şimdiye kadar gösterdiği adaylar içinde Çanakkale için belki de en yüksek profilli aday. Milletvekilliğine tekrar aday olmaması, belediye başkanlığı için aday adayı olmaması, yarışın başında kendisi için bir dezavantaj oluşturdu. Rakipleri de bunu kullandı. Göreve zorunlu olarak “tayin edildiği” inancı pekişti. Kendi isteğiyle aday olmadı ama …

Devamını Oku »

Kelimeler çok zor abi, yoksa…

Gambaz/Gammaz demek istiyor mesela. Burukuli/Brokoli, Cürefa/ Cühela, Bekaa/Beka… ve diğerleri… Bunlar dil sürçmesi değil. Yanlış/yalnış, yalnız/yanlız gibi… Okumuyorlar. Gazete, dergi, kitap okusalar doğrusunu görecekler. Bu mecralarda çalışan/yazan iyi eğitimli insanların kılı kırk yararak, bin bir emekle ürettiği işleri okumuyorlar. Bilmediklerinden, kelimeleri yanlış söylüyorlar. Bilmediklerini de bilmiyorlar. Söyledikleri gibi yazıyorlar. Söyledikleri …

Devamını Oku »

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir”

18 Mart 1915’te Atatürk bakın nerede? Kendisi anlatıyor: “18 Mart sabahı Müstahkem Mevki Komutanı (Cevat Paşa) Maydos’taki (Eceabat) karargâhıma gelmişti. Kendilerine Seddülbahir bölgesindeki tertibatımızı göstermek üzere beraber Kirte’ye (Alçıtepe Köyü) gittik.” Bombardıman başlayınca Maydos’a geri dönerler. Cevat Paşa Çanakkale’ye ancak öğleden sonra gidebilir. İskelede motordan inerken ‘Efendim, Çarşı ve Hamidiye …

Devamını Oku »

“…Anam beni bu çadırda ölsün diye doğurmadı.”

Her 18 Mart’ta aynı yanlış bilgiler, aynı resimler. Aynı cümleler. Bürokrasinin 18 Mart yorgunluğu bile aynı. 18 Mart’tan önce çok yoğundurlar. Aman sorma elemanları! Nasıl çalışıyorlar, nasıl çalışıyorlar bir bilseniz… Sonra ‘Çok’ yoruldukları için bir 15 gün daha görünmezler. Bir işin düşsün, ‘Abi 18 Mart’tan çıktık, kendimize ancak geliyoruz.’ diyerek …

Devamını Oku »

Ülgür Gökhan, Hâlâ Kentin En Yakışıklısı

Geçtiğimiz cumartesi CHP aday ve proje toplantısına gittim. Kapıda kuyruk olmuş hazirûn tarafından karşılandık. İYİ Parti rozetliler de vardı. Salonda bu kişilerin daha sonra bir süre oturma yeri bulmakta zorlandıklarına şahit oldum. Ucu ucuna yetiştiğimiz toplantı mekanında ‘Basın’ olarak ayrılan yere oturduk diyemem. Çünkü ayrılmış bir bölüm yoktu. Sandalyelerin bir …

Devamını Oku »