Aman Avcı, vurma beni!

Çanakkale Savaşları, yaşanan olayların en çok istismar edildiği ve çarpıtıldığı savaşların başında geliyor.

“Bazılarının” hedefini biliyoruz az çok. Evliyaların veya bizzat Hz. Muhammed’in gelip yardım ettiğini anlatırlar. Denk gelmişler bilir, deli saçması hikâyeler, hurafeler…

Darda kaldılar, görmezden gelemediler diyelim, “Mustafa Kemal, küçük rütbeli Osmanlı subayıydı.” deyip geçerler. Ben onları çok iyi bilirim. Onlar da beni çok iyi bilir. Biz buna bilişim diyoruz. Ha, Ha, Ha…

Bir de Atatürkçü’yüm diyen ve her şeyi bilen bir kanat var. Bunları hangi sınıfa alayım, bilemedim. O yüzden kanat dedim. Yanlışı çoğaltanlar bunlar sanki…

O kanada girer mi bilmem ama mesela Sunay Akın. Harika bir şair olarak çok sevmiştim. Şiirlerini peynir ekmek gibi yersin. Bir zamanlar sevimliydi de…

Ne zaman Çanakkale’ye bulaştı. Hiçbir sevimliliği kalmadı bana göre… Çünkü sayesinde tarih eğilip bükülmeye başlandı. Kime sorsam, ay hikayeleri çok güzelll diyor. Ben de baktım, videoları var. Fransız generalin oğlunu asmasını anlatıyor falan. ‘Bunlar anlatılacak şeyler mi?’ dedim içimden.

Sunay Akın’ı çok sevenler, her söylediği doğru diye kaynak göstermeye başladılar. Çok tehlikeli. Bir daha hatırlatmakta fayda görürüm Atatürk ne demişti: “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, bütün insanlığı şaşırtacak bir hal alabilir.”

Değerli bir dostum, benimle bir yazı paylaştı. Bunun bir yerinde; “Nusrat Mayın gemisi 17 Mart’ta mayınlarını döşer, akşama Ertuğrul uçağı bu mayınların yerinde olmadığını bildirir. Düşman mayınları temizlemiştir. Haber verilir ve Nusrat gece yarısı 26 adet mayını ‘ikinci defa’ döşer.” Yazıyordu. Uzun bir yazıydı ve “doğru gibi görünen ama değiştirilmiş” hikâyecikler barındırıyordu. Nerden baksanız tutarsız bir yazıydı.

(Bu anlatımın yazarı hikâyelerini “Sunay Akın’ın Geyikli Park Kitabından” aldığını belirtiyordu.)

  • ••

Bunun böyle olmadığını biliyoruz. Nusrat, depodaki son 26 adet mayını 8 Mart sabahı şafak sökmeden döşedi. 17 Mart’ta değil. Ayrıca…

“Pilot Teğmen Cemal de 17 Mart’ta bir topçu subayı ile Çanakkale Boğazı girişini keşfetmiş ve önceden döşenen bazı mayınların İtilaf güçleri unsurları tarafından toplandığını tespit etmiştir. Nusrat Mayın Gemisi’nin Kepez Burnu’na boğaza uzunluğuna gelecek şekilde döşemiş olduğu 26 mayın İtilaf güçlerince tarafından tespit edilememiştir.” (*)

Bu benim kurguladığım bir hikâyedir derse Sunay Akın veya benzerleri… Hiç sorun yok. Şu hakikatten etkilendim ve şunu yazdım derse amenna…

Değerli dostlar, ne olur tarihi tahrif ederek kahramanlık hikâyesi çıkarmayın. Tarihteki kahramanlık hikâyeleri, sizin çarpıtarak anlattığınızdan daha etkili.

O tarihte Yüzbaşı olan, tarihe tanıklık etmiş bir komutan, Orgeneral Muzaffer Ergüder anılarında yazıyor:

“Beş İngiliz uçağı Türk ordusu üzerine ölüm yağdırmış dönüş yolundadır. Türk ordusundan ‘bizimkiler nerede?’ sorusu yükselmektedir. Tam bu esnada Galata Hava Meydanı’ndan kalkan bir Türk tayyaresi arkadan gelip 5 İngiliz tayyaresinin arasına dalar. Öyle bir saldırır ki, beş (5) İngiliz uçağının dördünü açtığı ateşle teker teker alevler içinde düşürmüştür. Bu olaya orada bulunan askerler büyük bir sevinçle şahit olmuşlar. İngilizler artık bölgede rahat dolaşamaz hale gelmiştir.” (**)

Demlerseniz, bunu demleyin. Mesela, bu 5 düşmana dalan deli kimdir? Değil mi efendim? Buyurun tarih sizi bekliyor.

________________________

(*) (**)

(Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı Yıl: 13, Bahar 2015, Sayı: 18, 100. Yıl Çanakkale Cephesinde Türk Hava Harekâtı, Osman YALÇIN)