Kaşının üzerinde gözün var…

Genç bir kadın hayatını kaybetti. Yaşam savaşını değil. Onu kazandı. Kazanarak gitti Neslican Tay. Kalbimizden kocaman bir parça kopararak gitti, sevgiyle gitti.

 

Kalbi kurumuş bazı kendini bilmezlerin mesajlarını unutmayacağız. Kim oldukları önemli değil. Hızlı hızlı veya yavaş yavaş konuşmaları da…

Onlara bu tohumu kim ektiyse, yeşermişler işte. İrin akıyor o başaklardan. Verim vermeyecekler ama… Kuruyup düşecekler diplerine.

 

Mesela onların numunelerinden biri vardı Çanakkale’de, üniversitede. Bilim yuvasında. Cumhuriyet kadar taş düşsündü onların kafalarına… ‘Camileri ahır yaptılar’ yalanıyla yetinmemiş, ‘genelev de yaptılar’ diye lağım akan ağzından leş gibi kokular saçmıştı. (O şahsı Çanakkale gibi bir yere layık görenlerin…)

 

Vahdettin haininden kahraman çıkarma çabaları da bu memleketin kuvvacı yiğitleri tarafından boşa çıkarılıyor. Hatırlatayım; camileri ahır yaptı diye ima ettikleri şahıs yani Atatürk, Vahdettin’in İngilizlere (yıkılıp köşk yapılsın diye) verdiği İstanbul Beyoğlu Ağa Camii’ni hem kurtarıyor hem de onarımını sağlıyor. Sadece bu cami değil onlarca cami, Atatürk ve İnönü’nün çabalarıyla onarılıyor, ibadete açılıyor. Belgeleri var. Yayımlandı.

 

Ama belli kesim sağır, kör duvar! Onların yardakçısı (bir kısım) kendine ‘Milliyetçi’ diyenler de… Görüşlerimiz farklı olsa da harbi dava adamlarına saygım sonsuz.

Ama arada kalan bazı kılkuyruklar var. Lafım onlara. ‘Hem derslerini bilmezler, hem de şişmanlar herkesten.’ (Rahmetli Ülkü Tamer’den esinlendim.) Asıllarıyla konuşsan sarılır ağlaşırsın. Sağdan ve soldan…

••••••

2015 yılı 7 Haziran’ını ve Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışını hatırlarsınız. Sonraki gelişmeleri de… Kasım ayına kadar artan terör olayları ve yeniden seçim. Devamını biliyorsunuz.

 

Demirtaş, Ahmet Hakan’ın sazlı sözlü programlarındaki ‘cana yakın-gelecek vaat eden siyasetçi-her türlü övgüye mazhar olan kişi’den, “terörist kişi”ye dönüştürüldü. Sonra gereği düşünüldü. Yaklaşık 3 yıldır hapiste.

 

Türkiye’deki hukuktan ne kaldıysa gıdım gıdım işte… Sonrası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi duruşmaları… Tahliye olması gerekiyordu. Cumhurbaşkanı: ‘Bırakamayız’ dedi. Bir kez daha dava edildi. Hakimler gereğini yerine getirdi. Demirtaş’ın tutukluğuna…

Salıverin diyorlar. Salmamak için bir suç bulup gereğini yapıyoruz. Böyle bir hukuk yok ama bizde var çok şükür.

 

Hani aynı ırmakta iki kez yıkanamıyorduk. Su akıyordu falan.

Veya tarih tekerrür etmiyordu hani. Ders alıyorduk.

 

Mesela, gözünün üzerinde kaşın olması gerekirken…

Kaşının üzerinde gözün var diye…

Aziz Nesin sağ olsaydı, ne başyapıtlar çıkardı ortaya!

 

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com