David R. Mellor

Estetik Turistleri

Epey yeni ve gelişmekte olan bir alan. Göğüs büyütme operasyonlarından porselen diş yaptırma ve saç ektirmeye dek geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Gördüğüm bir reklam, bir-iki sene önce bir final maçı için İstanbul’a giden Liverpool taraftarlarına […]

Okumaya Devam et

MUTLU NOELLER (Mİ ACABA?)

Türkiye’de Noel kutlanıyor mu? Hayır. Türkiye’de Noel kutlanıyor mu? Şey, evet. Ankara’da göl manzaralı bir restoranda oturup birer bira söylemek istediğimizde olduğu gibi. Garson, “Üzgünüm beyefendi, alkol servisimiz yok maalesef,” dedikten sonra sormuştu: Hangi birayı […]

Okumaya Devam et

Rakı

(ye, iç, ye, iç, ye, iç, ye iç, kim olduğunu unut) Benim ülkemde yakın arkadaşlarınızla ya da ailenizle yemeğe çıkar, yemeğin yanında birkaç kadeh şarap içer, ondan sonra da normalde öcüden kaçar gibi bucak bucak […]

Okumaya Devam et

Güzel Bir Akşamdan Günaydınlar

Türkiye’ye taşındığımda Türkçeyi hiç bilmiyordum, galiba tek yapabildiğim merhaba demekti. Kasabamızda yabancılar için bir Türkçe kursu olduğunu öğrenince sevinçle hemen kaydoldum ama ne yazık ki sınıfın tamamı uzun süredir burada yaşayan, dolayısıyla Türkçesi benden çok […]

Okumaya Devam et

Alt Tarafı Bir Oyun (Mu?)

Doğup büyüdüğüm şehirde insanlar futbolla yatar, futbolla kalkar. Ya kırmızısınızdır (Liverpool) ya da mavi (Everton). Doğduğunuzda renginizi babanız belirler. Söz konusu iki rengin asla ve kat’a karşılaşmaması gereken bu rekabet Liverpool’dan Manchester’a, hatta daha ötelere […]

Okumaya Devam et

Salgın

Deniz kıyısındaki uykulu kasabamıza, oradan da tepedeki mahallemize ne zaman sızmaya başladığını hatırlamıyorum. Ama birdenbire büyük şehirlerden (İstanbul’dan, İzmir’den) gelen kocaman cipler merkeze giden yolu tıkamaya başladı. Gelenler arabalarını sokakta, ormanda nereyi bulurlarsa oraya park […]

Okumaya Devam et

Ateş ve Su

Kasabamıza yerleşene dek odunları ya da çam ağaçlarını çekici, arzulanabilir nesneler olarak görmemiştim hiç. Bu durum değişmek üzereydi. Deniz kıyısındaki kasabamıza eylül sonunda taşındık. Hava hâlâ sıcaktı, güneşin tadını çıkarıyor, denize giriyor, Facebook’a fotoğraflar koyuyorduk. […]

Okumaya Devam et

Pazarın Şarkısı

Yeni Zelanda’dan, Peru’dan ya da gezegendeki başka herhangi bir ülkeden getirilip plastik poşetlere doldurulmak yerine sandıklara dizilmiş halde ve istediğiniz kadar alabileceğiniz şekilde satılan elmaları, havuçları, armutları gençliğimde görmüşümdür mutlaka. Şimdiyse İngiltere’de mevsimi olsun olmasın […]

Okumaya Devam et

Göçmenlik Bürosu

“Koş tavşancık, koş tavşancık, koş koş koş” Her ülkenin kendi göçmenlik prosedürleri var. Ve bunların her bir adımı, hiçbir şeyden şüphelenmeyen başvuru sahibinin içine düşeceği bir tavşan deliği olmak üzere tasarlanmış. Ankara’daki göçmenlik bürosu şehrin […]

Okumaya Devam et

Türkiye’ye Hoş Geldiniz – VI. Aynı Göğün Altında (Çanakkale)

VI. Aynı Göğün Altında (Çanakkale) İkinci kattaki dairemizin penceresinde oturmuş, karşı taraftaki apartmanlara bakıyorum, halimden pek memnunum. Eşim, yaşadığımız Ayvalık’tan günübirlik geldiği Çanakkale’de baş döndürücü bir hızla buldu bu evi. Yola, kaygılarımla taleplerimin upuzun listesiyle […]

Okumaya Devam et

David R. Mellor: En Çok Okunanlar

ATATÜRK

Görüntülenme Sayısı: 921
1 2 3
*
Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com