Oyunun Tarihçesi

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Oyun, canlıların var olmasıyla başlamıştır. Hayvanlarında oyun oynadığını düşünmek garip gelebilir. Ama etrafımızdaki hayvanları izlediğimizde onların da oyun oynadığını görebiliriz. İki köpeğin birbirini kovalaması, birbirlerini dişleriyle yakalayınca yere yatırması ve bütün bunları yaparken değişik sesler çıkarmaları, yaptıkları eylemin oyun olması ve bu eylemden zevk almalarıdır.

İnsan oğlunun ataları, çevrelerinde gördüklerini taklit ederek, yaptıklarını hareketlerle birbirlerine anlatarak farkında olamadan oyunu yaratmışlardır. Avını avlayan insan, avını  nasıl avladığını taklitlerle diğer insanlara anlatmıştır. Bu hareketler, zamanla bilinçli yapılan büyüsel, dinsel törenlere dönüşmüş ve oyun bu aşamada kültürel bir özellik kazanmıştır. Büyüklerin avlarını nasıl yakaladığını anlatırken onları izleyen çocuklar, büyüklerin yaptıklarını günlük yaşamda taklit etmişler ve büyüklerine özenerek benzer hareketler yapmaya başlamışlardır. Bu tür oyunlar çocuklar tarafından nesilden nesile geliştirilerek  aktarılmış ve bu günkü oyunları oluşturmuştur. Sopalarla ve taşlarla duran bir hedefi vurmak, çeliğe vurup uzağa götürmek, saklambaç oyunlarında saklanan oyuncuyu arayan ebenin, saklandığı yerden ebeden önce kaleye gelmeye çalışan oyuncunun hal ve hareketlerini ilkel insanların avcılık sırasında yaptığı hareketlerin benzeri gibidir. Çocuk oyunları içerisinde taşlarla ve aşıkla(koyun ve keçi gibi hayvanların arka ayak diz bölgesinden çıkan kemiklere aşık denir)oynana oyunları genelde en eski oyunlar olarak kabul edilmektedir.

Arkeologlar, yaptıkları kazı ve araştırmalarda bu oyunları anlatan kabartmalar ve maşara resimleri bulmuşlardır.British Museum’da bulunan ve İ.Ö. 800 yıllarında topraktan yapılmış bir heykel,iki kızı aşık oynarken göstermektedir. Eski Mısır’da bulunan Orta Krallık dönemi duvar resimlerinde ise oyun tahtası üzerinde oynanan oyunlar, sıçrama oyunları, yine İ.Ö. 2600 yılında Mısır’da Ak-hor mezarında bulunan duvar resminde bir kız, el vuruşma oyunu oynarken gösterilmektedir. Yunan çömlek resimlerinde tavlaya benzer bir oyuna rastlanmıştır. Ayrıca aşık, sopayla çember sürme, topaç ve top oyunları oynandığına dair resimler bulunmuştur. Girit Uygarlığı’nın kalıntılarında da bebeklere, minyatür ev eşyalarına rastlanmıştır. Komşu uygarlıktaki bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Anadolu’da yaşayan uygarlıklara ait birçok mezar taşında da çocuk yaşantısıyla ilgili bilgiler bulunmaktadır. Maraş’ta Genç Hitit Dönemi’ne ait aşık kemiği ve kırbaçla oynayan çocuk resimlerine rastlanmaktadır. Türklerdeki oyunlarla ilgili bilgileri  Dede Korkut Hikayelerinde bulmak mümkündür.


Bu haber 23/03/2021, Salı günü yayınlandı, 327 defa görüntülendi
*