Yol III-2

+Bilmiyorum efendim. Belki içtiğiniz şarabın etkisidir.
-Ahmak!!!

Nişan aldım.

+Durun durun! Rica ederim bizi öldürmeyin. Tabiki şarabın etkisi değildir. Bağışlayın efendim ömrümde hiç şarap içmedim. Belki içtiğiniz şu tütünün etkisidir?

Tüfeği tekrar bıraktım. Küllüğe baktım. “Belki de” diye tekrarladım.

Kafamı, tekrar, kaldırıp bu garip iki yolcuya baktım. “Derhal buradan defolun sizi bir daha burada görecek olursam öldürürüm!!!” İki yolcu koşmaya başladı. Güneşin battığı yöne doğru. Onlar giderken arkalarından izlemeye devam ettim. İyiden iyiye bulanıklaştılar ve kayboldular.

Kafamı hızlıca diğer yöne çevirdim. Hiçbirşey gözükmüyordu. Bir süre bekledim. Şaraptan güçlü bir yudum alıp tekrar baktım.

İnanamadım. İki yolcu! (Daha bir kaç dakika önce yolun sonunda gözden kaybolan iki yolcu) yolun başında gözükmüşlerdi. Kalbimin hızlı hızlı çarptığını hissettim. Beklerken birazcık rahatlamak için bir kadeh şarap koydum. İki yolcu gitgide yaklaştı. Büyük kayaya yaklaştıklarında yavaşladılar. Kısa bir konuşmanın ardından oturdular. Bir süre sessizce durdu iki yabancı sonra zayıf olan söze atıldı.

+ Yavaştan ölüyoruz.
– Anlamadım!
+ Neyi anladın ki zaten!? Ölüyoruz diyorum… Yavaş yavaş.

Bu konuşmayı hatırladığıma adım kadar emindim. “Bu iki ucubeyi öldürmeli” diye düşündüm kendi kendime. Doğruca aşağıya indim. Siahıma onlara doğru doğrulttum.

-Eller yukarı.

Dediğimi yaptılar. Ellerini hızlıca kaldırdılar.

Zayıf olan yavaşça öne atıldı.

-Bizi öldürmeyin efendim! Paranıza ya da karınıza göz diktiğimizi de düşünmeyin! Sadece, birazcık, dinlenmek istedik. Hırsız ya da serseri değiliz. Ayyaş da değiliz.

Bu cümleleri de önceden duyduğuma emindim. Beni ikna etmelerini istemiyordum bu yüzden kısa kestim.

+Sizi öldüreceğim. Daha önce bağışladım ama öldüreceğim.