Sen Sus!

Ünlü dediğimiz bir kitle var Türkiye’de. Kasvet veren bir kitle. Kendini yetiştirmekle ilgili bir alıp-veremediği olmayan bir kitle. Benim ünlü dediğim bu kitle düşündüğünüz gibi sadece şarkıcılardan, modellerden, yarışma jürilerinden ya da sosyal medya fenomenlerinden ibaret değil. İçinde eski belediye başkanı da var, gazeteci de…

Bunlara ünlü diyorum. Çünkü herkesin onları bilmeleri dışında bir özellikleri yok. Kara para aklamak için kurulan paravan şirket gibi kullanıyorlar şarkıcılığı, gazeteciliği, belediye başkanlığını… ya da her ne yapıyorlar ise.

İftira ve Zorbalık

Eski bir belediye başkanı var ki akıllara zarar. Bu insan sürekli bir yerlere iftira atmakla meşgul. Sanal zorbalık konusunda ihtisas yapmış. Beğenmediği bir şey olmaya görsün hemen başlıyor iftiralarına. 15-20 genç toplanıp şarkı yapıyor. (Susamam isimli çalışmadan bahsediyorum) Bu kişi çıkıp “bu işin arkasında Amerika var, FETÖ var diyor.”

Şimdi diyebilirsiniz ki “Eee? Sen niye buna alınıyorsun? Eğer öylelerse ortaya çıksın bu?”

Çok haklısınız. Öyle iseler -zaten- ortaya çıksın.

Fakat

Esas sıkıntı; bu eski başkanın, insanlara iftira olarak attığı her şeyin aslında kendisinde olması. Yani HEDEF ŞAŞIRTIYOR. Dikkatler kendisine doğrulduğu anda pisliklerinin tek tek ortaya çıkacağını iyi biliyor.

Not: Küçük bir google araştırması ile kendisinin FETÖ ele başı ile çekilmiş olan çok samimi fotoğraflarını bulabilirsiniz. Ayrıca sosyal medya’yı yoğun kullanan birisi olduğu için Terör Örgütünü övdüğü onlarca paylaşımını görebilirsiniz.

Ünlü Olup Kendini Bozmayanlar

Yaptıkları işi kaliteli yaptıkları için ünlü olan insanların hakkını vermek istiyorum. Bunlardan ilk aklıma gelen Fazıl Say. Gelin görün ki bugün gördüğüm bir paylaşımdan anladığım kadarıyla Fazıl Say’ı bile çıldırtmışlar. Yakın zamanda kendisine yöneltilmiş haksız eleştirileri cevapladığı yazısını okurken ne denli kötü hissettiğini anlayabildim.

Peki neden Fazıl Say’a böyle davranabiliyorlar?

Çünkü Zorba değil. Eleştirilere bile kendi kalitesiyle cevap veriyor.