Fısıltılar – Bölüm II

Yaşlı Teyze   : Ah evladım! Gencecik de çocuk-umuş!
Yaşlı Amca     : No-lumuş? Vurmuş-larımı?
Genç Erkek   : Yoh amca kendi kendine vurmaya başladı.
Yaşlı Amca     : Ehonomi böyle gider-ise olacağı buyudu.
Genç Erkek   : Hay gurbanın olam. Doğru diyorsun.
Genç Kadın   : Birazcık açılır mısınız rahat nefes alsın!

Yüzüme çarpan buz gibi su ile kendime geldim… Uğultulu sesler duyuyordum. Gözlerimi yavaş yavaş açtım, bulanık görüntüye rağmen bir sürü insanın etrafımı sardığını seçebiliyordum. Bu sırada yüzüme yumuşak bir el değdi. Elin sahibi görüş alanıma doğru girip onu görebileceğim şekilde eğildi.

Genç Kadın   : İyi misin? Bir hastalığın ya da kullandığın bir ilaç falan var mı?

Kafamı “hayır” manasında sağa sola çevirdim.

Genç Kadın   : Tamam hadi dağılalım arkadaşlar. Arkadaş biraz kendine gelsin. Ben yardımcı olacağım merak etmeyin.

Kalabalık söylene söylene dağıldı.

Genç Kadın   : Gel bakalım.

Genç kadın koluma girip kalkmama yardımcı oldu.

Genç Kadın   : Gel şurda biraz oturalım tuzlu ayran içirelim sana.

Kafamı avuçlarımın arasına alıp bir süre bekledim.

Genç Kadın   : Hadi iç şunu!

Ayrandan bir yudum aldım. İlk yudumla beraber öksürmeye başladım. Öksürüğümü durdurmaya çalışırken kadına baktım. Bana acır gözlerle bakıyordu. “İyiyim” dedim.

Genç Kadın   : Benim randevum var gitmek zorundayım. Kendine iyi bak. Doktora görünmeni tavsiye ederim yere düştüğünde darbe almış olabilirsin.

“Tamam”

Kadın gitti. Birkaç dakika sonra ben de kalktım. Bir sigara yakıp yürümeye başladım.

Fısıltı  : Beni öldürecektin.

“Evet seni öldüreceğim”

Fısıltı  : Bunu yapamazsın. Ben senin zihninde yaşıyorum.

 “Fark etmez!”

 Fısıltı  : Benden kurtulabilmen için kendinden kurtulman gerekiyor.

“Kes sesini! Kes!”