Eh işte!

Alacağım cevaplar belli gibi. İnsanlar mutsuz dolaşıyor. Hatta bir kısmı sokağa bile çıkmıyor. Şöyle gümbür gümbür bir “Çok Mutluyum! diyen biri çıkacak mı acaba? Çok zor… Diyaloglar çoğunlukla aşağıdaki gibi gerçekleşiyor.

– Nasılsınız?
– Şöyle, böyle
– Beyefendi siz?
– İdare eder…
– Siz ablacım?
– Eh işte!

Türkiye gündemi fırtınayı geçti, artık kasırga şiddetinde ilerliyor. Bir yandan da kamyon çok dolu, freni patlamış gibi, durdurulamıyor. Artık bayır aşağı mı, yokuş aşağı mı demeli bilemiyorum, süratle bir yerlere gidiyoruz ama.

Geçtiğimiz hafta bir kaç güne sığan haberlere bir bakın:

  • Tıp Fakültesine manav açıldı.
    • Bahçeli, yeni parti girişimlerine çok kızdı.
  • Özhaseki, Ankara’da faturaları PKK militanlarının dağıtacağını açıkladı.
    • Cumhurbaşkanı, CHP’nin Rumlarla birlikte yürüdüğünü söyledi.
  • Piyango haramdır’ diyen vaizin oğlu, Milli Piyango Müdürü oldu.
  • Cumhurbaşkanı, “Bay Kemal biz kuyruksuzuz. Siz yokluk kuyruğu icat ettiniz, hastanelerde ilaç kuyrukları oluştu. Bizimki varlık kuyruğu varlık.” dedi.
  • Millet ittifakı, Cumhurbaşkanı tarafından “Zillet İttifakı” olarak nitelendirildi.

Diğer haberler kasırga olmasa da fırtına gibi:

  • Türkiye’de 115 bin kamu aracı bulunduğu belirtildi. (Bu sayı, Fransa’da 2 bin, İtalya’da 29 bin)
  • Türk milyarder sayısı 40’tan 29’a düştü.
  • Restoran Şefi: Dışarıda döner, köfte, lahmacun yemeyin.

• Ambulansa yol vermeyen sürücü: “Hasta olmadığını düşündüm, sinirlendim bu hareketi yaptım.” dedi.

• CHP’nin Ankara adayı Mansur Yavaş mal varlığını açıkladı. (Ne var bunda? Elbette açıklayacak diyebilirsiniz. Haklısınız. Epeydir görmüyorduk da… Onun için buraya aldım.)

  • AKP Urfa milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar: “…yarın inşallah mahşerde  Allah’ın karşısına çıktığınız zaman, Allah o emaneti bize verdiğinizde dolayı, size inşallah hiçbir hesap sormayacak
  • AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan, HDP’lilere: “Sizin bu ülkede yeriniz yok”

 TÜİK’in son “Yaşam Memnuniyeti Araştırması”na bir daha bakalım.

Genel mutluluk düzeyi 2011-2018 istatistik sonuçları şöyle: Mutlu olanlar %62.1’den %53.4’e düşmüş, “Eh işte idare eder”/Orta diyenler %28’den %34.5’e çıkmış, kendini mutsuz hissedenler %9.9’dan %12.1’e çıkmış… En sert yükseliş, orta kısmında. Öyle ulu orta “Mutsuzum” diyememekten midir nedir…

Ümit Kıvanç, “İktidar katında, iktidarı sürdürmeye yetecek çoğunluğun rıza -bu da ille şart değil- ve desteğini almak dışında önem taşıyan somut amaç yok, zira iktidarı sürdürmek dışında ekonomik, siyasî, toplumsal, stratejik hedef yok.” diyor. Haksız mı?

Mesela içinden sadece birini seçelim. Türkiye’nin dört bir yanı Ziraat fakültesi kaynıyor değil mi? Türkiye’nin tarımdaki geçmişine-birikimine kim laf söyleyebilir? Ancak, “şükür ki paramız var, tarım ürünleri ithal edebiliyoruz.”

Geçen ay önümde gerçekleşen bir olayı aktarayım kısaca. Karı-koca oldukları belli olan bir çift, tohum alacaklar. Patlıcan, domates, biber vb. Yaz için. Düşündüler taşındılar, tekrar tekrar hesaplattılar. Sonunda en başta kafalarında belirledikleri rakamın neredeyse üçte biri kadar tohum alıp çıktılar. Çıkarlarken, daha bunun gübresi var, mazotu var, ilacı var kelimeleri sessizlikte uçuşup gitti.

Bu çiftçiler, bütün yaz çalışacaklar emin olun ancak “boğaz tokluğu” ölçüsünde bir gelirleri olmuş olacak. Sizler-bizler yine sebze-meyve pahalı diyeceğiz.

“Mutlu musunuz” sorusuna nasıl bir cevap vermeli şimdi?