Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Vapur Bey

KÖY – Bölüm IV

-Kim o?

-Muhtar ben Öğretmen Bey.

Tahta kapı gıcırdayarak açıldı.

-Buyur Muhtar, ne istiyorsun?

-Buyur etmicen mi Öğretmen Bey? Nedir senin benle alıp veremediğin?

Pişkin, gür bir kahkaha attı. Bu, şaka anlayışının -fazlaca- kalifiye olduğunu düşünen insanlarda görülen enteresan bir davranış bozukluğudur.

-Buyur bakalım. Çok vaktim yok, kısa olsun lütfen.

Muhtar’a bir çay ikram edip karşısına oturdum. “Seni dinliyorum.” dedim. Üzerinden eksik etmediği kasıntı tavırla, gerile gerile başladı konuşmaya.

-Öğretmen Bey. Sanıyorum ki bazı gördüklerin karşısında bize birazcık kuruldun. Okumuş adamsın, şehir görmüş adamsın ama burası köy. Burayı geldiğin yerle karıştırma. Köy yerinin adetleri vardır. Köylü değişimi sevmez. Köylü, başında onu idare edecek biri olsun ister. Bütün bunlar olmazsa ne olur? Anarşi başlar, eşkıyalığa soyunur bu deyyuslar.

Çayından gürültülü bir yudum aldı.

-Biz biraz cahilizdir ama yol yordam biliriz. Sen devletin öğretmenisin, okuluna git dersini ver. Müezzini kışkırtmak ne demek? Köylü bir kurulursa Müezzin Beye linç eder alimallah, vebali kalır boynunda Öğretmen! Hadi onu geçelim. Kimin kiminle evleneceğine karışmak ne oluyor? Alan razı veren razı.

Geriye doğru yaslandı. Gözleriyle beni tartar gibi baktı:

“Yoksa sende mi sevdalandın o yosmaya?”

Her zaman attığı pişkin gülüşü tekrarladı. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Öfkelenmemem gerekiyordu. Ayağa kalktım, bir elimi arkaya, bel boşluğuma, koyup diğer elimi -parmaklarımı azarlar gibi tutup- muhtara doğrulttum:

“Kendini gibi sanma beni. İnsanları soymak, küçük bir yavrucağa göz koymak sizin gibi deyyusların işidir.”

Muhtar öfkeyle ayağa kalktı:

“Ne diyorsun lan sen?”

Üstüme hepi topu bir iki adım atabildi Muhtar. Alnının bir kaç parmak ötesinde duran namlu karşısında, görünmez bir duvara çarpmış gibi kaskatı kesildi. Ellerini yana açtı:

“Öğretmen sakin ol! Delilik etme”

“Merak etme Muhtar, seni vurmak için doğrultmadım silahı. Öfkeli kalkışın zarara dönmesin diye doğrulttum.”

Silahı yavaşça indirdim.  Bir iki adım geri attı Muhtar. “Söyleyecek bir şeyin yoksa git” dedim. Geçmesi için müsaade ettim.

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Tüm Hakları Saklıdır. | Renowtech