Öfkeli Teyze

Günümün güzel geçebilmesi için ihtiyaç duyduğum tek şey güneşli bir havadır. Bu güneyli olmanın bir getirisidir. Böyle havalarda içim içime sığmaz, coşkudan sebepsizce gülerim. Gamzeli gülücükler eşliğinde durakta ki yerimi almıştım. Ç3 geldi bindim. Şu hayatta karşı koyamadığım ender şeylerden birisidir Ç3. Birde köpek gördüğümde dayanamam hemen severim.

Ç3 oldukça kalabalıktı, bakiyeniz yetersiz sesini uzun zamandır duymamanın verdiği öz güvenle hızlıca arkalara doğru yürüdüm. Cuma pazarı durağında, otobüsün olması gerekenden daha fazla durduğunu gördüm. Yahu dedim ne iş? Kulaklığımı çıkardım hemen. Meğerse birisi arabasını bırakmış yolun ortasına şoför bey onu bekliyormuş. “Şehir hayatında böyle şeyler olur! Modernizmin sizi bunaltmasına izin vermeyin!” gibilerinden olgun bakışlarımla otobüsü sakinleştirmeye çalışıyordum. Bu arada bir tane teyze kalktı ve otobüsün açık olan ön kapısından şu sözleri söyledi: “Bir tek sizin işiniz var dimi? Bu kadar insan sizi bekliyoruz! Aptal adam!” teyze haklıydı haklı olmasına yalnız otobüste bir gerginlik vardı. Ben hemen anladım muhabbeti. Cümlelerindeki haklılığı ses tonuyla mahvedengillerdendi bu teyzem.

Yolumuza devam ettik. Kulaklığımı özellikle takmadım, olası bir kaos durumunda yatıştırıcı rolümü oynamalıydım. Kaos anlarında normale göre çok daha mantıklı düşünebildiğimi çokça gördüm. Saha koşulları tam bana göreydi.

Bu sırada şoför beyle başka bir teyzenin muhabbet ettiğini gördüm. Gergin anların ertesinde “etkileşime” dayalı davranışları hep takdir etmişimdir. Ne güzel diye düşünürken. Öfkeli teyze “Oğlunuz olabilir, canımızı tehlikeye atıyorsunuz şuan!!” diye gürledi. Gergin hava çok geçmeden geri dönmüştü. Bu sefer yolcuların -neredeyse- tamamı teyzeye “öfff sus be!” bakışı atıyordu. İşin garibi teyze yine haklıydı ama ses tonu yine mahvetmişti haklılığını. “Sakin olun gülücükleri attım sağa sola.”

 İneceğim durağa geldiğimde otobüsün arka kapısından indim. İskele Meydanı yönüne doğru yürümeye başladım. Orta kapıdan “O” indi, aksi istikamete doğru gidiyormuş. Bir an çarpışır gibi olduk. Tam bir şey söylemek için ağzını açtı ki bütün olgunluğumla “Çekil be!!” diyerek yürüdüm devam ettim.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.