Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hüseyin Çay

CHP’de Ön Seçim Olması Sivil Toplumun Fırsatı mı, Sorumluluğu mu?

Türkiye’de yerel seçimlere sayılı günler kala, siyasi partilerin aday belirleme süreçleri de hız kazandı. Bu süreçte en çok dikkat çeken karar, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilde ön seçim yapma kararı oldu. CHP, bu kararıyla değişimin öncüsü konumuna gelen parti içi demokrasiyi güçlendirmeyi amaçladı. CHP’si sözünde duracak mı? Peki, bu karar sivil toplum kuruluşları (STK) için bir fırsat mı, yoksa bir sorumluluk mu?

Ön seçim, bir siyasi partinin adaylarını belirlemek için parti üyelerinin oy kullandığı bir seçim türüdür. Ön seçim, hem adayların eşit şartlarda yarışabilmesini hem de parti tabanının iradesinin yansımasını sağlar. Ön seçim, aynı zamanda partiye yeni katılan veya katılmak isteyen kişilere de bir motivasyon kaynağı olur. Ön seçim, demokratik bir siyasi kültürün gelişmesine katkıda bulunur.

Ön seçim, sivil toplumun da siyasete katılımını artırır. Sivil toplum, ön seçim sürecinde hem kendi adaylarını destekleyebilir hem de kendi gündemlerini siyasete taşıyabilir. Aday olan kişilerin vizyonlarını, projelerini, performanslarını ve vaatlerini değerlendirebilir. Aday olan kişilerle diyalog kurabilir, talep ve beklentilerini iletebilir, işbirliği ve ortaklık imkanlarını araştırabilir. Aday olan kişileri denetleyebilir, hesap sorabilir, eleştirebilir ve öneride bulunabilir.

Sivil toplum, ön seçimde sadece adayları değil, aynı zamanda parti politikalarını ve stratejilerini de etkileyebilir. Kendi öncelikli sorun alanlarını, çözüm önerilerini ve alternatif modellerini ortaya koyabilir. Değerlerini, ilkelerini ve vizyonunu yansıtan bir siyasi irade oluşmasına katkıda bulunabilir. Sesini, talebini ve iradesini duyurabilir.

Sivil toplum, ön seçimde sadece siyaseti değil, aynı zamanda toplumu da dönüştürebilir. Kendi üyelerini, gönüllülerini, paydaşlarını ve hedef kitlelerini bilinçlendirebilir, eğitebilir ve örgütleyebilir. Kendi misyonunu, vizyonunu ve hedeflerini topluma anlatabilir, yayabilir ve benimsetebilir. Kendi etki alanını, kapasitesini ve gücünü artırabilir.

Sivil toplum, ön seçimde sadece kendisi için değil, aynı zamanda demokrasi için de çalışabilir. Seçmenlerin bilgi, farkındalık ve katılım düzeyini yükseltebilir. Seçim güvenliği, şeffaflığı ve adil oluşunu sağlayabilir. Seçim sonuçlarının meşruiyetini, kabulünü ve saygınlığını güvence altına alabilir.

Sivil toplum, ön seçimde yerel yönetimlerin yetki, sorumluluk ve kaynaklarını artırabilecek bir siyasi irade oluşmasına destek verebilir. Yerel yönetimlerin katılımcı, şeffaf, hesap verebilir, adil, eşitlikçi, çoğulcu, sürdürülebilir ve insan haklarına saygılı olmasını sağlayabilecek bir siyasi irade oluşmasına destek verebilir. Yerel yönetimlerin ulusal ve uluslararası düzeyde işbirliği, dayanışma ve etkileşim içinde olmasını sağlayabilecek bir siyasi irade oluşmasına destek verebilir.

Hal böyle iken, bu kadar etkili olabilecek iken CHP’sinde ön seçim lafı göz ardı edilmesi söz konusu iken Sivil Toplum Kuruluşları hala neden adayları seçilsin diye yüzünü Ankara’ya dönüp ön seçim için harekete geçmiyor?

Sivil toplum, tüm bu çalışmaları ön seçim olsun, belediye başkanını paranın gücü değil, halkın gür sesi belirlesin diye yapmalıdır. Çünkü ön seçim, sivil toplum için bir fırsat olduğu kadar, bir sorumluluktur da. Siyaseti, toplumu ve demokrasiyi dönüştürme sorumluluğunu acilen yerine getirmelidir.

Sivil toplum, bu fırsatı değerlendirmek ve sorumluluğu yerine getirmek için, 2010 yılında Türkiye Anayasa Değişikliği Referandumunda nasıl çalıştılarsa, aynı şekilde CHP için çalışmalıdır. Çünkü demokrasiyi ülkeye getirecek en güçlü parti CHP’dir. CHP’ye gelen demokrasi ülkeye gelir!

CHP’de aday olacak, aday adayı olanların sol, sosyal, sosyalist bir alternatif oluşturmasını, ulusal ve uluslararası düzeyde emperyalizme, kapitalizme, faşizme, ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, militarizme ve her türlü baskı ve sömürü düzenine karşı mücadele etmesini, halkların, emekçilerin, ezilenlerin, mağdurların, yoksulların, barışın ve dayanışmanın yanında yer almasını, yönetişim anlayışını, empatik bir toplumun inşasına katkıda bulunmasını sağlamalı, bu özelliklere sahip olan aday adayı için ön seçim mücadelesine girmelidir.

Sınıf mücadelesinin, emek hareketinin, sosyal adaletin, eşitliğin, özgürlüğün, barışın ve dayanışmanın savunucusu olacak, halkın iktidarını, demokratik halk cumhuriyetini, sosyal demokrat bir toplumu hedefleyen adayı ön plana çıkaran bir seçim kampanyası başlatmalıdır.

Sivil toplum kuruluşları, ön seçimde sol, sosyal ve sosyalist bir siyasi irade oluşturmak, siyasetin toplumu ve demokrasiyi dönüştürmesini sağlamak, yerel yönetimlerde demokratik, adil, STK’lara faydalı, kentin rantını peşkeş çekmeyen, kamu yararına yapılacak işlerin öncüsü olan bir adayın çıkmasını ve parti için demokrasinin işlemesini garantilemek için “yerelde demokrasi olsun ki ülke de demokrasi olsun” ilkesiyle acil olarak harekete geçmeli, kolları sıvamalıdır.

STK’lar, ön seçimde toplumcu, demokratik ve kamu yararına çalışacak bir adayın çıkması için sol, sosyal ve sosyalist bir siyasi irade oluşturmak üzere harekete geçmelidir.

Sonuç olarak Sivil toplum, CHP adaylarını ön seçimde belirlemesi için aktif bir rol oynamalıdır. Sivil toplum, bu durumu siyaseti, toplumu ve demokrasiyi dönüştürmek için bir fırsat ve sorumluluk olarak görmelidir. Sol, sosyal ve sosyalist bir siyasi irade oluşturmak için mücadele etmelidir. Kentin rantını peşkeş çekmeyecek, kamu yararına yapılacak işlerin öncüsü olacak, toplumcu, demokratik ve kamu yararına çalışacak bir adayın çıkması için çalışmalıdır. Sivil toplum, ön seçimde CHP’ye demokrasi getirmeli, CHP de ülkeye demokrasi getirmelidir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

%d
Tüm Hakları Saklıdır. | Renowtech