ÇOMÜ 15 üniversiteye destek oldu

Üniversite Araştırma Laboratuvarı(ÜNİAK) tarafından yapılan anket çalışmasında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi(ÇOMÜ) uzaktan eğitim sürecini en iyi yöneten 2’nci üniversite olmuştu.  ÇOMÜ Bilgi İşlem Daire Başkan Vekili Cahit Kurt, süreç boyunca elde ettikleri başarıyı GÜNDEM’e anlattı. Kurt, “Uzaktan eğitim sürecinde ‘öğrenci odaklı’ bir anlayış geliştirerek bin 600 canlı ders yaptık. Bu süre boyunca, ÇOMÜ olarak 15  üniversiteye destek olduk” ifadelerinde bulundu.

Tüm dünyayla birlikte Türkiye’de de patlak veren pandemi sebebiyle eğitim sisteminde ciddi aksamalar yaşanmıştı. Yeni eğitim öğretim sezonun açılmasına kısa bir zaman kala hala pek çok konu netliğe kavuşmazken ‘uzaktan eğitim’in seyri de sıklıkla tartışılıyor. Bu noktada Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi(ÇOMÜ) de ciddi başarı elde etti. Üniversite, Üniversite Araştırma Laboratuvarı(ÜNİAK) tarafından yapılan anket çalışmasında uzaktan eğitim sürecini en iyi yöneten 2’nci üniversite oldu.

ÇOMÜ Bilgi İşlem Daire Başkan Vekili Cahit Kurt, süreç boyunca elde ettikleri başarıyı GÜNDEM’e anlattı. Uzaktan eğitim sürecine diğer üniversiteler gibi aniden girdiklerini belirten Kurt şu açıklamalarda bulundu; “Salgın süreci Türkiye’de boy gösterince bunun bizi etkileyeceğini düşündük.  Bu sürecin olumsuz yanlarını düşünürken daha YÖK’ten eğitime ara verilmesi ile ilgili karar gelmemişti. Biz hemen çalışmaya başladık, neler yapabiliriz diye konuşmaya başladık. Bu konuda en önemli etken rektörlüğün bize güvenmesi ve destek vermesi oldu. Biz de Bilgi İşlem Dairesi olarak hemen konuya dâhil olduk. Bizim aslında Uzaktan Eğitim Araştırma Merkezi Müdürlüğü’müz de var ama ne yazık ki onların sunucu sistemleri ve personel sayıları bizim ki kadar yeterli değil. “

“ÖNCELİKLE A PLANI YAPTIK”

“Sistemi kendi sunucularımız üzerinden yönetmeyi amaçladık ama bizim üniversitemizde aktif 33 bin öğrencimiz var. Bu rakam da Çanakkale için büyük bir rakam.  33 bin öğrenciyi sisteme nasıl kaydederiz, nasıl sistemi öğretebiliriz diye düşündük. Bu konuda hocalarımızın da bir eğitimi yok çünkü bu normal bir süreç değil. A planı olarak kendi sistemimiz üzerinden 33 bin öğrenciyi kaydetmemiz mümkün değildi. Bu nedenle B planına geçtik.”

“BİZİM EN BÜYÜK BAŞARIMIZ ÖĞRENCİ ODAKLI OLMAMIZDI”

Öğrenci odaklı olmalarının en büyük başarıları olduğunu söyleyen Kurt canlı derslere de hemen geçmediklerini, ilk olarak asenkron eğitimi verdiklerini açıkladı.

8 kişilik ekip ile öğrencilerle iletişim halinde olduklarını, salgın süresinde her öğrenciye yardımcı olabilmek için günde yaklaşık 200 adet maile cevap verdiklerini belirten Kurt, “Hocalarımıza derslerle ilgili içerik hazırlamalarını söyledik. Öğrencilere de mail yoluyla haftalık derslere girmelerini takip etmelerini söyledik. Bu uygulamadan bir hafta sonra da canlı dersleri başlattık. Önce hocalarımıza sonra da öğrencilerimize eğitici video ve dökümanlar verdik. Bizim en büyük başarımız öğrenci odaklı olmamızdı. Burada 8 kişilik ekip ile öğrencilerle iletişim halinde olduk. Salgın süresinde biz her öğrenciye cevap verdik, yardımcı olduk. Günde yaklaşık 200 adet maile cevap verdik. Hatta interneti olmayan ve bize ulaşan öğrenciye de internet ulaştırmaya çalıştık, çevresinde valilik ve üniversiteleri aradık. O öğrencinin derse katılmasını istedik. Aslında biz birinci sayılırız çünkü sıralamada birinci olan Abdullah Gül Üniversitesi’nin 5000 öğrencisi var bizim 33 bin öğrencimiz var” dedi.

“Biz yaklaşık 15 tane üniversiteye destek olduk” İfadelerinde bulunan Kurt sözlerini şöyle sonlandırdı: “Microsoft Teams ile sadece kuralları belirledik. Sistemi, onlarla görüşerek uzaktan eğitime dönüştürdük.  Bize destek oldular, ortak bir paydada buluştuk. Bizim Microsoft Teams’ı seçtik çünkü dersi kaçıran ya da derse katılım gösteremeyen öğrencinin sonradan dersi izleyebilmesi gerekiyordu. Bu da Microsoft’ta sınırsızdı. Mobil uygulaması sayesinde de derse ve sınava katılabiliyordu. Biz yaklaşık 15 tane üniversiteye destek olduk. Biz uzaktan eğitimi nasıl başardık, nasıl günde 1600 canlı ders yapabildik sorularının cevaplarını onlara verdik.”

Esra Çanlı