“Altın mı su kaynağı mı derseniz; bin defa su kaynağı!”

Usta Gazeteci ve Yazar Uğur Dündar, 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri kapsamında Çanakkale’ye gelerek, mesleki serüveninin anlatıldığı belgeselin gösterimine katıldı. Dündar, sonrasında ise Bakan Ülgür Gökhan’la birlikte ağaç katliamının ve siyanürlü maden faaliyetlerinin sürdüğü Kirazlı-Balaban mevkiine gitti. Burada, alanı gezen Dündar, “Altın mı su kaynağı mı derseniz bin defa su kaynağı, bin defa doğa deriz. Buna korumak, bizim yaradılış gereği görevimizdir!” şeklinde konuştu.

30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri kapsamında şehre gelen Duayen Gazeteci ve Yazar Uğur Dündar, Kanadalı bir şirket tarafından Kirazlı-Balaban mevkiinde sürdürülen metalik madencilik faaliyetlerini yerinde gözlemledi. Başkan Ülgür Gökhan’la birlikte alanı gezen ve orada bulunan vatandaşlarla görüşen Dündar, sonrasında ise açıklamalarda bulundu.

“Her türlü takdirin üzerinde…”

Dündar, sözlerine Kaz Dağları için direnen halka minnetlerini sunarak başladı. Doğayı korumak adına verilen mücadelenin devam ettirilmesinin her türlü takdirin üzerinde olduğunu belirten Dündar, “Ben Sayın Başkan’ın verdiği mücadeleyi de çok takdir ediyorum. Bayrağı önde taşıyarak Çanakkale’nin layık olduğu bir başkan modeli sergiliyor” ifadelerini kullandı.

“Ablamı 23 yaşında kaybettik”

Uğur Dündar, sözlerine şöyle devam etti: “Yenice fay hattının çok riskli, tehlikeli olduğunu bizzat yaşayarak görmüş bir ailenin bireyiyim. Bir 18 Mart gecesi tarihteki o büyük Çan yenice depremi yaşandı ve 400 civarında yurttaşımız hayatını kaybetti. Biz de bir ay süreyle çadırda kaldığımız için o süre lise öğrencisi olan ablamı romatizma hastalığı yakaladı, romatizma kalbine sirayet etti. Fakat Çanakkale’de tedavi imkanları o zaman yeterli olmadığı için hastalığı ilerledi. Maalesef çok geç kalmış bir halde İstanbul’a gittik ve kendisini 23 yaşında kaybettik.

“Bilim insanlarının öngöremeyeceği büyük felaketler yaşanabilir”

“Bu coğrafya büyük depreme gerek kalmadan fay hareketleriyle yer altı sularını, su kaynaklarını her zaman ağır metallerle kirletebilecek bir riskli bölgedir. Çoğu memba sularında arseniğin çıkması bu nedenledir. Hele bu türlü siyanürle üretim yapılması sonucunda Allah korusun, olabilecek bir fay kırığı bizim tahayyül edemeyeceğimiz, bilim insanlarının bile öngöremeyeceği çok büyük felaketlere sebebiyet verebilir. Bu coğrafyada sadece bu altıncıların değil, yaşayan canlıların onlardan daha fazla hakkı var. Biz her şeyden önce canlı haklarına saygı bekliyoruz. Eğer buralar talan edilirse, hoyratça bu üretime devam edilirse bilim insanlarının öngörüsü Türkiye’nin 60 yıl sonra çölleşeceğini gösteriyor.

“Doğayı korumak yaradılış gereği görevimiz!”

“Biz su kaynaklarımızı, doğal kaynaklarımızı cansiperane şekilde korumak zorundayız. Altın mı su kaynağı mı derseniz bin defa su kaynağı, bin defa doğa deriz. Bunu korumak, bizim yaradılış gereği görevimizdir. Bu ormanlar, insan eliyle dikildi. Buraların talan edilmesine asla ve asla izin vermeyeceğiz. Buna saygı duyulmasını istiyoruz ve saygı duyuluncaya kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz.”

Esra Çanlı



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com