AĞAÇLARA KIYMAYIN

Bir tarımcı olarak, bir tabiat sever olarak, velhasıl bir insan olarak, tabiatın tahrip edilmesine, ağaçların katledilmesine oldum olası karşıyız. Çanakkale’de altın arama şirketinin, siyanürle arama yapacağını ve ağaçların kesildiğini söyleyerek eylem yapanlar var. Hükümet durumun vahim olmadığını, siyanürle arama yapılmadığını, suların kirlenmeyeceğini hatta ağaçların kesilmeyeceğini iddia ediyor. Gelin görün ki resimlere baktığımızda epeyi ağaç kesildiğini görüyoruz. Her ne kadar şirket kestikleri ağaçları için Orman İdaresine ücret ödese de orman teşkilatı da şirketin arama faaliyetleri bitince, kesilenlerin yerine yeni ağaç dikecek olsalar da ağaç kesilmesine gönlümüz razı gelmiyor. Elbette ki yer altı zenginliklerimizin yerin altında atıl kalması uygun değildir. Ekonomiye kazandırılmalıdır. Lakin bunlar yapılırken tabiata zarar verilmemelidir. İnanın, bir ağaca vurulan baltayı, göğsümüze vuruluyor gibi hissediyoruz. Meralarımız yok oldu. Heyelan tehlikesi apansız sürüyor. Buralara toplu konut yapıyoruz. Mera olmayınca hayvancılık da olmuyor. Yahu, ne istersiniz bu güzelim tabiattan? Ağaçtan, ottan, börtü böcekten? Tabiatın dengesini neden bozuyorsunuz? Bu işin başka yolu yok mu?

DİN AÇISINDAN DA YANLIŞ

Tarih boyunca yapılan savaşlarda, taraflar birbirlerinin insan gücü ile birlikte doğal kaynaklarını da hedef almıştır. Savaşlarda insan zayiatının yanında, orman, bağ, bahçe ve ekili araziler gibi çevre değerlerinin yakılıp yıkılması, hayvan sürülerinin telef edilmesi gibi birçok canlı türü ve doğal çevre de tahribe maruz kalmıştır. İslam öncesi dönemde de, orduların savaşa fiili katkısı olmayan sivilleri öldürdüğü, mahsulleri telef ettiği ve yerleşim yerlerini ateşe verdiği kaydedilmektedir. Kur’an’da bu tür uygulamalar, fesat olarak nitelendirilerek yasaklanmıştır. Buna göre İslam hukukunda savaş halinde tarım arazileri, ağaçlar, mabetler ve mamur mekânların tahrip edilmesine cevaz verilmemiştir. Hz. Peygamber (asm)’in Mute savaşında, kadın ve çocukların öldürülmemesi, sivil halka dokunulmaması, ağaçların yakılmaması ve mamurelerin / meskenlerin tahrip edilmemesi emrini vermesi, bu konuda genel esasın oluşmasına zemin teşkil etmiştir. İstanbul’u fetheden ve “Benim ormanlarımdan bir dal kesenin kolunu keserim. Bir ağaç kesenin ise kellesini alırım.” diyen Fatih Sultan Mehmed’in, bu fermanı çok anlamlıdır. Şu Atasözümüz ne güzeldir.”Yaş kesen, baş keser”. Ağaçlarımıza, Ormanlarımıza kıymayın.

Sağlıcakla kalınız