Mücadele 10 yıl önce başladı!

Çanakkale’nin hatta Türkiye’nin gündemi olan Kaz Dağları ve Kaz Dağları’nda yürütülen metalik madencilik faaliyetlerinin mücadelesi 2009’da başladı. Çanakkale Barosu tarafından 2009 yılından bu yana davalar açıldı, süreç kopukluk yaşanmadan takip edildi. Aradan geçen 10 yıllık süreçte 2019 yılında Kirazlı sırtlarında Su Nöbeti başladı. Hukuki olarak 2009 senesinde başlayan mücadele 2019 yılında tam 10 yıl sonra aktif bir şekilde vücut buldu.

“Kazdağları enkaz dağlarına dönüşmesin!” Bu cümle 2013 yılının Nisan ayında Çanakkale Barosu Başkanı Bülent Şarlan tarafından söylendi. Yıl 2019 Kirazlı-Balaban tepesinde, STK üyeleri, çevreciler ve vatandaşların katılımları ile su nöbeti başladı.

13-14 Nisan 2013 yılında Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu ve Çanakkale Barosu iş birliğinde Kazdağları ve Siyanürlü Altın Madenciliği konulu panel düzenlenmişti. Düzenlenen panele dönemin Türkiye Barolar Başkanı Vedat Ahsen Coşar, Birlik Başkan Yardımcısı Av. Berra Besler, Birlik Genel Sekreteri Av. Cengiz Tuğral ile çok sayıda Baro Başkanı ve yöneticisi, bürokratlar, siyasetçiler ve bilim insanları katılmıştı.

Düzenlenen panelde, Kazdağlarında yürütülen madencilik faaliyetleri ve bölgede kullanılacak olan siyanürün ölümcül riski üzerinde durulmuş, “Avrupa Birliği ülkelerinde yasaklanan siyanürlü altın madenciliğinin, Kazdağları’nda ar damarı çatlamıştır” vurgusu yapılmıştı.

2009 yılından beri Çanakkale Barosu Çevre Komisyonu başkanları, üyeleri ve avukatlar sürecin takipçisi oldular. 2013 yılında Çanakkale’nin gündemi, Kazdağlarında yürütülen ve yürütülecek olan madencilik faaliyetleri olurken, konu 6 yılda unutulmuştu. Düzenlenen panellerden ve oluşan kamuoyundan tam 6 yıl sonra Atikhisar Su Havzası’nda devam eden metalik madencilik faaliyetlerine Sivil Toplum Kuruluşları, çevreciler, TEMA, CHP’li siyasiler tepki gösterdi ve Balaban sırtlarında Su Nöbeti başladı. Günlerdir süren nöbete katılım her geçen gün artarken, vatandaşlar Kazdağları’nın doğası, ekosistemi ve Çanakkale’nin tek içme su kaynağı Atikhisar yok olmasın diye direnmeye başladılar.

Konuyla ilgili Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan, geçmiş dönem Çevre Komisyonu Başkanı Av. Ali Furkan Oğuz ve şimdiki dönem Çevre Komisyonu Başkanı Ahmet Ozan Yılmaz ile röportaj gerçekleştirdik.

“O günden bu yana çok sayıda çalışmamız oldu”

Çanakkale Barosu Başkanı Bülent Şarlan, “O günden bu yana değişmeyen; Madencilerin doğaya müdahalesi, Baromuzun ise mücadelesidir. Bugüne kadar Çanakkale’de ulusal çapta düzenlediğimiz panellerden, basın açıklamalarına, hukuki süreçlerden eylemselliğe çok sayıda çalışmamız oldu. 2012 yılından buyana hukuksal mücadeleyi Çevre Komisyonumuzla birlikte Çanakkale Barosu olarak yürütmeye çalıştık ve çalışmalarımız devam ediyor. 2013 yılında düzenlediğimiz büyük panel de siyanürün zararlarını katılımcılarla anlatmıştık. Bu panelde bugün gelinen tehlikeyi öngörmüş ve herkesi uyarmıştık. Bu tehlike o günden bugüne yavaş yavaş kapımıza geldi ve yanaştı, çevremizi ve sağlığımızı artık tam da tehdit eder hale geldi.

“Kocaman bir orman katlediliyor”

Kazdağları’nın hayatta kalması için mücadele edilmelidir, ediliyor. Bu mücadele hukuk çerçevesinde olmalıdır. Başka bir ülkede böyle bir alanda bir dalın bile kesilmesine izin verilmeyecekken burada kocaman bir orman katlediliyor. Buna duyarsız kalanları anlamak mümkün değil. Ben buradaki duruşu, insani bir gayret olarak görüyorum. Başarılı olacağına inanıyorum. Çanakkale Barosu, toprağın altının üstüne getirilmesine razı değildir. Altından daha değerlisi, toprağın üstüdür. Kaz dağlarının da üstü altından değerlidir. Bu sebeple de hukuk mücadelesine devam edeceğiz.

“Toplumsal anlamda çalışmalara devam etmeliyiz”

Kaz Dağlarına yönelik duyarlılığı yerelden ulusala taşımalıyız. Hukuksal, toplumsal anlamda ses getiren çalışmalara devam etmeliyiz. Kaz dağlarının üstünün, altından değerli olduğunu her platformda anlatmalıyız.

“Yıllardır vermiş olduğumuz mücadeleye devam ediyoruz”

Çanakkale Barosu geçmiş dönem Çevre Komisyonu Başkanı Ali Furkan Oğuz, “Çanakkale bölgesinde yıllardır vermiş olduğumuz ekoloji mücadelesine halen devam ediyoruz. Çanakkale’de yalnızca Kirazlı değil birçok proje söz konusudur. Halen yargı süreci devam eden projeler var. Sürece ilişkin gelişmeler oldukça bilgilendirmelerde ve değerlendirmelerde bulunacağız.

“2 Ağustos’ta suç duyurusunda bulunacağız”

Düzenlenen su nöbeti halkın bir tepkisidir ve sürekliliği olmalıdır. Daha önce de defalarca kez söylediğimiz gibi hukuk mücadelelerinin temelinde halkın tepkisi ve mücadeleye sahip çıkması vardır. Çanakkale Kirazlı’da katledilen ağaçlarımızın hesabını sormak adına, yaşam hakkına sahip çıkan herkesi, hiçbir kurum ya da kişi gölgesi altında kalmadan 2 Ağustos’ta saat 14.00’de Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapacağımız suç duyurusunda bulunmaya davet ediyorum” dedi.

“2009 senesinde beri BARO süreci yakından takip ediyor”

Çanakkale Barosu Çevre Komisyonu Başkanı Ahmet Ozan Yılmaz, “2009 senesinden beri Çanakkale Barosu süreci yakından takip ediyor ve davalar açılıyor. Kirazlı ile ilgili olan davada ÇED olumludur kararı çıkmıştı. Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından bu karar verilmişti. Bunlara karşılık davalar açıldı. ÇED raporlarına uygun olarak faaliyetlerin yürütülmediği, çevreye ve doğaya farklı etkiler oluşturabilecek olumsuzluklar olduğuna dair görüşler alındı. Bu süreç içerisinde STK’lar ile beraber ortak çalışmalar yapıldı.

“Su nöbeti birilerinin kafasında ışık yakabilir”

Şu anda başlayan su nöbetini oldukça olumlu buluyoruz. BARO olarak destek vermeye çalışıyoruz. Su nöbeti hukuki olarak belki bize bir şey sağlamaz ama en azından hukuki olarak bu olaya nasıl bakıldığı, karar vericilerin nasıl davranması gerektiği konusunda bize yardımcı olabilir. Birilerinin kafasında bir ışık yakabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Tunahan Ünsal