Ekmek aslanın neresinde?

Türkiye’de geçtiğimiz hafta binlerce öğrenci, genç işsiz oranının yüzde 25’lere ulaştığı bir ortamda üniversite sınavına girdiler. İyi bir eğitim almak isteyen öğrenciler, gelecekte çalışacakları işleri seçmek isteyenler, işsizlik sayıları altında ezilmeye, her geçen gün mutsuz olup, istemedikleri bölümlerde okumaya devam ediyorlar. Bu ortamda iyi bir üniversite seçmek için yarışa giren gençlerde, “Hayatımı nasıl kazanacağım?” sorusu her geçen gün yanıtsız kalıyor… Çanakkale’de eğitimciler, çocukların artık sınav stresinden çok gelecek endişesinde olduklarını vurguladılar…

Türkiye’de işsizlik ile ilgili veriler her geçen gün daha kaygı verici boyutlara ulaşmaya devam ediyor. Açıklanan TÜİK rakamlarına göre Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 15 olurken, genç işsiz oranı ise yüzde 25 seviyelerine ulaştı. Türkiye’de her dört gençten birisinin işsiz olduğu bir ortamda, gençler geçtiğimiz hafta üniversite sınavına girdiler. İyi bir yükseköğrenim görmek isteyen gençler birbirleri ile kıyasıya yarışırlarken, okul tercihleri ise endişe verici olmaya başladı.

Özellikle atanamayan öğretmenlerin sayısı, iş bulamayan sağlık personelleri, hayatını kazanmakta güçlük çeken avukatlar gençleri her anlamda umutsuzluğa sürüklerken, bölüm seçimlerinde ise oldukça etkili hal geldi.

Çanakkale’de eğitimciler öğrencilerin sınav streslerinin artık geride kaldığı, sınav stresi yerine gelecek kaygısına kapıldıklarını vurguladılar. Sendika temsilcilerine göre, öğrencilerde, “Hayatımı nasıl kazanacağım?” endişesi hakim…

“Üniversite sınavında 0 çeken öğrenci sayısı artıyor”

Eğitim İş Çanakkale Şube Başkanı, “Türkiye’de eğitim sistemi başarıyı garantilemiyor. Üniversite sınavına giren 1 milyonun üzerindeki öğrencilerin ne kadar çok 0 çektikleri gözler önündedir. Şu an ortaokuldan mezun olan çocukların çoğu başarı belgesi alıyorlar. Çok ilginçtir, ortaokuldan liseye geçiş başarısı her yıl daha da düşüyor.

“Öğrencilerde umutsuzluk var!”

Öğrencilerde ciddi anlamda bir umutsuzluk var! Ekonomik ve siyasi atmosferden kaynaklanan gelecek kaygısı öğrencilerin en büyük problemlerinden bir tanesidir. Eğitim Fakültesi’nden mezun olan 460 bin öğretmen var. Yazılı sınavda başarılı olsa bile atanmayan öğretmenler görüldükçe umutsuzluk artmaktadır. Ne mezunu olursanız olun, iş garantisi diye bir durum yok.

“Her iş alanında ciddi yığılmalar var!”

Bundan 20 yıl önce ekmek aslanın ağzındaydı, şimdilerde ekmek yok. Gençlerin geleceği ile ilgili planlamalar düzgün bir şekilde yapılmadığı için atamalar ve iş bulma oranları giderek düşüyor. Her iş alanında çok büyük bir yığılma, işsizlik sayısında da artış yaşanmaktadır” dedi.

“Üniversite çocuklara meslek edindirecek bir araç olmamalıdır”

Eğitim Sen Çanakkale Şubesi Yönetim Kurulu Adına Camal İlgün, “Üniversite çocuklara meslek edindirecek bir araç olmamalıdır. Sadece çocuklara meslek edindirecek bir araç olarak görülecek olursa çok sayıda umutsuzluk yaşanabilir. Maalesef üniversitelerden okuyup iyi bir iş bulalım diye bakıyorlar. Öğrencilerin kabiliyetleri ve ilgileri ortaya çıkarılmadığı için öğrenciler hiç akıllarından geçirmedikleri bölümlere yerleşebiliyorlar. Bu hem onların mutsuzluğuna hem de eğitimde kalitenin düşmesine neden olmaktadır. Bu hem iş gücü kaybına hem de mutsuz bir toplumun oluşmasına neden olmaktadır.

Eğitimi ilkokuldan ele alıp, elden geçirmeliyiz. Eğitim çocuklarımızı hayata hazırlamalıdır. Çocuğun ilgi ve yetenekleri açığa çıkartılmalıdır.

“Hayatımı nasıl kazanacağım endişesi var!”

Çocuklar yarın ben ne olacağım, ne iş yapacağım, hayatımı nasıl kazanacağım endişesi var. Çocuklar üzerlerindeki baskıyı iliklerine kadar hissediyorlar. Bu baskı altında eziliyorlar. Yanlış yönlendirmeler neticesinde ise yanlış bölümler tercih ediliyor. Anne baba baskısı ile sağlık bölümü, tıp okuyan öğrenciler var. Kimse o çocuğa doktor olmak istiyor musun diye sormuyor. Hastane fobisi olan bir çocuk zorla doktor olduğunda mutlu olabilir mi? İyi bir para kazanabilir ama ne derece mutlu olur?” dedi.

Tunahan Ünsal