Fısıltılar – Bölüm III

Fısıltı  : Uyan.

Gözlerimi açtım. Uykusu bölünen her insan birazcık agresif olur. Onu uykusundan kaldıran şey her ne ise onu susturmaya çalışır. Sabahın erken saatlerinde matkapla duvar delmeye çalışan komşunuz, işe giderken yüksek sesle müzik açma takıntısı olan ev arkadaşınız… Bunlarla bir şekilde baş edebilirsiniz fakat bir fısıltıya karşı elinizden hiçbir şey gelmez.

Fısıltıları ilk duymaya başladığım zamanlar annemin bana seslendiğini sanmıştım. Buna benzer şakaları yapabilecek yaşı çoktan geçmiş olmasına rağmen rasyonel tek seçenek olduğu için uzunca bir süre buna yoğunlaştım. Daha sonra bilgisayarıma virüs girmiş olabileceğini düşündüm ve fişini çektim. Fısıltılar devam etti.

Şeytan mıydı fısıldayan?

Birkaç ay boyunca, mantıklı hiçbir açıklama bulamadığım bu fısıltıları anlayabilmek için metafiziksel dünyayı anlamaya çalıştım. Kuran, incil, antik inanışlar, gelenekler, farklı kültürler… Boşa. Fısıltılar devam etti.

Fısıltı  : Yok ol!

Uyandım. Bir sigara yaktım. Televizyonu açıp bir şeyler izlemeye başladım.

Şeytan ben miyim yoksa?

Televizyonu kapattım. Oturur pozisyonda gözlerimi kapattım. Kafamda olan her ne ise onu ben yaratmış olabilir miyim?

Fısıltı  : Cevabı buldun!

Demek seni yaratıp, sonra da zihnine hapseden bizzat benim.

Fısıltı    : Evet.

Peki bütün bu düşünce seli arasında bana ait olanları nasıl ayıklayacağım.

Fısıltı    : Bütün aptalca olanlar sana ait! Hihahay.

Beynime silahı dayasam ve tetiği çeksem ölen kim olur?

Fısıltı    : Her ikimiz.

Bir sigara yaktım. Boşluğa bir kaç küfür savurdum. “Lanet olası intihar fikri bile benim fikrim olmayabilir!”