VAAZ-I NASİHAT

Bizler, cami cemaati olarak, müftülük aracılığıyla yapılan yayınları ne yazık ki dinleyemiyoruz. Çünkü, Hoca Efendi 4-5 yıldır bayram, seyran, tatil, Cuma demeden, Musa a.s. anlatıyor. İki Cumadır Sayın Müftümüzün, merkezi yayından yaptığı vaazı zevkle dinliyoruz. Çok güzel şeyler söylüyor. Mesela, boşanmaların sebebi ve Çanakkale’de boşanma sayısının çokluğu konuları, çok ama çok önemli meselelerdi. Müftü Efendi, mühim konulara değiniyor. Bizim de yıllardır savunduğumuz, yapılmasını istediğimiz konular bunlar. Günlük yaşantımızla ilgili; komşuluk ilişkileri, alışveriş ve ticaretteki dürüstlük, öğütler, cemaatle namaz kılmanın faziletleri, cami ve namaz adabı, hutbe dinlenirken yapılmaması gereken şeyler, abdest alınırken dikkat edilmesi gereken konular. Bunların anlatılmasın gerektiğini söyleyip yazınca, rahatsız olanlar oldu. Musa’yı, İsa’yı, İbrahim’i, insanlar Kuran-ı Kerim’den okuyup öğrenebilirler ancak İslam ahlakı ile ilgili konulara ulaşmaları zordur. Müminlerin, zikrettiğimiz konularda aydınlanması gerekmektedir. Umuyoruz ki, hiç olmazsa, Ramazan ayında, merkezden yapılan vaazlar, bütün camilerde, cemaate duyurulacaktır. Bu konuda Müftülüğümüzün bir tamimle, meseleye el atması, vatandaşı memnun edecektir.

ANLATMAK GEREK

Nereden çıktı bu konular? Daha önce de yazmıştınız, diyebilirsiniz. Öyleyse; geçen gün vakit namazında olan bir hadiseyi anlatalım da neden icap ettiği anlaşılsın. Öğlen namazı. Cemaat sünneti kıldı. İmama uyarak farzı kılmaya başladı. Bir kardeşimiz ikinci rekâtta yetişti. Yanımızda saf tuttu. İmama uymadı. Başladı sünneti kılmaya. Biz farzın son rekâtını kılarken, o da Sünneti bitirdi. Daha biz selam vermeden, abim başladı farzı eda etmeye. Hangi birini düzelteceksiniz ki? Geldin, baktın millet farza başlamış. İmama uyup devam edeceksin. Cemaat selam verdiğinde, sen eksik olan farz rekâtını kılıp, bitince de kaçırdığın sünneti kılacaksın. Doğrusu budur. Bu amcama kim anlatacak, biz mi? Demez mi ki, “Sana ne kardeşim?” Bunları, vaaz eden hoca efendi kardeşlerimizin anlatması gerek. Cuma namazı. Hutbe okunuyor. Hutbe farz niteliğindedir. Dinleyen yok. Cep telefonu ile oynayan mı, yayılıp gevşeyen mi, uyuyan mı, sormayın gitsin. Bunları anlatmak gerekmez mi? Adam, namaz adabını bilmiyor, neylesin Musa’yı, İbrahim’i, Nemrutu!

GÜLMECE

Bu fıkrayı, Sayın Binali Yıldırım da anlatmıştı. Bizim yukarda yazdıklarımızla uyuştuğu için biz de çızıktıralım istedik. Adam, İslam dininde Kurban meselesini anlatıyor. “Çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah’a dua etmiş ve ’Yarabbi, bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim’ demiş… Dua tutmuş; Davut, kızının adını Ayşe koymuş… Gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş. Hz. Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken Azrail gökten bir keçiyle çıkagelmiş ve ’Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et’ demiş…”Dinleyenlerden biri dayanamamış:

“Yahu bunun neresini düzelteyim… Hz. Davut değil Hz. İbrahim, kız değil erkek, Ayşe değil İsmail, Azrail değil Cebrail, kurban edilen de keçi değil koç olacaktı!”

Sağlıcakla kalınız.