KÖYLÜ DE ALIŞTI!

Daha önceleri, üretici olarak pazarda satış yapan köylüleri tercih ettiğimizi yazmıştık. Hatta sizlerin de büyük emek sarf ederek bu ürünleri piyasaya sunan bu kardeşlerimizin emeğini yok saymaması gerektiğini de ilave etmiştik. Ne yazık ki fırsatçılar bu hile hurda bilmeyen saf insanları da etkilemişler. Pazar pazarı. Teyzemiz, tezgâhına marulları iki sıra halinde dizmiş. Üzerine de 4 lira diye etiket koymuş. Buraya kadar güzel. İkinci sıradakine el attık. Malzeme aynı. Teyze “Onlar 5 lira” demez mi? Yahu teyze üzerine 4 lira yazmışsın. “Yok, öyle değil. Üsttekiler 4, alttakiler 5 lira.” Peki o zaman 5 liralık etiket niye koymadınız? Tıs yok. Alıştırmışlar. Milletin efendisini de kendilerine uydurmuşlar. Soygun düzeni ya. Geçen çarşamba Kepez Pazarı. Başka bir teyzemiz marul satıyor. Bağırıyor; “Marul iki buçuk. Marul iki buçuk.” Yanaştık. Bir tane aldık. “Onlar 3 lira “demez mi? Hayda. Bunların hepsi yoldan çıkmış. İki buçuk diye bağırıyorsun? Niye 3 lira. O zaman 3 lira diye bağırsana. Başladı bu sefer, “İki buçuk lira, üç lira.” “Allahtan korkunuz yok mu?” dedik. Milleti neden aldatıyorsunuz, Bir de yarım kilogram meselesi var. Geçende de yazmıştık. Bir bakıyorsunuz bir ürünün üzerinde etiket, 10 lira yazıyor. Aldınız diyelim meğer yarım kilosu on liraymış. Yasak olmasına rağmen, vatandaşı aldatmaya çalışıyorlar. Pazardaki zabıtalar ne iş yapar? Bugüne kadar, olumsuz bir duruma müdahale ettiklerini görmedik. Allah bu millete yardım etsin. Millet haramı, helali unutmuş. Gözünü karartmış. Ne kadar kopartırsam, ne kadar çalarsam kâr diye düşünüyor. Bilmiyor ki yediği hurmaların bir gün gelip kendisini tırmalayacağını. Tek kelime ile Allah ıslah etsin

GEL DE GÜL!

Bu kadar üçkâğıtçılıktan sonra, gel de gül. Vatandaş kime güveneceğini bilemiyor. Hele marketlerin indirim safsataları. Sormayın gitsin. Bakınız işte. Bizim kafayı da bulandırdılar. Fıkra anlatacağımıza, nerelere girdik. Neyse…

Adamı, satın almak istediği evi gezdiren emlak komisyoncusu, “Bizde yalan, aldatmaca falan asla olmaz abi” diye söze başladı. “Bu gezdiğimiz evin iyi yönleri de var, kötü yönleri de. Kötü yönü evin bir cephesinin şehir çöplüğüne, diğer cephesinin ise mezbahaya bakıyor olması.”

Merakla “Tamam da” dedim “O zaman bu evin ‘iyi yönü’ ne olabilir ki?”

Komisyoncu: “Balkona çıktığınızda rüzgârın hangi yönden estiğini ‘şak’ diye anlarsınız.”

***

Adam, hayatında ilk defa trenle seyahat etmek için gara gitmiş ama prosedürü bilmediği için, yanlışlıkla yük vagonlarına girip oturmuş. Yolculuk bitip tam vagondan inerken, onu görüp kaçak yolcu zanneden güvenlik görevlileri, adamı yakalayıp bir güzel dövmüş. Köyüne döndüğünde ona “Trenle yolculuk nasıldı?” diye sorulunca “Harika bir şey” demiş adam, “Bir de şu dayak olayını kaldırsalar keyfine doyum olmayacak.”

Sağlıcakla kalınız.