BİRİ DURDURSUN!

Ana Muhalefet liderini, yanında olan birileri durdursun, Uyarsın. Öyle şeyler söylüyor ki, anlamak mümkün değil. Daha önceleri grup toplantısında, “Maliye Bakanının İsrail’de ne işi var?” demişti. Çoğu basın kuruluşu bunu atladı. Akabinde Maliye Bakanı çıkıp,”Hayatımda hiç İsrail’e gitmedim” dedi. Kılıçdaroğlu ofsayta düştü. Trump’ın Türkiye çıkışı ile ilgili Sayın Bahçeli’nin karşı cevap vermediğini söyledi. Bunda da yanıldı. Zira Sayın Bahçeli aynı gün sert sözlerle ABD Başkanı’na gerekli cevabı vermişti. Mitingde elinde fotoğraflarla, çöp toplayan kadını gösterdi. Kadın zengin çıktı. Sokak hayvanlarına yiyecek topladığı anlaşıldı. Tanzim satışları kınadı. Halk Bakkal kuracaklarını, vatandaşın evine, patates soğanı bizzat götüreceklerini söyledi. En son Yeni Zelanda’da yaşanan vahşet ile ilgili, teröristleri kınayacağına,”İslami dünyası teröründen kaynaklandığını iddia etti. Yani İslam’la, terörü bir araya getirdi. Sayın Lider. İslam’da böyle bir terim yok. İslam’la terör, yan yana getirilemez. İslam; dini, dili, dini, ırkı, mezhebi ne olursa olsun, herhangi bir insana zarar vermeyi yasak etmiş ve en büyük günah olarak görmüştür. Cani kalkmış, kutsal mabedimize girmiş, ibadet eden 50 Müslüman kardeşimizi katletmiş. Onu ve arkasındakileri kınayacağınıza, İslami terörden bahsetmişsiniz. Sahi, siz kimden yanasınız? HDP illerle işbirliği yaparsınız. Ülkücülerin idam fermanını veren birisinin babasına, sahip çıkar, iyi bir hukukçu dersiniz. Cuntanın Savcısı nasıl iyi bir hukukçu olur? Masum insanlara 24 saat, başlarında durarak işkence yaptıran biri, nasıl iyi biridir? Aday gösterdiğiniz oğlu, nasıl babasının yaptıkları ile gurur duyar. Gerçekten siz Atatürk’ün kurduğu parti misiniz?

GÜLELİM

İki avcı, av üzerine sohbet ediyormuş. Birinci avcı başlamış anlatmaya:

– Bir yaz günü ava çıkmıştım. Biraz dolaştım, bir şey bulamadım. Ben de yorulduğum için, bir ağacın gölgesinde oturdum. Tam o sırada beş yüz metre uzaktaki pınara on iki keklik kondu. Tüfeğimde de biraz barutla on iki adet saçma vardı. Nişan aldım, “Ya Allah ya bismillah!” dedim ve ateş ettim; on bir keklik yere düştü.

Arkadaşı merak etmiş: – On ikinci kekliğe ne oldu?

– Ha o mu? On ikinci saçma hâlâ onu takip ediyor!

Bu palavraya çok kızan arkadaşı demiş ki:

– Ben de uçan deveyi vurdum! Öbür avcı gülmüş:

– Yuh be! Bu kadar da palavra olur mu?

***

Oflu ile Arnavut bir lokantaya gitmişler. Oflu kabak, Arnavut da pırasa yemeği istemiş. Yemekler gelince, Arnavut pırasayı methetmeye başlamış:

– Bre mori, pırasa cennet yemeğidir. Oflu itiraz etmiş:

– Ula, asıl cennet yemeği kabaktır!

Oflu ile Arnavut “Kabaktır, pırasadır” diye atışırlarken çekmişler tabancaları, neredeyse birbirlerini vuracaklarmış. Aşçı telâşla bunların yanına gelmiş ve kavgayı önlemek için araya girmiş:

– Yahu ayıptır, günahtır, bir hiç yüzünden birbirinizi vuracaksınız! Oflu ile Arnavut kavga etmekten vazgeçip, aşçıya sormuşlar:

– Doğru söyle bakalım; cennetten önce kabak mı çıktı, pırasa mı çıktı? Zavallı aşçı bakmış ki durum fena, işi şöyle tatlıya bağlamış:

– Âdem babamız cennetten çıkarken kabağı eline almış, pırasayı da kılıç gibi beline kuşanmış da öyle çıkmış!