Tüketiciler isyan etti: “Günümüzü Kutlayamıyoruz!”

15 Mart Tüketici Hakları Günü dolayısıyla TükoDer Çanakkale Şubesi tarafından yazılı bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada 15 Mart’ın kutlanacak bir gün değil, sesimizi yükselteceğimiz bir gün olduğu vurgulanırken “Gerçek olan ipteki cambaz değil, Cepteki deliktir” denildi.

Tüketici haklarının ilk kez dile getirilmesinden bu yana 57 yıl, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca Evrensel Tüketici Haklarının kabul edilişinden bu yana ise tam 33 yıl geçti. TükoDer’in büyük çabaları sonucunda bugün Türkiye’de 82 Milyon Tüketicinin haklarının korunması için hala var olan Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un çıkmasından bu yana da tam 24 yıl geçti.

 “KUTLANACAK BİR GÜN DEĞİL!”

TükoDer Çanakkale Şube Başkanı Ali Rıza Berkit tarafından Türkiye genelinde eş zamanlı olarak yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Tüketicilerin haklarının korunması ile geçen büyük mücadelelere rağmen, üzülerek belirtiyoruz ki, yönetenlerin tüketiciler aleyhine icraatları, çıkardıkları aleyhe kanunlar, kanunla tırpanlandıkları tüketici kazanımları ve tüketici hakları mücadelesine karşı olumsuz bakış açıları sebebiyle maalesef bugün kanunun çıktığı zamandan çok daha geride, hak mücadelesinde dünyada çok daha kötü bir yerdeyiz.

İşte bu sebeple, gerek tüketici haklarının yeteri kadar korunamıyor olması gerekse de tüketicilerin mevcut durumu düşünüldüğünde, bugün kutlanacak bir gün değil, sesimizi yükselteceğimiz bir gündür.

Her zaman söylediğimiz gibi bizleri yönetenler maalesef ki tüketicinin tarafında değil, tüketicinin tam karşısında yer alanların tarafında saf tutmaktadırlar.

Ülkedeki her türlü olayın faturası tüketicilere kesilmekte, tüketiciler vergi, zam, pahalılık sarmalında hayatta kalmaya çalışmaktadır. Devlet, bugün tüketicinin sırtında bir kamburdur. Zira, Devletin tüm yükü tüketicinin, yani halkın sırtındadır.

Hiçbir şey üretemez duruma getirilen ülkemizde, vatandaşlar ucuz ve güvenilir gıdaya ulaşamamaktadır. Elektrik, doğalgaz, su olmak üzere tüm hayati ihtiyaçlar fahiş fiyatlarla ve sürekli yapılan zamlarla tüketiciye sunulmakta, bunların ücretlendirilmesinde 4-5 kalem sadece vergiler olarak tüketiciden alınmaktadır. Tüketici elektriği dağıtan firmanın bütün dağıtım masraflarından sorumlu tutulmakta, kayıp-kaçak bedellerinin geri alınmasını engelleyen yasa sebebiyle zarara uğramakta, izlemediği TRT’nin ödediği milyonluk TV programları tüketiciye finanse edilmektedir.

 “DOĞALGAZA ZAM ÜSTÜNE ZAM”

Geçtiğimiz yıl 3 ay üst üste doğalgaza, aynı aylarda 2 ay üst üste de elektriğe zam yapılmış, yapılan zamlar %45-50 dolaylarına dayanmıştır.

2018’de mazota %85, gübreye %110, tohuma %95, zirai ilaca %100 ve enerjiye %85 zam yapılmış, işte bu sebeptendir ki sebze-meyve kuyrukları oluşmuştur.

Dünyada kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biri iken sadece 7 ürünü üreten bunun dışında her şeyi, samanı bile ithal eden bir ülke yaratılmış, 15-16 TL’ye patlıcan, patates alınırken, bir de tüketilecek sebze-meyvenin tohumu çiftçilerden alınarak dev şirketlerin kontrolüne bırakılmıştır.

Tüketici geçmediği köprünün, tünelin, gitmediği şehir hastanesinin, uçmadığı havalimanının ve binmediği trenin parasını her halükarda ödemektedir. Bu da yetmiyormuş gibi icraat diye sunulan bu hususlardaki ‘ücret garantileri’ döviz kuruna sabitlenmeye devam edilmektedir.

Yani millet döviz alacağını TL’ye çevirmiş fakat devlet dövizden vazgeçmemiştir. Ürünlere zam yapanların döviz kurunda düşüşten sonra indirim yapmamasına devlet karşı gelmiş fakat devlet elektrik, doğalgaz, su başta olmak üzere yaptığı zamları nedense geri çekmemiştir.

 “BECERİKSİZLİĞİN FATURASI TÜKETİCİYE ÇIKARILIYOR”

Her türlü isim altında uydurulan vergiler, vergilerin vergileri ve hatta dolaylı verginin dolaylı vergisi dahi tüketiciden alınmaktadır.

Yaşanan her krizin, her siyasi olayın, iç veya dış politikadaki her çalkantının, daha doğrusu yönetenlerin her türlü beceriksizliğinin FATURASI TÜKETİCİYE yani HALKA ÇIKARILMAKTADIR.

Türkiye’de, 2018 yılının son çeyreğinde enflasyon %22,4 olarak açıklanmış ve Türkiye %3 küçülmüştür. HALKIN ALIM GÜCÜ YOKTUR. Enflasyon rakamları zaten çok yüksektir fakat sokağın enflasyonu ise %90’lar seviyesindedir.

Tüm bunlara rağmen, ucuza patates, soğan, patlıcan bulunamıyorken halka mermi fiyatından bahsedilmekte, 2 kg ucuz patates için oluşan kuyruklara varlık kuyruğu da denmektedir.

Tüketiciler varlığı ya da yokluğu buzdolaplarındaki boşluktan, cüzdanlarındaki parasızlıktan, yastık altından giden kefen parasından, bakiyesiz banka hesaplarından, limiti kalmamış kredi kartlarından anlayabileceklerdir.

Üretimin olmadığı bir ülkede pahalılığın çok olacağı, ek vergilerin ve zamların ortaya çıkacağı su götürmez bir gerçektir. Tüketicinin mevcut durumunun da ülkemizin geleceğinin de tek kurtuluşu her alanda üretimdir.

 “GERÇEK OLAN, İPTEKİ CAMBAZ DEĞİL, CEPTEKİ DELİKTİR”

Devlet pahalılığın önüne geçmeli, en önemlisi de Devleti yönetenler zamların en fahişini yapmamalı ve vergilerle halkı dövmemelidir.

Pırlantadan %0 vergi alınırken halkın tükettiği, satın aldığı temel tüketim ürünlerinden yüzde kaç vergi alındığını herkes bilmektedir. Peki halk zam, pahalılık, vergi sarmalında debelenirken Devleti yönetenler nasıl bir hayat sürmektedir?

BUGÜN, 15 MART DÜNYA TÜKETİCİ HAKLARI GÜNÜ VE BİZ BU GÜNÜ KUTLAYAMIYORUZ; KUTLANACAK BİR ŞEY BULAMIYORUZ.

Bu önemli gün vesilesi ile, Türkiye’nin tüketici hakları konusundaki ilk, şube ve üye sayısı olarak da  Türkiye’nin en büyük Tüketici hakları derneği TükoDer olarak, sorumluluğumuzun bilinci ile Tüketicilere bir kez daha uyarıda bulunuyoruz: GERÇEK OLAN, İPTEKİ CAMBAZ DEĞİL, CEPTEKİ DELİKTİR.

Ve Devleti yönetenleri uyarıyoruz, TÜKETİCİLER YOLUNACAK KAZ DEĞİLDİR.

Halkımızı, haklarını korumaları için TükoDer’de örgütlenmeye davet ediyoruz.”

Haber Merkezi