“Şiddete kurban edecek tek bir kadınımız veya kız çocuğumuz yok”

Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Güneş Pehlivan önceki gün ulusal bir televizyon kanalında yayımlanan programa katılan Tuğba Ekinci’nin kadına yönelik şiddete dair değerlendirmelerinin kabul edilemez olduğunu belirterek hem kanala hem de katılımcılara yasal ve idari yaptırımların uygulanmasını talep ettiklerini söyledi.

Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Güneş Pehlivan, ulusal bir kanalda yayımlanan program ve katılımcısı hakkında açıklamalarda bulundu. Pehlivan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“8 Kasım 2018 günü Habertürk’te yayınlanan “Nedir Ne Değildir” programı konuklarından Tuğba Ekinci kadına yönelik şiddeti değerlendirirken; “Böyle şeylere maruz kalmamak için, bir bayan olarak erkeklerin üstüne çok gitmemek lazım. Erkektir, kıskanır. Türk erkeği sevdiği kadına el kaldırır. Ben ilişkilerin tatlı-sert olmasından yanayım. Bu zihniyetle mücadele etmek şiddetle mücadele etmekten daha zor. Türk kadını normal adam ile anlaşamıyor. Hafif buluyor. Nerede kazak adam, bu daha erkek diyor. Türk kadını güzel adamları light buluyor. Bu beni koruyamaz diye düşünüyor” gibi şiddeti öven ve şiddete azmettiren ifadelerde bulunmuştur.

Şiddeti kurumsallaştırmış bir politik yapı içerisinde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü yaklaşırken, içeriği “kadına yönelik şiddet” olan bir programda, şiddet ve ayrımcılıkla mücadele alanında hiçbir varlık göstermemiş bu gibi şahısların konuk edilerek “ŞİDDETE YÖNELİK MAGAZİNEL BİR BAKIŞ AÇISI SUNULMASININ” ise son derece kasıtlı ve bilinçli olduğu kanaatindeyim.

Konu kadına yönelik şiddet iken, şiddetle mücadelenin aktörü olmayan şahısların bu gibi programlarda konuk edilmesini ve program içinde şiddet odaklı cinsiyetçi saldırılarda bulunanların programdan derhal azledilmemesini “programa davet edilen bir konuğun yaptığı gaf” olarak indirgenmesini ve hafifleştirilmesini kabul etmiyorum.

İstanbul’da imzaya açılmakla, “İstanbul Sözleşmesi” olarak anılan, Türkiye’nin imzalayan ilk ülke olduğu Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetle Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi devlete yalnızca şiddet failini cezalandırma sorumluluğu yüklememiştir. Aynı zamanda, kadınların aşağı bir cins olduğu veya kadınlar ve erkekler için alışılagelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan ön yargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve her türlü farklı uygulamaları ortadan kaldırmak amacıyla kadınlar ve erkeklere ilişkin SOSYAL VE KÜLTÜREL DAVRANIŞ MODELLERİNİN DEĞİŞİMİNİ SAĞLAMAK İÇİN GEREKLİ TÜM TEDBİRLERİ ALMA SORUMLULUĞU da yüklemiştir.

Örf, adet, gelenek, din, kültür, sözde “namus” gibi cinsiyetçi düşünüş örüntülerinin herhangi bir şiddet eylemine “mazeret” teşkil etmesini engellemek kamusal veya sivil tüm toplumsal kurumların ASLİ GÖREVLERİNDENDİR. Bilgi ve iletişim teknolojisi sektörü ve medya ise aynı sözleşme uyarınca kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadının onuruna duyulan saygının artırılması amacıyla politika hazırlayıp uygulamak ve öz denetim standartları oluşturmakla mükelleftir.

Açıklanan sebeplerle Tuğba Ekinci ve Habertürk medya organına ilgili tüm yasal ve idari yaptırımların uygulanmasını, Türkiye’de yaşayan ve yaşayacak, katledilen ve katledilmemesi için mücadeleye tutuştuğumuz tüm kadınlar adına talep ediyorum.

Bu husus ayrıca İstanbul Sözleşmesi ihlali kapsamında GREVIO Konseyine ve kadına yönelik şiddetle mücadeleye özgülenmiş tüm uluslararası komitelere tarafımdan raporlanacaktır.

Bizim, artık bağrımızdan koparıp da şiddete kurban edecek tek bir kadınımız veya kız çocuğumuz yoktur.”