“Ne başarılıyız, ne de faciayız”

ÇTSO Söyleşileri’nin üçüncüsü Cumartesi günü saat 14.00’de ÇTSO Kongre ve Fuar Merkezi’nde yapıldı. Konferansa Prof.Dr. Asaf Savaş Akat katılırken, konferansın konusu Türkiye Ekonomisi oldu. Akat, Türkiye Ekonomisini “Tek kelimeyle iyi, iki kelimeyle iyi değil” sözleriyle açıkladı.

Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’nın söyleşileri tam gaz devam ediyor. Söyleşilerin üçüncüsü Cumartesi günü ÇTSO Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleşti. Konferansın konuğu Prof.Dr. Asaf Savaş Akat olurken, konferansın konusu ise Türkiye Ekonomisi oldu. Prof.Dr. Akat Türkiye ekonomisi hakkında tespitlerini ve öngörülerini paylaştı. Akat’ın bir tespiti oldukça dikkat çekti. Süleyman Demirel’in ekonomi yorumu olan, “Türkiye Ekonomisini özetleyecek olursak, tek kelimeyle iyi, iki kelimeyle iyi değil” tespiti salonda ilgiyle dinlendi.

“TEKNOLOJİYLE ARAMIZ HALEN DAHA İYİ DEĞİL”

Prof. Dr. Asaf Savaş Akat konferansta, “Ekonomik krizler iktisatçılar için fevkalade bir durumdur. Gider televizyon programlarında iki geyik yaparız, kanalda bize üç beş bir şeyler verir. Türkiye ekonomisi olarak ağlanacak bir yanımız yok. Enflasyon bizim kuşaklar için neredeyse yok sayılır. Çevre ülkelere baktığımızda bizim işlerimizde iyi gözükmektedir. Ekonomi olarak büyüdüğümüz söylenebilir ama teknoloji ile halen daha aramızın iyi olmadığı da bir gerçektir.

“6-7 YILDIR DIŞ BORÇ İLE CEBELLEŞİYORUZ”

Son 6-7 yıldır ekonomiye baktığımızda dış borç ile bir cebelleşme söz konusudur. Son 2 yılda ise Türkiye ekonomiden ziyade daha çok siyasete odaklanmış gözüküyor. Dış politika gündemiyle siyaset, ülkede daha bir ön plana çıktı.

1950’nin Türkiye’si ile bu günkü Türkiye’yi karşılaştırmak mümkün değildir. Hoş o dönemden sonrada Dünya’da hiçbir ülkede yerinde durmadı. Örneğin Kore 50’lerde kişi başına düşen geliri bizden düşükken şimdi okuma yazma bilen bir vatandaş 5 tane Kore ürününün markasını sayabilir.

“DOĞRU BİR İŞİN GEREKLİLİKLERİNE AYAK UYDURMAK GEREKİR”

Bir işi doğru yaptığımız zaman bir süre sonra artık sürdürülemez hale gelir. O doğru işin getirdiği gerekliliklere ayak uydurmak gerekir. Tarihsel süreçte ekonomiye bakıldığında 1950’lerde Kale Seramik, Eczacıbaşı ve Koç Holding kuruldu. O dönemlerde ülkede ithal ikamesi vardı. Sonrasında 60’larda dövizden dolayı bir dar boğaz başladı. Dün doğru olan şeyler bugün yanlış olduğunda bizde bunu kabullenme olayı pek gözlenemiyor. Bu süreçte yüzde 50’ye ulaşan enflasyonla 1970’ler pas geçilmiş oldu. 80’lerde dışa açılan bir model benimsedik. Bu dönemin getirisi olarak 90’larda enflasyonla baş edemediğimiz için 1990’ları da kaybettik.

“EKONOMİDE İHRACATLA BÜYÜME SAĞLAYACAĞIZ”

Ekonomi olarak ne başarılıyız, ne de faciayız.  Kişi başına düşen milli gelirde ve ekonomide en büyük problem cari açıktır. Bundan sonraki süreçte ihracatla büyümeye çalışacağız. Tüketimle değil yatırımla gelişeceğiz. Kamu ile değil özel teşebbüs ile kalkınacağız.

Türklere has bir döviz geni var. Türkler sabah yataktan kalktığı zaman, öğlen ve akşam sürekli olarak dövizle ilgilenirler. Düsseldorf’da hayatını Euro ile idam ettiren bir vatandaş Euronun döviz kurunu bilmezken bir Türk vatandaş çok iyi takip eder. Türklerde doğuştan gelen bir döviz geni mevcuttur.

“2018’DE İNŞAAT SEKTÖRÜNDE DARALMA MEYDANA GELECEK”

2018 yılında iç piyasada sektörel bazda bir duraklama olacaktır. İnşaat sektöründe bir miktar daralma beklenmektedir. Otomotiv ve beyaz eşya sektörü de bu daralmadan etkilenecek üretim segmentlerinin başında geliyor” dedi. Tunahan Ünsal 

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.