Ayaklar Baş Olur Mu?

Gündemde bu hafta o kadar çok konu konuşuluyor ki insanın başının dönmemesi, adli dengesi yerinde olanın dengesini kaybetmemesi mümkün değil. İl olarak İstanbul’a, Ankara’ya taş çıkarttığımız bu günlerde büyükşehirlere nal toplatıyoruz. Nal demişken bizim atımız meşhur. At demişken, elma at için vaz geçilmez besin değerleri arasında yer alır. Son iki gündür bir elma var ki kentte hatları gerdi. Belediye yerli üreticiye destek olmak maksadıyla olduğunu iddia ettiği gerekçesiyle 26 ton elmayı topladı kente getirdi. Gayet masumane bir tavırla 4-5 yıldır yapıldığı gibi elmalar okullarda öğrencilere dağıtılmak istendi. İstek kursakta kaldı. Milli Eğitim Müdürlüğü yok dağıtamazsınız da demedi evet dağıtabilirsiniz de demedi. Belediye’nin okullara elma dağıtma teklifine cevap dahi vermedi. Ortada şöyle bir durum mu var. Bir yeşil elma bir öğrenci için ne kadar tehlikeli olabilir. Mesela öğrenci elmayı ısırdığında çekirdeği boğazına mı kaçar? Kaçtı mı çekirdek boğazına, ara hemen 112’yi geldi mi araç, müdahale edildi mi? Ne oldu? Milli Eğitim ile Sağlık Müdürlüğü koordineli çalışmış oldu. Kim kazandı öğrenci nezdinde eğitimimiz ve sağlığımızın güzide müdürlükleri iş birliği ile öğrencimizi hayata döndürdüler. Bir elma bir vatandaşın hayatından neler götürür kara sizin…

Elma demişken Memlekette üretici kan ağlamaya başladı. Neresinin kanadığını unutan çiftçi hıncını hayvanından çıkardı. Boşa kürek çekmekten yorulan üretici ürettiğini kendisi yedi, üretemediğini gözden çıkardı. Devlet çiftçiden elini eteğini çekti. Devlet gemi gemi angus ithal etti. Angus’un ölüsü yetmedi şimdi dirisi ülkeye geliyor. Çanakkale’nin köylerinde şap vakasına rastlandı. Bazı köyler karantinaya alındı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü konu hakkında hiç bir açıklama yapmazken, vatandaş merak etti. Ne zaman şap’a oturacağız? Yerli hayvanı kalmayan memleketimde, ithal etle, ithal samanla, ithal yemle, ithal tohumla, ithal bitkisel ilaçlarla üretim yapmaya çalışan çiftçimiz ne zaman ithal olacak. Haydar ile Hüseyin’le bu iş olmaz aga. Çiftçiyi de ithal edelim sorunu kökünden çözelim. Hüseyin amca Senegal’den gelen angusun dilinden anlamıyor. Angus öküzün trene baktığı gibi de bakamıyor. Ne yapacak Hüseyin amca, şapa oturdu…

Şap demişken geçtiğimiz günlerde yeni bir bilgi ulusal basınımıza nur topu gibi düştü. Şeker Fabrikalarımız özelleşiyor. Sende mi be şekerim… Şeker ülkenin maddi anlamda getirisi fazla olan fabrikalarının başını çekerken neden özelleşiyor? İthal telefon şebekelerinden vatandaşımızla konuşuyoruz. İthal doğalgazla totomuzu ısıtıyoruz. İthal muzun kabuğunu soyarkene, şekerden ne istedik. Memlekette hiçbir başarı cezasız kalmıyor. Dersini çalışan talebeye inek misin sen, azıcık kafatasını kullanan bireye felsefe yapma, eşine ince davranana kılıbık, hakkını arayana çaçaron, bilinçli olana kendini beğenmiş yaftaları ile biz üretimden uzaklaşmışsak eğer, ithal bizim neremize derman olacak. Bizim atımız dahi ithal…

Üniversiteli işsizlerimizin sayısı 55 ilimizin nüfusundan fazla oldu. Üniversiteli işsizlerimiz ile bir ülke kurarsak o ülkenin simgesi de elma olursa, yerli şekerimizle elmadan reçel üretirsek tadından yenmez.  Gençlik şeker gibi eriyor. Gençlik 4 yıl üniversitede 100 bin TL para harcayıp asgari ücretle harcadığının yerine para koymaya çalışıyor. Birikim yapmayı unutan genç, okurken harcadığı parasını yerine koyamadığından başını sokacak ev hayallerini de karanlıklara gömdü. Baş önemli, akıl yaşta değil başta demiş atalarımız. Bir yerde baş kokmuşsa ayaklar başın yerine elbet geçecektir.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.