ALEM MİLLETİZ!

Aklı evveller, hep bizi mi bulur? Yoksa paratoner gibi çekiyor muyuz? Tahta köprünün yanındaki Tatarlar Camisine gittik. Tuvaletle, abdest alma yerleri yan yana. Merdivenle çıkılıyor. Merdivene çıkmaya başladık. Görevli eleman, kulübesinden kafasını uzatıp,”Oturmalı tuvalet yok” demez mi? Allah, Allah. Nereden çıktı şimdi bu?” Baba. Anlayamadık. Ne oturmalığı?”Adam ısrarla,”Oturmalı tuvalet yok” deyip duruyor. Yahu biz tuvalete girmeyeceğiz. Abdest alacağız” diyerek içeri girdik. Adam; Alafranga tuvalet yok demek istiyor da, bizim tuvalete gideceğimizi, alafranga tuvalet kullandığımızı nereden biliyor? Biraz gürbüz görünce, herhalde böyle bir çağrışım yaptı. Tam olarak,”Durumdan vazife çıkardı” amcam.

BİTMEDİ

Cami avlusunda güneşleniyoruz. D vitamini alıyoruz. Bir Ademoğlu,yanımıza gelip,oturmak için müsaade İsteyip oturdu… Zayıf. Uzun boylu. Aniden, “Bu kiloları nasıl alıyorsunuz?” diye sormaz mı? Haydaa. Anlatmaya başladı. 76 yaşındaymış. Herhangi bir hastalığı sıkıntısı yokmuş.Baba belanızı mı arıyorsunuz? Diyecektik, vazgeçtik. Bakınız. Sağlık açısından bir probleminiz yoksa,neden dert ediyorsunuz ki? Dedik. Yok dedi. O zaman düşünmeyin.Yiyin, için kafanıza göre takılın dedik.Yahu bu nasıl iştir.Adam kilo almıyorum diye dert ediyor.Biz ise,kilo verelim diye kırk takla atıyoruz. Yani, “Kimi dertten içermiş,kimi neşeden” hesabı oldu. Kısacası eksantrikler hep bizi buluyor.


GÜLMECE

Padişahın biri canı sıkılınca, bir ferman çıkarıp, tellallarla duyurmuş: – Bana en güzel yalanı söyleyene bir küp dolusu altın vereceğim!.. Yalan söyleyen öyle bir yalan söylemeli ki; beni bile inandırmalı!.. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup sıraya girmişler. Birinci sıradaki yalancı söz almış: – Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü. Padişah kızmış: – Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, aslan da kuzu kadar minik bir yavru, kartal aslan yavrusunu kaptığı gibi götürür!.. İkinci yalancı söz almış: – Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!.. Padişah bunu da beğenmemiş ve şöyle demiş: – Komşu ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş, taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur!.. Üçüncü yalancı söz almış: – Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım, altı ay sonra geri döndü!.. Padişah bu yalanla da tatmin olmamış, doğruluk payı bulmuş: – Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür, ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir. Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha “Bu yalandır.” dedirtememiş. Ama bir gün bir vatandaş gelerek söz almış: – Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen; ödülümü ver. Yalan değil dersen; borcunu öde!.. Sağlıcakla kalınız.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com