İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR!

Bu tabir, teknik Direktör Mustafa Denizli’ye ait. Milli maçta, takımımız aleyhine çalışanlar için söylemişti. Kahraman Ordumuz, sınır güvenliğimizi sağlamak, Bölücü terör örgütünü imha etmek, halkımızın güvenliğini sağlamak üzere, Afrin’e, “Zeytin Dalı” harekâtı düzenledi. Milletimizin tamamı, bu mücadeleye destek verdi. Hatta düşman bildiğimiz yabancılar bile… Lakin içimizdeki hainler durur mu? Bu operasyonun, belki de en büyük faydası, içimizdeki hainlerin deşifre olmasıdır. Savaşa hayır çığırtkanlığı yapıp, sokaklara dökülenler, gerçek yüzlerini gösterdiler. Hümanistlikmiş! Haydinin oradan. Bıçak gelip, kemiğe dayanmış, sizler lay lay lom peşindesiniz. Mimarlardan sonra Tabip Odaları Birliği de bu anlamda bir bildiri yayınlayarak, Savaşın sağlık sorunlarına sebep olacağını ve bu mücadeleye karşı çıktıklarını duyurmuşlar. Birer birer gerçek yüzlerini gösteriyorlar. Yeni kurulan partinin başkanı da Afrin hareketi başlamadan önce, “Hükümet mensupları, paralı askerlik yapan oğullarını göndersin. Mehmetçiğin, orada ne işi var” demişti. Kamuoyunun bu harekatı desteklemesi üzerine geri adım atarak, yapılan mücadeleyi desteklemişti. Vallahi Devlet Bahçeli ve Erdoğan düşmanlığı, insanlara neler yaptırıyor. Vatanın bekası bile umurlarında değil. Hatta o kadar kafayı bozmuşlar ki nerede ise “İyi Saatte olsunlar’a” karışacaklar. Ne diyelim iyi saatte olsunlar öyleyse.

BUĞDAY, TAVUK MESELESİ

Çanakkalelilerin yakından tanıdığı yazar Yeşim MONUS hanımefendi, bu harekâta karşı çıkanları için çok güzel bir paylaşımda bulunmuş. Virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz. “İç politikada muhalefetle, Afrin operasyonunu birbirine karıştıranları, savaşa hayır diye bağıranları görünce, aklıma şu fıkra geliyor; Kendini buğday sanan hasta, yıllarca tedavi gördükten sonra, “tedavi edildi artık taburcu edelim” diye görüşmeye alınıyor. Başhekim soruyor “Artık buğday olmadığını biliyorsun değil mi?” Adamın cevabı şöyle. “Evet, biliyorum ki ben buğday değilim ama ya tavuklar? Onlar bilmiyorsa ne olacak?” Savaşa hayır demek ayrı bir şey ama senin hümanist olduğunu, çiçek çocuğu olduğunu karşı taraf umursamıyor. Sınırlarını korumazsan, tavuk seni yer. Buğday olmana da gerek yok üstelik. Sevgi içinde ölürsün. Ve bu buğday tavuk meselesi, sadece bu günlük değil sonsuza kadar böyledir. Maalesef dış mihrak diye bir şey var, maalesef ilk çiti çekip burası benim diyen adama insanlık “hadi be ordan” dememiştir. Hemen burası da benim diye yeni çitler çekilmiştir. Toprak, o çok sevgili hümanizmini yaşayabilmen için, bütünlük içinde tutulmalıdır. Bu sebeple savaşmak zorunlu hale geldiğinde, ben nasılsa buğday değilim diyip oturamaz devlet dediğin. Bu beni faşist yapıyorsa senin nazarında, o da olur buğday tanesi! Sen üzülme yeter ki.” Hükümet, DEVLET’in! Milletin desteğini alarak, kararlı adımlarla ilerliyor. Nereye mi? Kızılelma’ya. Allah(c.c),Türk askerine, kuvvet versin. Onları korusun.

Bakınız, TRT’de ve diğer TV’lerde, iki yıl önce yasak olan TÜRKİYEM şarkısı, şimdi askerlerimizi uğurlamada çalınıyor. Yandaş kanal dediğimiz TV’lerde, TURAN ELLER VAR OLSUN türküsü çalınıyor. Ne Mutlu bizlere. Ne Mutlu, milli davalar konusunda, siyasi bir ikbal gözetmeden, bir araya gelebilenlere. Sağlıcakla kalınız.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.