Çöpten çıkan hayat dersi

Geçim sıkıntısına ters orantılı olarak tüketim çılgınlığının patlama noktasında geldiği, insanların işsizlikten ve üretimsizlikten yakındığı bu günlerde; iki üniversite öğrencisinin evliliklerini, çöpten kazandıkları geçimleri ile taçlandırmaları “Hâlâ umut var” dedirtti.

Ulusal ve yerel basın; uzun zamandır ekonomik zorluklar, istihdam sıkıntısı, eğitimde zorluklar gibi konularla dolup taşarken iki üniversite öğrencisi önce hayatlarını birleştirdi, sonra da hayata aynı pencereden bakmayı başararak yeni bir işe girişti. Vatandaşların “çöp” dediğine onlar “geçim kaynağı” dedi.

İngilizce bir bölüm olan Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde okuyan İrem Şenel Akdağ, Veterinerlik ile Tıbbi ve Aromatik Bilgiler okuyan Emre Akdağ ile bir süre önce hayatını birleştirdi. Bir tesiste garsonluk yapan Emre Akdağ, 12 saatlik çalışmasına 30 TL yevmiye teklif edilince bunun yaşamın tamamını satmak olduğunu anladı ve işini bıraktı. Hikâyenin gerisi birçok insanın çöpe attıklarından doğdu:

“BURADA DA HER MARKANIN ÜRÜNÜ VAR”

“Yedi aydır bit pazarında tezgâh açıyoruz. Müşteri olarak gezerken aklımıza burada tezgâh açmak geldi. Elimizde de çok fazla eşya birikti. Sonra çöplerden, apartmandaki insanlardan, merkez optikte bir yakınımızdan gelenleri burada satmaya başladık. Amacımız aynı zamanda geri dönüşüme katkıda bulunmak ve tüketime engel olmak… Biz alıyoruz, yıkıyoruz, tadilatını yapıyoruz ve satıyoruz. Dükkân sahipleri de gelip bizden ürün alıp, satıyor. Biz 2 TL’ye satıyoruz, onlar 20 TL’ye. Bulduklarımızın haddi hesabı yok. Çok meşhur bir markanın 1000 TL’lik gözlüğünü bulduk, üstünde tek çizik yok.”

“TEZGÂHI SABAH DÖRTTE AÇIYORUZ”

“İnsanlar tüketmeye meyilli. Ekonomik bozukluklar var, insanlar geçinemediklerini söylüyor. Ama sokağa çıkıp bakıyoruz, herkes çok rahat, mekânlar dolu. Tüketim hat safhada. Her şeye zam geliyor. Eskiden 5 TL’ye 5 ekmek alıyorduk. Şimdi gramajdan da düştü. 3,5 ekmek alıyoruz. Biz kendimizce geçinmenin yolunu bulduk. Sabah dörtte açıyoruz tezgâhımızı. Antika sevenler, dükkân sahipleri ve bitpazarından alışveriş yaptıklarının kimse tarafından bilinmesini istemeyenler sabah saatlerinde burada oluyor. Öğlene kadar burada ürün kalmıyor. Biz de 7 TL’den aldığımız bir çizme var, eşim giyiyor. Üç rengi de var. Burada  bütün markaları bulabilirsiniz.”

“KAMPANYA DA YAPIYORUZ, PAZARLIK DA”

“Ailelerimiz yaptığımız işi söylemeye biraz çekiniyor. Ben çöpleri karıştırdığım için, ikinci el giydiğim için çok mutluyum. Yeni aldığım bir ürünün içinde rahat edemiyoruz artık. Burası hayatın kendisi gibi. Pazarlık da var, kampanya da var. Bir ara buradan ürün alana kitap hediye ettik. İçinde 1970’li yıllarda basılmış, çok değerli birinci basım kitaplar vardı.  O kadar az insan aldı ki o hediye kitapları. Çoğu almadı. Çoğu ben kitap okumuyorum dedi. Her hafta özellikle çocuk kıyafetlerini sosyal yardıma bağışlıyoruz. Avrupa’daki bit pazarları hem çok önemli hem de bu şekilde değil. Buradan gelip ürün alanlar aslında nasıl anlamlı bir amaca hizmet ettiğinin farkında olmuyor çoğu zaman. Çöpten bulduğumuz ya da bize verilen ürünleri yıkıyoruz, dikiyoruz, ayakkabıları boyuyoruz. Bu sayede müşteri de kazanıyoruz.  Buradaki ürünlerin hiç birine para vermedik, emeğimizle kirlene kirlene topladık. Getirip satıyoruz. Mazot paramız ve giderlerimiz çıksın yeter. Kalanın da hayatımızı yaşıyoruz. Köpeklerimizi de gezdiriyoruz, kendimiz de geziyoruz. Okulumuza da gidiyoruz. Tüketimin önünde de duruyoruz.”

Dilek Akşen



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.