DANALAR DOYMUYOR!

Et fiyatlarını düşürmek için yapılan ithalatın, bir fayda sağlamadığı ortaya çıktı. İlk hafta içinde, vatandaşlar tarafından alınan ithal etler, şimdilerde, marketlerin dolaplarında alıcı bekliyor. Zira, bu etlerin hiçbir protein değeri olmadığını, alıp evinde pişiren millet gördü. Öncelikle et pişmiyor. Kösele gibi. Ne yaparsanız yapın. Lezzeti yok. Rengi bozuk. Ucuz et getirip piyasaya sürdük diye seviniyorlar. Milletin kursağı et gördü diye hava atıyorlar. Yahu zaten, milletin çoğu ayda yarım kilogram et ancak alabiliyor. Bunun kilosunu 30’dan alsa ne olur? 40’tan alsa ne olur. Altı üstü 5 lira fark eder ama yediği etten de bir fayda görür. Ne olduğunu bilir. Gönül rahatlığı ile tüketilir. İthal edilen etin, menşei belli değil. Irkı, cinsi bile belli değil.

İTHALAT, ÇÖZÜM DEĞİL

Hayvancılık sektörünün büyük bir çoğunluğu, ithalatın çözüm olmayacağını ifade ederken, yapılması gerekenin hayvancılık maliyetlerini aşağı çekecek politikalar üretilmesi gerektiğini söylüyor. Bize göre sıkıntıların başında, hayvanların yeteri kadar ve kaliteli doyuramamak geliyor. Yurtdışından canlı hayvan getiriyoruz. Ancak gelen hayvanlar da, yeterli doygunluğa ulaşmadan kesime ayrılıyor. Döviz ödeyip, hayvan getiren vatandaş, bir an önce malının paraya dönüşmesini istiyor. Problem de burada başlıyor. Aslına bakarsanız, yazımızın başlığı meseleyi özetliyor. Doyurma maliyetlerimiz yüksek. Yeterince ana yok. Ana olmayınca, dana da olmuyor. Çayır ve meralar besiciler tarafından kullanılmalı. Her türlü lop et, karkas ve canlı hayvan ithalatına kaldırılmalı. Bu iş, sadece ithal eti getirenler için kârlı oluyor. Dünyada 160 dolar olan Arpa, Türkiye’de 260 dolar. 170 dolar olan Mısır Türkiye’de 240 dolar. Saman fiyatı 25 kuruştan 50 kuruşa çıktı. Türkiye’de hayvanlar kapalı alanlarda, Avrupa’da yaylalarda besleniyor. Çiftçi maliyetleri düşürülse, etin fiyatı da düşecek. Türkiye’nin yem bitkilerine yönelmesi gerekiyor. Türkiye’de, yem bitkileri ile rekabet eden ürünler destekleniyor. Mısır yerine pamuk ekiliyor. Eğer çiftçilerin tohum girdileri düşürülürse, et fiyatlarının düşmesinin de yolu açılacaktır. Bu konuda yerli tohumların desteklenmesi gerekiyor.

GÜLMECE

Amerika’da yaşan Dursun, Trabzon’daki Temel’i yanına çağırıyormuş: – Ula Temel ha puraya gelursen, aç kalmazsun da… Sadece yerdeki paraları toplasan, o bile yeter sana demiş. Bunu duyan Temel biraz da merakında binmiş uçağa, Amerika’ya gitmiş. Uçaktan inmiş, valizini alıp hava alanından çıkmak üzereymiş. Bir de bakmış yerde 100 dolar var. Paraya bakmış, bakmış ve şöyle demiş : – Ula daha ilk günden işe mi başlanur **** Cemal askere gidiyormuş. Cemal’in annesinin sürekli ağladığını gören Temel, kendince kadıncağızı rahatlatmak istemiş: – Anacuğum niye aylaysun. iki ihtimal vardur. Ya geri planda kalur ya da cepheye gider. Geri planda kalırsa sorun yok. Cepheye giderse iki ihtimal vardur. Ya yaralanur ya da yaralanmaz. Yaralanursa iki ihtimal vardur. Ya iyileşir ya da iyileşmez. İyileşirse ne ala, bir daha cepheye cöndermezler. Ama ölürse yine 2 ihtimal vardur. Ya cennete gider ya da cehenneme. Cennete ciderse iyi, cehenneme ciderse de öyle bir evlat için ağlamaya değmez da… Sağlıcakla kalınız.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.