NİYE BÖYLEYİZ?

Ne oldu bizlere? Yıllardır çevreyi koruyalım diye tembihlendik. Yayınlar yaptık. Programlar düzenledik. Ama sonuç, sıfır. Belediyemiz, çeşitli zamanlarda, popüler sanatçıları Çanakkale’ye getirerek, halkın ücretsiz izlemesini sağlanmaktadır. Çok güzel bir uygulama. Yalnızca, televizyonlarda izleyebildikleri sanatçıları karşılarında görmek, gençleri mutlu etmektedir. Buraya kadar her şey güzel. Konser Cumhuriyet Meydanı’nda yapılır. O gece yer yerinden oynar. Ancak yerinden oynayan başka şeyler de vardır. Neler mi? Belediye çalışanlarının diktikleri güzelim çiçekler, güller, ağaçlar yerle bir edilir. Yahu bu işi daha insanca yapmak mümkün değil midir? Konser sabahı gördüklerimiz içimizi acıtıyor. Bir gün önce kıpkırmızı açan güller, kökünden kopartılmış. Peki. Bu Konserler daha başka bir yerde yapılamaz mı? Yapılamaz. Zira burası Çanakkale’nin tam orta noktası… Ulaşım kolay. Yer müsait. Tek sıkıntı çevreye, yeşile saygılı olmayanlar. Üstelik bunların çoğu Üniversite öğrencileri…

BİTMEDİ

Eski sokaklardaki kaldırımlar dar. Fiziki olarak genişletmek de mümkün değil. Olsun. Yine de idare ediyoruz. Ancak, dallamalar bu kısacık kaldırımları, motosikletleri ile reklamları ile sandalyeleri, masaları ile kapatıyorlar. Geçen gün birisi, aracını öyle bir park etmiş ki, 30 cm’lik kaldırım yok olmuş. Kim ki, “Eğitim şart” diyorsa, yanlış söylüyor. Ne eğitimi kardeşim? Önce insanlık öğrenmeli bunlar. Ara caddelerde, indirme, bindirme yapan, ya da iki dakikalığına durup, bir şey alıp veren araçların arkasındakiler, hemen kornaya basıyorlar. Ne oldu? Paşaya kelle mi götürüyorsunuz. Yoksa Tabakhaneye mok mu? Görüyorsun işte. Adam arabasına bir şeyler koyuyor. Keyfi bir hareket yok. Trafik ışıklarında beklerken, daha yeşil yanar yanmaz arkadaki kornaya basıyor. Üstelik trafik lambasına bağlı tabelada, “Lütfen yeşil yanınca klakson çalmayınız” diye yazıyor. Medeniyet görmemişlere bu bile kar etmiyor. Bu aymazlara okullarda, ders yerine insanlık, medeniyet öğretilmeli.

GÜLMECE

Adamın biri, olmaz bir iş için dilekte bulunmuş ve demiş ki;
– Yüce Allah’ım. Bu işim olursa Galata Kulesine sırtımda eşek çıkartacağım! İşi olmuş, adak sözünü yerine getirmek lazım. Almış eşeği gelmiş Galata kulesine. Bir eşeğe bakmış, bir kuleye ama gözü yememiş. İlerde oturan Bektaşi babasının yanına varmış “Baba erenler bana bir akıl ver.” demiş ve olayı anlatmış. Bektaşi babası sormuş:

– İçki içer misin?
– Haşa!.. Ömrümde ağzıma sürmedim!..
– Tütün içer misin?
– Haşa!..
– Kumar oynar mısın?
– Haşa!..
– Zamparalık, hovardalık yapar mısın?
– Haşa!..
Adam ona haşa, buna haşa deyince Bektaşi babası biraz düşünmüş ve demiş ki:
– Bak evladım, sen eşeği boşuna yorma, Galata Kulesine kendin çık yeter!.. Sağlıcakla kalınız.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com