ALGI!

Bir arkadaşımızın lokantasında oturuyoruz. Biraz ötemizde, başka bir adam Arkadaşımızla konuşuyor. Biz konuşmalara katılmıyoruz. Zira adamı tanımıyoruz. Arkadaş bir iş için dükkanın içine girince, adem oğlu bize döndü, “Sizi nereden tanıyorum?” Vallahi biz biraz medyatiğiz. Oradan olabilir. Emekli Devlet Memuruyuz, dedik. “Nereden?” diye sordu. Tarımdan, cevabını verdik. Konuşma siyasete kadar uzandı. MHP İl Başkan yardımcısıyız deyince. “Sizi MHP’yi bitireceğiz” demez mi? Bak arkadaş, sizin kim olduğunuzu bilmiyoruz ama, MHP’yi bitirmek için içte dışta bir sürü düşman çalışıyor. Yıllardır sürüyor. Ama bizde bir milim gerileme yok. Amaç MHP’siz bir Türkiye. Peki, Siz kimsiniz? “Biz, Aplanın partisindeyiz. İP’de yani. Yahu şu Bahçeli ne yapıyor?” diye birden parlayıverdi. Ne yaptı? Diye cevap verdik. Ananıza mı sövdü? Memleketi mi sattı? “Efendim AKP’ye destek veriyor.” Hangi konuda? “Her konuda.” Yahu birini söyleyin. “Yok. Her konuda.” Baktık olmuyor, konuşmaktan anlatmaktan vazgeçtik. Zira Hz.İsa’nın güzel bir sözü var. Aklımıza o geldi. Hz.İsa’ya sormuşlar; “Ölüyü diriltmekten daha zor ne vardır?”, “Anlamayana anlatmak” demiş. Bizimki de öyle… Adamın anlamaya sıkleti yetmiyor. Algı operasyonuna kaptırmış. Neyse, kalktı. Giderken, “Ben Solcuyum”, demez mi? Hoppala! Hani MHP’de Türk Milliyetçiliği fikriyatını yaşayamıyorlardı. Hani, yeni bir oluşumla Türk Milliyetçiliğini şaha kaldıracaklardı. Alakası yok. MHP’den ayrıldınız. Yeni bir parti kurdunuz. İçine de her kesimden insanları aldınız. Hala MHP’den ne istiyorsunuz? Gelenler gömleklerini çıkarmayacak. Solcu, Yolcu, Komünist, faşist. Hepsi var. Varın yolunuza gidin… Adama bak. MHP’ye oy vermemiş. Solcu. Gelmiş yargılıyor. Rahmetli Erbakan’ı yine anmak gerek. Ne demişti? Hadinin oradan. Hadinin oradan!

ACICIK

Hoca ile Bektaşi içki içerken yakalanırlar ve Kadı’nın huzuruna çıkarılırlar. -Şeytana uyduk kadı efendi. Diye af dileyen hocayı, kadı affetmez ve idam cezası verir. Sıra Bektaşi’ye geldiğinde savunmasını yapar: -Kadı efendi ben gayri-müslümüm, bana oruç farz değildir.
Kadı Bektaşi’yi serbest bırakır. Bektaşi, Kadı’nın huzurundan ayrılırken sorar: -Kadı efendi, ben de şahadet getirip Müslüman olsam, arkadaşımı da bağışlar mısın? Kadı efendi düşünür, bir kişiyi Müslüman yapmanın sevabını hesap eder ve Bektaşi’nin teklifini kabul eder, hocayı da affeder. Kadının huzurundan ayrıldıktan sonra hoca Bektaşi’ye kızgınlıkla sorar: -Sen ne biçim adamsın be, bir Hıristiyan bir Müslüman oluyorsun! Sen de hiç iman yok mu? Bektaşi gülerek cevaplar: -Gâvur oldum kendimi, Müslüman oldum seni kurtardım. Peki, sen ne işe yaradın? Sağlıcakla kalınız.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.