TRAFİK VE İNSAN

Trafikte, aracın durumundan önce, İnsan faktörü öne çıkmaktadır. Ne yazı ki, insanlarımız, kurallara, kaidelere uymuyorlar. Yolların, yalnızca kendilerine tahsis edildiğini zannediyorlar. Tabii ki, hem sürücüler hem de yayalar… Oysa herkes kendi hakkına razı olsa, hiç problem çıkmayacak. Nerede? Trafikte, öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki, anlatmak mümkün değil. Kamyoncu. Beton mikserini, Bursa yolunda, Mezarlık önü, ana yolda, yükünü boşaltıp dönerken, temizlemek için suyunu, canım asfalta döküp, öyle ilerliyor. Görünce, içimiz cız etti. İnsafınız kurusun. Yahu o asfalt, tüyü bitmemiş yetimlerin, sizin, bizim paramızla yapılıyor. Üstellik maliyeti de çok yüksek. Sen, tembellik edip yolun anasını belliyorsun. Adam, adam olacak. Allah korkusu, memleket sevdası olacak. Şimdi bu dallamaya, Trafik Polisi ne yapsın? Bir tane değil ki hanzolar? Hangi birinin başına polis dikeceksiniz ki? İnsan önce vicdanlı olmalı. Yakalayacaksın, bu yola sulu beton artığını dökeni, eşek sudan gelinceye kadar okşayacaksın. Bir de yedi sülalesinin ödeyemeyeceği bir ceza keseceksin, bakın bir daha yapıyor mu? Ne yazık ki, kanunlarımız yetersiz. Adam mekânı silahla tarayıp, insanları yaralıyor. Hakim karşısına çıktığında, denetimli olarak serbest kalıyor.

BİTMEZ Kİ?

Dedik ya, bitmez bunlar. Geçen gün Truva Caddesi’nden, merkeze doğru ilerliyoruz. Doğalgaz kavşağında, Kırmızı ışık yanınca durduk. Önümüzde 34 plakalı bir otomobil var. On beş yirmi saniye bekledi. Sağı solu kolladı, hop diye Kırmızı ışıkta geçti. Bizler enayiyiz ya. Bekliyoruz. Tabii ki bu arada plakasını kaydettik. Neyse. Bizlere Yeşil ışık yanınca, yürüdük. Demircioğlu caddesinde, aynı araca rast geldik. Tam önümüzdeydi. Yol hakkı kendisinde olmasına rağmen, yaya geçidinde durdu. Yayalara yol verdi. Hoppala. Bu ne perhiz? Bu ne Lahana Turşusu? Yahu, kırmızı ışıkta geçiyorsun. İnsanların hayatını tehlikeye atıyorsun. Belki de ölümcül kazalara sebebiyet vereceksin. Sonra da kibarlık budalalığı yapıyor, yayalar yol veriyorsun. Oldu mu? Şimdi. Senin ruhunda isyankârlık, kural tanımazlık var. Allah seni bildiği gibi yapsın. Ne diyelim? Başta da dediğimiz gibi. Kanun, Trafik Polisi, İnzibat, hepsi nafile. Bunların içine, insan sevgisi yerleştirmek lazım. Toplum içinde, birlikte yaşamanın, bazı kesin kuralları olduğunu hatırlatmak lazım. Eğer uymazsa da, Ayı kardeşlerin yaşadığı Ormana götürüp, bırakmak lazım!

ACICIK UCUNDAN

Temel ile İdris, bir bayrak direğinin boyama işini almışlar. Ne kadar boya harcayacaklarını hesaplamak için, direği ölçmeye çalışmışlar. Çapını ölçmek kolay olmuş. Direğin yüksekliğini ölçmek için de Temel, İdris’in omuzlarına çıkmış, ama direğin tam tepesine ulaşamamış. İdris: “Ben senden uzun boyluyum, bir de ben deneyeyim!” deyip Temel’in omuzlarına çıkmış ama direğin tepesine o da ulaşamamış. Oturmuşlar, ne yapacaklarını düşünüyorlarmış. Yanlarına iri yarı bir adam gelip sormuş: – Burada ne yapıyorsunuz?
Bizimkiler sorunu anlatmış: – Hiç sorma uşağım, direğin çapını ölçtük, ama bir türlü yüksekliğini ölçemedik. Bunlara yardımcı olmak isteyen iri yarı adam, bayrak direğini kavradığı gibi yerinden sökmüş, boyunu ölçüp, tekrar yerine diktikten sonra yoluna devam etmiş. Adam gittikten sonra Temel ve İdris birbirlerine bakıp gülmeye başlamışlar ve demişler ki: – Aptal herife bak da, biz ona yüksekliğini sorduk; o bize uzunluğunu verdi!.. Sağlıcakla kalınız.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.