ÇANAKKALELİ OLMAK

Hani biraz kaba ama gerçeği anlatan bir mahalle diliyle söylenmiş bir söz vardır; “Bir gün gelip bırakıp gittiğinde, insanlar seni Annenin ismi ile değil, bıraktığın anılarınla ansınlar.” Kaba da olsa ben çok beğenirim bu sözü. Tıpkı, zenginin delisi fakirin ölüsü belli olmaz sözünde olduğu gibi…

Çanakkaleli olmak büyük sorumluluk gerektirir. Çanakkale’de görevli olmak ve yaşamak da en az bunun kadar sorumlu olmayı bilmektir. Buralı olmayabilirsiniz. Ama kimse unutmasın ki, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan her insanın bir yakını bu topraklarda savaşmış, buranın suyunu içmiş, bu topraklara gömülmüştür. Borcumuz var bu topraklara.

Öyle nutuk atmakla bu borçlar ödenmez. Yalandan dolandan arınmadan, “mış” gibi yaparak bu borç hiç ödenmez. Hasbel kader Çanakkale’ye yolun düşmüş ya da buraya görevli gelmişsin. Bozma kentin ahengini… Strese sokma insanları. En yakınından seni hiç tanımayana kadar kimse senin bu yaptıklarını beğenip benimsemiyor. Sadece günlük çıkarları için “miş-muş” yapıyorlar. İnanmış, sevmiş gibi davranıyorlar. Kapalı kapılar ardında arkandan ne söylediklerini bir bilsen… İnan bir daha gelmeyi bırak dönüp bu tarafa doğru yatmazsın bile.

Çanakkaleli olmak hoşgörü gerektirir. Burada doğup büyümen önemli değil. Bu toprakların hoşgörüsünü, sevecenliğini, güler yüzlülüğünü, kordona çıktığında teneffüs ettiğin iyot kokusundan sonra birbiri hakkında konuşmayı bilmiyorsan, burada doğsan bile buralı değilsindir zaten. Çanakkaleli olmak tüm olumsuzluklara karşın, sevmektir. Saygı duymaktır. Ölümlerde Cami avlusunda, acını hafifletmek için birbirine sarılmak, düğünlerde de sevincini çoğaltmak için karşıdan karşıya kadeh kaldırmaktır.

Eyyy sevgili üst düzey, ya da her ne şekilde ise burada görev yapan şanslı insanlar. Bir gün gelir sizler bu topraklardan çekip gidebilirsiniz. Yaptıklarınız da mutlaka sizinle birlikte gider. Bizim için bıraktığınız eserleriniz önemlidir. Şimdi bir düşünün ne bırakacaksınız? Bizler, Çanakkaleli olarak sizi ne şekilde yad edelim. Yaptıklarınız ve yapacaklarınızla, sizler buna karar verin.

Çok iyi bilinsin ki burada kalanlar yine Cami avlusunda birbirimizin cenazesini kaldıracağız. Birbirimize sarılıp acımızı hafifleteceğiz. Kordonboyuna çıktığımızda, Yalova lokantasına oturduğumuzda ya da bir dostumuzun düğününde yine uzaktan birbirimizi gülümseyerek selamlayıp, elimizdeki bardağı havaya kaldırarak “Sağlığına” diyebilelim. Bunu da unutmayalım.

Çanakkaleli olmak bunu gerektirir. Bu gerçekleri unutma ki buralı olmasını bil.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.