KONU VE AYRINTI

Birleşmiş Milletlere bağlı Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından her yıl 16 Ekim’de bir tema belirlenerek kutlanan Dünya Gıda Günü’nün bu yılki konusu, “Göçün geleceğini değiştirin. Gıda güvenliği ve kırsal kalkınmaya yatırım yapın” başlığıyla belirlendi.

Bu tema kapsamında Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve Ticaret Borsası işbirliğinde Ticaret Borsası Konferans Salonunda Dünya Gıda Günü Etkinliği düzenlendi.

Olağan bir durum yani bir konu bir görüş gibi ancak ayrıntılar pek de iç açıcı değil.

Çanakkale Ticaret Borsası Başkanı S.Kaya Üzen “Birleşmiş Milletler rakamlarına göre günümüzde 244 milyon kişi uluslararasında, 763 milyon kişi ise kendi ülkeleri içerisinde yaşadığı toprakları terk ederek kırsaldan kentlere göçüyor. Bu rakamlar göz önünde bulundurulduğunda “2030 yılında Sıfır Açlık” küresel hedefine, gıdaya erişim güvencesi, tarım, kırsal kalkınma ve göç arasındaki bağlantıları ele almadan ulaşabilmenin mümkün olmadığı görünüyor. TÜİK’ten aldığımız verilere göre tarım alanları 2001 yılında 26,4 milyon hektar iken 2016 yılında 23,7 milyon hektara geriledi. Yılda ortalama 180 bin hektar kayıpla 15 yılda toplam 2,7 milyon hektar (yaklaşık iki İstanbul büyüklüğünde) azalma olduğu görülüyor. Tarım alanlarındaki azalma tarımsal istihdamda da azalmayı tetikliyor. 2002 yılında tarımsal istihdam 7,46 milyon kişi iken, 2016 yılı nisan ayında yüzde 28 azalış ile 5,35 milyon kişiye geriledi. Bu durum, artan nüfus ile birlikte gelecekte gıda güvencesinde ciddi bir sorun olabileceğine işaret ediyor. Çünkü, Türkiye nüfusunun 2020 yılında 82 milyonu aşacağı tahmin ediliyor. Bu, 2015’ten 2020 yılına kadar 5 milyonluk bir nüfus artışına denk geliyor. Yalnızca tahıl üretimi dikkate alındığında bile üretimin 1 milyon ton artması gerektiği görülüyor. Eğer verimlilik artışı sağlanamazsa yaklaşık 400 bin hektar (yaklaşık 535 bin futbol sahası büyüklüğünde) tarım alanına daha ihtiyaç duyulacak. Net bir şekilde ifade etmek gerekirse tarım topraklarımızı kesinlikle korumamız gerekiyor. Bugün başta 78 milyona ulaşan nüfusumuza, her yıl ülkemizi ziyaret eden milyonlarca turistimize ve içinde bulunduğumuz coğrafyada yaşayan 1,5 milyar insana doğrudan gıda ve içecek arz edilmektedir. Potansiyelimiz dikkate alındığında; dünya gıda ihracatında gerileyen değil ilerleyen, tarım ürünlerini ithal eden değil ihraç eden bir ülke olmak zorunda olduğumuz da görülmelidir. O nedenle de, özellikle, tarımsal hammaddeyi işleyerek soframıza getiren gıda sanayi için sürdürülebilir kırsal kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına yatırım elzemdir” diyor.

Ne yapmamız gerekliymiş?

“Kırsal kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına yatırım”

…ve final

Türkiye nüfusunun 2020 yılında 82 milyonu aşacağı tahmin ediliyor. Bu, 2015’ten 2020 yılına kadar 5 milyonluk bir nüfus artışına denk geliyor. Yalnızca tahıl üretimi dikkate alındığında bile üretimin 1 milyon ton artması gerektiği görülüyor.

Durum bu..

Yazmak bile istemem ama…

Eğer verimlilik artışı sağlanamazsa yaklaşık 400 bin hektar (yaklaşık 535 bin futbol sahası büyüklüğünde) tarım alanına daha ihtiyaç var.

Kısacası; tarım arazilerini koruyalım. Tarım arazilerine imar verip beton yığınları yapmayalım.

Anlaştık mı?



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.