EŞEĞİNİ KAYBETMEK!

Nasrettin Hoca’nın eşeği kaybolunca, arkadaşları üzülmüş ve eşeği aramaya koyulmuşlar. Hoca ise, bunların arasında “Allah’a şükürler olsun, Allah’a şükürler olsun” diye dolaşıyormuş. Arkadaşları dayanamayıp “Hoca efendi, biz üzülüyoruz ve eşeğini arıyoruz, sen ise şükürler olsun diye adeta seviniyorsun. Bu ne haldir!” deyince: Hoca: -Ben, eşeğin kaybolmasına değil, eşeğin üzerinde ben olmadığıma şükrediyor, seviniyorum. Yoksa 4 gündür ben de kayıp olacaktım, demiş… Garibin sevincinden ne olacak ki? Önce Eşeğini kaybeder. Bulunca da sevinir. Hükümet bütçe açığını kapatmak için, MTV %40 zam yapmıştı. Oysaki yıllık değerlendirme oranında, 7 ya da 8 oranında zam yapılması gerekiyordu. Bu sefer delik büyük olunca, kazık da, pardon zam da kocaman oldu. Tabiidir ki, Zam oranı kallavi olunca çatlak sesler çıkmaya başladı. Bunun üzerine, her zamanki gibi, Sayın Cumhurbaşkanı, olaya müdahale edip, zam oranını %25’e düşürdü. Yandaşlar hemen alkışlamaya başladılar. Aslında bu kurguydu. Önce sahibi olduğumuz eşeğimizi elimizden alıp, sonra da verdiler. Biz de, yeni bulmuş gibi sevindik.

 

VUR ABALIYA!

Aslına bakarsanız zam oranı, memur ve emeklilerin maaşına yapılan zam gibi 7 ila 8 olmalıydı. Ne gezer? Üretim yok. Yeni yatırım yok. Köprü yaptırıyoruz, yol yaptırıyoruz. Elimizdekileri de, yap işlet devret modeliyle müteahhitlere veriyoruz. Kasa boşalınca, vur abalıya misali, işin en kolayına kaçıp milletin sırtına vergiyi vuruyoruz. Vurun. Gider vallahi. Gık bile diyemezler. Yapılanları yadırgıyoruz. Ama en çok da; “Memleketi güllük gülistanlık, insanların refah içinde gösterilmesini, dünyada ekonomisi iyi olan bilmem kaç ülkeden biriyiz” söylemleri canımızı sıkıyor. Niye mi? kendimizden şüphe etmeye başladık. Acaba bu büyüme bize mi yansımıyor? Ya da kör müyüz? Görmüyoruz. Veyahut da başka bir ülkede mi yaşıyoruz? Hadi yine iyisiniz. MTV zammı düşürüldü. Bu kıyağı da unutmayıp, artık sandıkta gereğini yaparsınız. Ne? Memnun değil misiniz? Gözünüze dizinize dursun. Ya 40’da kalsaydı?

FIKRA

Nasrettin hoca ile başladık. Bari onunla bitirelim. Nasreddin Hoca’nın evine bir gece Hırsız girmiş. Evde, ne var ne yok toplayıp giderken, durumu fark eden Hoca, yatağından kalkmış. Evde kalan eşyalardan bir kaçını eline alıp, Hırsız’ı izlemeye başlamış. Bir süre sonra, Hırsız kendi evine gelmiş kapıyı açmış, Hoca da ardından girince, Hırsız şaşırmış: – Be adam ne arıyorsun burada? diye sormuş. Hoca da-Hiç ne olacak. Biz buraya taşınmadık mı? Demiş.**** Nasreddin Hoca bir gün eşeği Karakaçan’a binip yola
çıkmış. Karakaçan aniden ürküp hızla koşmaya başlar, köy meydanında aniden durur. Karakaçan’ın üstündeki Hoca tutunamayıp eşekten düşer. Olayı görenler, yere yayılan Hoca’ya bakıp gülüşmeye başlar. Hoca, hiçbir şey olmamış gibi yerden kalkar, üstünü silkerken şöyle der: – Boşuna gülmeyin, der. – Düşmeseydim zaten ben inecektim. Sağlıcakla kalınız.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.