ARAÇLAR VE YAYALAR!

Caddede, sokakta, karşıdan, karşıya geçerken, gelen araçların yol vermesini beklersiniz. Öyle değil mi? Üstelik yaya geçidindesiniz. Ama nafile. Boşa bekler durursunuz. Zira gelen araçların sürücüleri, Paşaya kelle götürüyorlardır. Bir saniye bile sizlerin geçmesine tahammülleri yoktur. Gâvur diye aşağıladığımız yabancılarda, öncelik yayayadır. Ne yazık ki, Müslümanız diyoruz. İslam’daki hoşgörüyü, sevgiyi, saygıyı hayatımıza yansıtmıyoruz. Yol veren araçlara baktığımızda, ya Avrupa plakalı ya da 34 ya da 35 plakalıdır. Bizim yerlilerin böyle bir âdeti yok. Ne! İnanmıyor musunuz? İki dakika caddede durup gözlem yapın. Göreceksiniz ki, yol verenlerin tamamı yabancıdır. Yerlilerden hiç mi yol veren olmaz? Olur, tabi ki. Bizim gibiler. Yüzde on ya da on beş. Hepsi budur. Oysaki, biraz empati yapsak, bu problemi ortadan kaldıracağız. Şahsen biz, trafikte sıkışan bir araca yol veririz. Hem adam kurtulur hem de trafik rahatlar. Ne yazık ki, aynı duyarlılığı karşımızdakilerde göremiyoruz. Keza, yollar trafik canavarı ile dolu. Henüz ağzı süt kokan bebeler, altlarında lüks arabalarla fink atıyorlar. Kural yok, kaide yok. Yolları yalnızca kendilerine tahsis edilmiş zannediyorlar. Peki, ne yapmalı? Ehliyet alacakları yaşına başına bakmadan, genç yaşlı demeden psikolojik muayeneye tabi tutmalıyız. Bilhassa, asabiye yönünden derin tetkik ve tahliller yapmalıyız. Sürücü sıkıntıda. Yaya şikâyetçi. Devlet illallah demiş. Aslında düzelmesi çok zor değil. Herkes kendi hakkına razı olacak. Kendi özgürlüğünün bittiği yerde, başkasının özgürlüğünün, başladığını bilecek. Ona göre davranacak. Hepsi bu. Eğitim filan hikâye. Odun, odunsa ne yaparsınız ki?

 ODUN DENİLİNCE

Odun delinince, aklımıza, Cennet Mekân Mehmet Akif ERSOY’un şiiri geldi. Ne demiş bir bakalım:

Ne odunmuş babanız: Olmadı bir baltaya sap!
Ona siz benzemeyin, sonra ateştir yolunuz.
Meşe hâlinde yaşanmaz, o zamanlar geçti;
Gelen incelmiş adam devri, hemen yontulunuz.
Ama dikkatli olun: Bir kafanız yontulacak;
Sakın aldanmayın: İncelmeye gelmez kolunuz.

Ne güzel söylemiş değil mi? Hazır Akif’ten açılmışken, yine onunla bitirelim. Sağlıcakla kalınız.

Nasihatim sana: Her şeyle iştigali bırak;
Adamlığın yolu nerdense, bul da girmeye bak.
Adam mısın: Ebediyen cihanda hürsün, gez;
Yular takıp, seni bir kimsecikler sürükleyemez.
Adam değil misin, oğlum: Gönüllüsün semere;
Küfür savurma boyun kestiğim semercilere.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.