KUTUPLAŞMAYA PRİM YOK

KUTUPLAŞMAYA PRİM YOK

Nihayet 16 Nisan tarihini geçirdik ve ülke olarak çok önemli olan bir halk oylamasını atlattık. En başından bugüne kadar ülke adına en hayırlı sonuç ne olacaksa o sonucun sandıktan çıkmasını temenni ettik. Türkiye yüzde 51,28 oy oranıyla yeni sisteme Evet dedi. Tabii ki yine her seçimde olduğu gibi itirazlar, manipülasyon iddiaları ve Yüksek Seçim Kurulu’nun sıkça adının geçtiği bir seçim oldu. Şu an için 2019 yılına kadar değişen maddelerden sadece Cumhurbaşkanının partili olması ve HSK’nın yeniden yapılandırılması maddeleri devreye girecek. 2019 yılında yapılacak olan seçimlerden sonra ise yeni yönetim sistemine tam manasıyla geçmiş olacağız. Bu seçim birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Hayır cephesinin itirazları devam ediyor ve edecek gibi de görünüyor. Yüksek Seçim Kurulu ise referandumda itiraz gerektirecek bir sıkıntının yaşanmadığını ve sonuçların geçerli olacağını belirtti.

Tabii ki ülkede yüzde 48,72’lik bir Hayır cephesi var. Ama sonuç olarak kabul edilmesi gerekiyor ki yüzde 50+1 oy bile temsili resmi kılacak bir sonuçtur ve ülke genelinde yüzde 51,28’lik bir kesim bu sistemi onaylıyor. Sadece hepimiz açısından bugünden sonra en önemli gördüğüm ve biraz da endişe taşıdığım bir durum var ki Türkiye Evet ve Hayır verenler şeklinde bölgesel olmak kaydıyla kutuplaşmasın… Çünkü Türkiye üzerinde asırlardır planlar kuran ve her fırsatta vatandaşların arasına nifak tohumu ekmeye çalışan şer odakları bu durumu körüklemek için ellerinden gelenin fazlasını yapacaklardır. Ülkeye her dönemde uzanmaya çalışan kirli ellere böyle bir imkan tanımamak adına hepimizin ekstra dikkatli olması ve sükunetten yana tavır alması şart gibi görünüyor. Bu saatten sonra bizim gibi sade vatandaşların yeni sistem için vize alan siyasilerden, vaat ettiklerinin gerçekleşmesini beklemekten ve ekonomi, güvenlik, özgürlükler ve refah seviyesinin artması noktasında ülke olarak çok daha iyi seviyelere çıkmak umudundan ziyade bir girişimde bulunmamaktan başka yapılacak bir şey yok sanki. Kesinlikle yapılması gereken tek şey ise toplumsal kutuplaşma ve bloklaşmadan uzak durmak.

Evet veya Hayır sonucunun yüksek çıktığı yerlerde bilakis bu tarz tutumlara mahal vermemek gerekiyor. Zaten tartışmalı bir şekilde atlattığımız bir referandum sonrası emperyalist ülkelerin çıkan sonuç üzerinden ülkeye ultimatom vermesi kabul edilebilir bir durum değil. Avrupa Parlamentosunun Türkiye Raportörü tarafından referandumdan çıkan sonuç üzerinden tehditvari açıklamaları da yine tüm vatandaşlar tarafından tepkiyle karşılanması gereken olaylar arasında yer almalı. Aynı ülkede yaşayan vatandaşlar olarak bizim bizden başka dostumuz yok. Bizi içten bölmeye çalışan ve ülke üzerinde olan emellerine ulaşmada her yol mübahtır mantığı ile bu uğurda uğraşlarından asla vazgeçmeyen ülke dışı odaklara istedikleri bugüne kadar nasıl verilmediyse, bugünden sonra da kutuplaşma, bloklaşma ve kamplaşma gibi şeylere prim verilmeyeceğinden kimsenin şüphesi zaten yoktur.



, , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com