NE YEMEK NE İÇMEK NE TADIM KALDI

NE YEMEK NE İÇMEK NE TADIM KALDI

Keyifler nasıl?

İyi mi?

Evet-Hayır…

Cebinizde paranız var mı?

Evet-Hayır…

Sağlığınız sıhhatiniz yerinde mi?

Evet-Hayır..

Demokrasimizden memnun musunuz?

Evet-Hayır…

16 Nisan Anayasa Değişikliği Referandumu’nda tercihiniz ne olacak?

Evet-Hayır…

Trafikte kırmızı yanınca geçilir öyle değil mi?

Evet-Hayır…

***

Dokuz Günlük Merak

16 Nisan Anayasa Değişikliği Referandumu’na 9 gün kaldı.

9×24 saat…

Seçmen, sandıklar, oy pusulaları, sayımlar…

İlla ki alkışlar ve…

Sonuç…

Yaşanacak ve görülecek….

Evet mi hayır mı?

Kimin neye evet dediği, kimin neye hayır diyeceği tartışması için artık çok geç. Kararsızlar hariç doğal olarak.

Çaresiz misiniz?

Yoksa ‘çare siz misiniz?’ sorusunun cevabı sandıktan çıkacak.

Çanakkale genelinden sürece baktığımda sadece ‘son 9 gün diyebiliyorum’. ‘O halin, bu halin’ etkisi var mı?  ‘Bana değil sahada propaganda yapanlara sormalı’ derim.

Oysa; kent için önermeli konuları kaleme almak ne kadar da güzeldi…

“Çanakkale turizm kenti olmalı”, ‘Çanakkale eğitim kenti olmalı. Sağlık turizmi de olabilir” gibi gibi… Kimse de emin olun Çanakkale tarım-orman  kenti zaten ve öyle kalmalı demez…

O nedenle ki; anket sonuçlarına inanırsınız, inanmazsınız size kalmış. Ülkedeki durumu tahlil edersiniz etmezsiniz size kalmış. Ekonomiye ‘derin’ bir bakış yaparsınız, yapmazsınız size kalmış.

Fakat;

Sultan Süleyman’a kalmayan bu Dünya çocuklarınıza kalacak.

Çocuklarınızdan da çocuklarına…

Yarını da düşünmeli öyle değil mi?

***

3 Günlük Dünya

Hani bir deyim vardır ‘Şu üç günlük Dünyada’ diye… ‘Kimsenin kalbini kırmaya gerek yok, geldik gidiyoruz’ anlamını da yükleyebilirsiniz o deyime ya da ‘ye iç keyfine bak nasılsa üç günlük Dünya’ türünden bir değerlendirme de yapabilirsiniz…

Oysa öyle mi?

Havan temiz olmazsa, suyun temiz olmazsa, ormanların yok olursa ‘üç günlük Dünya’ süreci bile hayal olur. İşte Çanakkale’nin çevresel durumu tam da 3 günlük Dünya durumuna uygundur.

Gelen; ‘olmaz öyle şey dalına bile dokundurmayız’, giden ‘ben ne yapayım prosedür öyle’ demiştir şu üç günlük Dünyadaki Çanakkale kenti için.

7 yıldır kaçarak yaşayan katil zanlısı yakalanıp adalete teslim edilir de, ormanı talan eden, içme suyunun ‘altın’ı oyana bir şey yapılmaz…

Neden acaba?

Çaresiz miyiz ?

Yoksa çare siz misiniz?

***

Yalan Dünya…

Neşet baba söylüyor…

“Ah Yalan Dünya…”

“Ne yemek ne içmek ne tadım kaldı

Garip bülbül gibi feryadım kaldı

Alamadım eyvah muradım kaldı

Ben gidip ellere kalan dünyada

Ah yalan dünyada yalan dünyada

Yalandan yüzüme gülen dünyada”

Niyetim kafanızı karıştırmak değildi emin olun.

Bilmem bir şeyler anlatabildim mi?

Evet-Hayır…

Saygılarımla…



, ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.