Anasayfa / Yazarlar / Esra Çanlı

Esra Çanlı

Sandık

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna isimli kitabında şöyle diyor: “Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.” Ne de güzel diyor üstat. Karşılaşacağımız tehlikeyi bilmek, ona önlem almayı kolaylaştırıyor çünkü. Bilinmeyen …

Devamını Oku »

“Haydar’ın adamı mısın sen?”

Yabancı, evime gelişinden iki saat kadar sonra gözlerini açtı. Olağanca şaşkınlığıyla bir süre etrafı süzdükten sonra ise beni gördü. Ama bakışlarında minnettarlık-tan çok sorgulayan kuşkucu bir ifade vardı. İçinde yaşadığı gerilimi azaltmak için gülümseyerek yanına yaklaştım. Ona kurduğum ilk cümle; ne adı sanı, ne de kim olduğu ve kimden kaçtığıyla …

Devamını Oku »

Kapımdaki Yabancı IV

“Nesnenin kokusu ve rengi fiziki varlığından önce gelir. Çünkü insan zihni bir nesneyle karşılaştığında onu ilk olarak görme ve koklama duyularıyla tanımaya çalışır, tat alma ve dokunma evreleri ise bunlardan sonraki aşamalardır. Bu sebeple hatırlamakla ilgili içgüdüleri öncelikli olarak nesnenin görünen hali te-tikler” demişti psikoloğum Lali. Terapi seanslarından hatırımda kalan …

Devamını Oku »

KAPIMDAKİ YABANCI

Perdeyi kapadım. Gece gece yaşadığım gereksiz atraksiyonu boş verip mutfağa çay almaya gittim. Kulağımı merdivenden gelecek velet seslerinden de uzaklaştırmıştım. Ama elimde fincanım holden salona ge-çerken az önce sırtımı döndüğüm merakıma ansızın tekrar yenik düştüm. Ve dış kapımın gözetleme deliğinden apartman aralığını gözlemlemeye koyuldum. Sensör yanıyordu ama ortada kimseler yoktu. …

Devamını Oku »

Görgülü Apartmanı

Gerçeklerin yükü ağır geldiğinde, savaşmaktan yorulduğumuzda ya da hayatta anlam vermeye değer hiçbir yaşantı keşfedemediğimizde daha çok film izliyoruz.   Daha az üşengeçlerimiz ise daha çok kitap okuyor. Daha da çok okuyanlarımızı yazma sevdası sarıyor. Bu sayede bir süreliğine de olsa kendi sorunlarımızı unutup hayallerimizi konuşturuyoruz. Romandaki seri katilin kim olduğuyla …

Devamını Oku »

Bahar ve gereklilikleri

Doğanın uyanışı beni her zaman biraz strese sokar. Büyük vaatlerle gelen bahar mevsimi, insanın, dahası biz melankolik neslin sırtına bir beklenti yüklüyor çünkü… Ağaçları çiçeklendirdim, diyor bahar. İlk cemreyi düşürdüm. Güneş falan tamam. Kuşlar, cıvıltılar cepte. Kelebekler desen çoktan hallettim. Gökyüzünü maviye boyadım. Ne çok sıcağım ne çok soğuk. Bak, …

Devamını Oku »

İtaat ve ihanet

Çok çok uzun yıllar önce, zamanın derinliklerindeki kayıp bir ülkede, gözlerini dünyaya aralamaya çalışan, yeni yetme insanlar yaşarmış. Çoğu iyi niyetli ve kendi halindeymiş… Hayvanlarını otlatır, tarlalarını sürer ve belini yeni yeni doğrultmaya çalışan o kayıp ülkeyi, var güçleriyle omuzlarlarmış. Ama bu küçük insanların büyük de bir kusurları varmış… “İtaatkarlık!” …

Devamını Oku »

İLLÜZYON

İllüzyon. Eğer izleyici koltuğuna oturmuş, gözlerinizi sahneye dikmişseniz, illüzyon sizin için; yanılsamalardan oluşan şatafatlı bir gösteridir. Gösteri bittiğinde ise önce, gerçeklik algınızla oynayan sihirbazı, hayret ve hayranlık içinde alkışlarsınız. Sonrasındaysa aklınızda tek bir soru olur: “Nasıl yaptı?” İllüzyon. Eğer oturduğunuz bir izleyici koltuğu değilse ve gözlerinizi diktiğiniz yerde bir sahne …

Devamını Oku »

Amatör mağara adamı – II

“Bilmem…” Başparmağı yine kaş çizgisinde gezinmeye başladı. “Planlı bir şey değildi. Sen tetikledin…” “Ben?” “Evet, sen… Amatör olmamla ilgili bir şeyler söyledin. Ki…” Ayağa kalkarak içeride volta atmaya başladı. “Ki o kelime bana hep, biraz önce sana anlattığım, babam tarafından bir halatın orta yerinde yakalandığım o anı hatırlatır.” “Nasıl yani?” …

Devamını Oku »

Amatör mağara adamı – I

Kayalıkların bir çadır gibi kapanarak oluşturduğu küçük bir mağara, içeride tahtadan yapılmış el işi kitaplıklar, minik tabureler, orta yerde yine tahtadan yapılmış küçük bir masa, ahşap raflara yerleştirilmiş gaz lambaları, sütunlarda duran devasa mumlar, en dipte katlanmış küçük bir yatak, katlı battaniyeler, yanında büyükçe bir sandık, ayağımızın altında altın sarısı …

Devamını Oku »