KONVOYLAR!

Yanlış hatırlamıyorsak, henüz Salgın çıkmadan, Düğün konvoyları yasaklanmıştı. Şimdi de, Pandemiden dolayı, sünnet ve Düğünlere de kısıtlama getirildi. Amma ve lakin caddelerde Konvoylardan geçilmiyor. Bilhassa Cumartesi günleri, kendini bilmez aymazlar, kornaya basıp duruyorlar. Hem de ne basma? Yıllardır bu yapılanı izleyip dururuz. Bir anlam veremedik. Amaç nedir? Neye hizmet ediyorsunuz? Kendinizi mi tatmin ediyorsunuz? Milletin rahatsız olacağını düşünmüyor musunuz? Bu memlekette yalnızca sizler mi yaşıyorsunuz? Bilmem hangi arkadaşınızın çocuğunun, pipisi kısaldı diye ne bağırıp duruyorsunuz? Kesildi ise, bizlere ne kardeşim. Düğün yapıyorsanız yapın, gidip işinize bakın. Konvoy hastanenin önünden geçiyor. Daha hızlı basıyorlar Kornalara. Allahtan korkun, Hasta var, Yaşlı var. Sıkıntılı olan var. Emniyet nerede? Diye soracak olursanız, hangi biriyle uğraşsınlar. Sel olur Emniyet. Deprem olur Emniyet. Salgın olur Emniyet. Hangi birine yetişsin ki. Zaten kadro sıkıntılı. Vatandaş, kendi yapması gereken görevini yapmayıp da, neden onun bunun üzerine atıyor. Konvoy yapılmayacak denildi mi? Yapmayacaksınız. Birlikte yaşıyorsak, bizlere saygı duymak mecburiyetindesiniz. Kimsenin sınırsız hürriyeti yoktur.

GÜLELİM

Temel’in bir çocuğu olmuş. Temel de, biraz hava atıp neşelenmek için kahveye gitmiş, arkadaşlarına övüne, övüne müjdeyi vermiş:
– Ula uşaklar, 14 kiloluk bebeğim oldu!.. Arkadaşları Temel’e hiç inanmamışlar, şaka sanıp, gülüp geçmişler. Aradan 1 ay geçtikten sonra, “Ya doğruysa!..” diye düşünüp Temel’in evine gitmişler. Temel onlara bebeği göstermi. Bakmışlar ki; bebek 2 kilo civarında. Arkadaşları Temel’e sormuşlar: – Ula Temel, bebek hani 14 kiloydu?
Temel, hiç istifini bozmadan cevap vermiş: – Doğduğunda 14 kiloydu, sünnet ettik; 2 kilo kaldı!**** Bir Amerikalı, bir Japon ve bir Türk, bir trenin aynı kompartımanında yolculuk yapıyorlarmış. Bir ara Japon sıcaktan bunaldığını söyleyip, camı açmış. Tam o sırada içeriye bir sinek girmiş. Japon kınından kılıcını çıkarıp sineğe vurmuş ve sinek ortadan ikiye ayrılmış. Japon övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta “Japonya’nın en ünlü kılıç ustası” yazıyormuş.
Amerikalı da aynı bahaneyle camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş. Amerikalı da kılıfından hızla çıkardığı tabancası ile sineğe ateş etmiş, sinek paramparça olmuş. Amerikalı da övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta “Vahşi batının en ünlü silahşoru” yazıyormuş.
Türk de aynı bahaneyle camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş. Türk cebinden bıçağını çıkardığı gibi sineğe vurmuş ama sinek uçmaya devam ediyormuş. Amerikalı ve Japon içlerinden kıs kıs gülerlerken, bizimki de övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta “Türkiye’nin en ünlü sünnetçisi” yazıyormuş.Sağlıcakla kalınız.