İHD’den Spano’ya açık mektup

İnsan Hakları Derneği(İHD) Çanakkale Şubesi tarafından paylaşılan İHD’nin basın açıklamasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Sayın Robert Spano’ya açık mektup yazıldığı ifade edildi.

İHD’nin haberine göre; dernekten yapılan ilgili açıklamada şöyle dendi: “Kamuoyuna yansıyan bilgilerden 3-4 Eylül 2020 tarihlerinde Türkiye’yi ziyaret edeceğinizi öğrendik. 3 Eylül 2020 günü İstanbul Üniversitesi’nden fahri doktora alacağınızı, 4 Eylül 2020 günü de Ankara’da Türkiye Adalet Akademisi’nde ders vereceğinizi öğrenmiş bulunuyoruz. Programınızda Türkiye’deki insan hakları ve hukuk alanında çalışan ve özellikle siyasi iktidar uygulamalarını eleştiren sivil kuruluşlarıyla görüşmenin yer almadığı da görülmektedir. Sayın Spano, hatırlatmak isteriz ki Türkiye son beş yıldır Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklanan bir silahlı çatışma ortamı yaşamakta ve bu kapsamda silahlı kuvvetlerini Suriye ve Irak’ta da askeri operasyonlar için kullanmak üzere hazır tutan bir ülkedir. Bunun yanı sıra, 15 Temmuz 2016 tarihli askeri darbe kalkışması bastırıldığı halde 20 Temmuz 2016 ile 19 Temmuz 2018 tarihleri arasında kesintisiz olağanüstü hal yaşamış ve bu süreçte ağır insan hakları ihlalleri gerçekleştirilmiş bir ülkedir.  Bununla da yetinilmemiş, 7145 Sayılı Kanun’la OHAL’de kullanılacak yetkiler 3 yıllığına uzatılmış olup bu yetkiler halen kullanılmaktadır.”

“Türkiye’de son yıllarda insan hakları alanındaki kötüleşme başta Avrupa Konseyi organları olmak üzere bağımsız gözlemciler tarafından tespit edilmiştir. Venedik Komisyonu, 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşen referandumla değişen Anayasanın yargı bağımsızlığını ne derece tehdit ettiğini ayrıntıları ile açıklamıştır. Yine Venedik Komisyonu, OHAL KHK’lerinin, sokağa çıkma yasaklarının, sulh ceza hakimliği sisteminin, seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atanmasının, İnternet sansürünün, ifade özgürlüğünü sınırlandıran ceza mevzuatının demokrasi ve insan haklarına ilişkin yarattığı tahribatı raporlarıyla ortaya koymuştur.”

“BU DURUM, ZİYARETİNİZ KAPSAMINDA KONUŞMA YAPACAĞINIZ KURUMLAR DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE DAHA DA VAHİM BİR HAL ALMAKTADIR”

“Avrupa Konseyi’nin bir diğer insan hakları organı olan Komiserlik makamı da Türkiye’de yükselen otoriterliğin yol açtığı sorunları yakından takip etmektedir. Bir önceki Komiser Nils Muznieks, Türkiye’de insan hakları alanındaki gerilemeyi rapor ve memorandumları ile tarif etmiş, Muznieks’in halefi Dunja Mujatovic de bu sene yayınladığı raporla Türkiye’de yargıya ilişkin sorunları ve insan hakları savunucularının karşı karşıya olduğu baskıyı tüm detayları ile ortaya koymuştur. Sayın Başkan, AİHM bu süreçte gerekli adımları atmamakla suçlanmaktadır. Buna rağmen, Mahkemeniz de Selahattin Demirtaş gibi siyasetçiler, Mehmet Altan ve Şahin Alpay gibi gazeteciler, Osman Kavala gibi sivil toplum aktivistleri ve Alparslan Arslan ve Baş gibi hakimlerin yaptıkları başvurularda OHAL Türkiye’sinin resmini ortaya koymuştur. Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş kararları Türkiye hakkında verilen ilk 18. madde kararlarıdır ve Türkiye’de yargının siyasi vesayet altına alınmasının açık örneklerini teşkil etmektedir. Bu koşullar altında Türkiye’ye yapacağınız ve sadece devlet kurumlarını muhatap alacağınız bir ziyaret, tüm bu olanlara göz yumduğunuz, onay verdiğiniz anlamına gelebilecektir. Bu durum, ziyaretiniz kapsamında konuşma yapacağınız kurumlar düşünüldüğünde daha da vahim bir hal almaktadır.”

“BU DURUM GÖREV YAPAN HÂKİM VE SAVCILARIN %45’İNİN MESLEKTE GÖREV YAPTIĞI SÜRENİN ÜÇ YIL VEYA DAHA AZ OLDUĞUNA İŞARET ETMEKTEDİR”

“Türkiye’deki üniversiteler 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra kurulan YÖK’ün denetimi altındadır. Türkiye’deki üniversitelerin bilimsel ve idari özerkliği bulunmamaktadır. Son OHAL döneminde yapılan değişiklikler ile artık üniversite rektörlerini üniversite öğretim üyelerinin seçmesine bile gerek kalmadan doğrudan doğruya yürütmenin başı olan cumhurbaşkanı atamaktadır. Kaldı ki fahri doktora alacağınızı öğrendiğimiz İstanbul Üniversitesi OHAL KHK’larıyla yüzlerce öğretim elemanını ihraç etmiş adeta OHAL’in sembolü haline gelmiş kurumlardan biridir.  Sayın Başkan, ders vereceğiniz Türkiye Adalet Akademisi’nde karşınızda genç hâkim ve savcılar bulacaksınız. OHAL döneminde 2016-2018 yılları arasında ve 7145 sayılı kanunla yapılan düzenleme ile hâlen devam edecek şekilde 4200ü aşkın hâkim ve savcı meslekten çıkarılmış ve aynı dönemde 8000’den fazla yeni hâkim ve savcı mesleğe başlatılmıştır. Binlerce hakim ve savcının şikayetleri halen yargı makamları önünde karar beklemektedir. Bu durum görev yapan hâkim ve savcıların %45’inin meslekte görev yaptığı sürenin üç yıl veya daha az olduğuna işaret etmektedir.”

“Sayın Başkan, tüm bu olumsuzluklara karşın Türkiyeli yetkililerle iletişimi devam ettirme iradesini anlıyoruz. Ne var ki, Türkiye sadece siyasi iktidardan müteşekkil değildir. Mahkemenizin önünde bir yanda hak ihlalcisi olduğu iddia edilen siyasi iktidar, bir yanda ise hak ihlallerinin mağduru olan insanlar vardır. Türkiye’nin tüm olumsuzluklara rağmen insan hakları alanında çok gelişmiş ve dinamik bir sivil toplum örgütlenmesi mevcuttur. Türkiye’ye yapacağınız ziyaretin gerçekten faydalı olması için hükümet yetkililerinin yanında geniş hak ihlali mağdurlarının sesini duyuracak sivil toplum örgütlerini dinlemeniz hayati bir önem taşımaktadır. Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesinden çekilmenin tartışıldığı bu günlerde buna karşı Sözleşmeyi savunan kadın örgütleri, gözaltında kaybedilen çocuklarını arayan ve gösteri hakları yasaklanan Cumartesi Anneleri, 7249 sayılı kanunla çoklu baroyu düzenleyen ve savunma hakkına aykırı düzenlemeler içeren yasaya karşı çıkan Baroları, adalet ve hak savunuculuğu yapan ve bu uğurda hapishanelere atılan ve açlık grevi yapan avukatların derneklerini örnek olarak verebiliriz. Bu amaçla, kamuya ve medyaya açık bir ortamda sivil toplum örgütlerinin sorularını cevaplayacağınız bir toplantıyı örgütlemek için geç olmadığını düşünüyoruz. AİHM’in hükümete destek verdiği ve yaptıklarını onayladığı imgesini de yok edecek böyle bir toplantıya Türkiye’nin en geniş ve köklü insan hakları örgütü olma sıfatıyla İnsan Hakları Derneği olarak ev sahipliği yapmaktan onur duyacaktır. Davetimizin olumlu cevap bulması umuduyla size esenlikler dileriz.”