ÇİĞİLTEPE

30 Ağustos Zaferi nasıl kazanıldı. Ne zorluklar yaşandı. Ne kahramanlıklara sahne oldu. Tabi ki bilemiyoruz. Eğer tarih okusaydık, bunlara vakıf olacaktık. Gazeteci Hıncal Uluç, Onedio sitesinde yayınlanan hüzünlü bir kahramanlık hikâyesini, kaleme almış. Biz de okuyucularımızın faydalanması için köşemize aldık. Buyurunuz. Albay Reşat… 1896 yılında Harp Okulu’nu bitirdi ve Türk’ün kurtuluş mücadelesi verdiği bir dönemdeki birçok savaşta başarıyla savaştı. Önce Trablusgarp ve Balkan Savaşları’nda, sonra Birinci Dünya Savaşı’nın Çanakkale cephesinde, sonra ise Muş ve Bitlis’in düşman işgalinden kurtuluşunda çok büyük başarılar gösterdi. Mustafa Kemal Paşa’nın övgüleriyle birlikte madalyalar kazandı. 1918’de İngilizlere esir düşen Reşat Bey, esaretten kurtulur kurtulmaz Aralık 1919’da Milli Mücadele’ye katılmak üzere İnebolu’dan “İstiklal Yolu” üzerinden Ankara’ya geçti. 11. Kafkas Tümeni (sonradan 21. Tümen) Komutanlığı’na getirildi. Yarbay rütbesi ile İnönü ve Sakarya muharebelerine katıldı. Olağanüstü başarıları sonunda 57. Alay Komutanlığı görevi verildi. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Reşat Albay’a Büyük Taarruz’un ikinci gününde, muharebenin ve de ülkenin- ulusun kaderini etkileyecek çok kritik mevkide yer alan, Sincanlı Ovası’ndan Dumlupınar’a kadar tüm yolların önündeki en stratejik engel Çiğiltepe’yi düşmandan temizlemesini emretti. Ne var ki, bu tepenin önemini çok iyi bilen Yunan Başkomutanı Trikopis, en zinde kuvvetlerini, üstün ateş gücüyle bu tepeye yığmış; tahkimatı tamamlamıştı. Bundan ötesini resmi kayıtlardan okuyalım.

ONURLU DAVRANIŞ

Saat 10.30… 27 Ağustos 1922 sabahı 57. Alay, Çiğiltepe’yi kuşattı. Saat 10.30’da Mustafa Kemal telefonda komutanla konuştu.
“- Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?” “Komutanım, yarım saat sonra alacağız.” “Başarılar diliyorum.” Saat 10.45 Mustafa Kemal tekrar aradı… “Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli”. “Komutanım tepeye düşman bir tümen yığmış direniyorlar. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.” Saat 11.00 Mustafa Kemal telefonda… “Reşat Bey’i istiyorum.” “Komutanım Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum, komutanım: Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım. “Mustafa Kemal’in gözlerinden yaşlar boşandı. “Allah rahmet eylesin, Reşat Bey büyük bir vatanseverdi” Saat 11.45 Başkomutanın telefonu çaldı.
“57. Fırka Çiğiltepe’dir komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı Ovası’na doğru kaçmaktadır, arz ederim. “İnsanın göz pınarlarındaki yaşın akmasına engel olamadığı, tüyler ürperten bu olayın kahramanı Albay Reşat, tepenin ele geçirilmesindeki 45 dakikalık gecikme için canından vazgeçebilecek kadar sözüne bağlı ve şerefli bir vatanseverdi. Milletini bir aile, vatanını bir ocak bilen bu yürekli kahraman vatanının geleceği için yaptığı onlarca hizmeti bile yeterli görmeyip, 45 dakika geciken zafer için kendini cezalandırmıştı.
İşte Türk askeri böyledir. Kuşkusuz kahramanlık dolu yaşamı dolayısıyla Tanrı’nın da sevdiği bu asker, Türk Ulusu’nun şeref timsalidir. Sonrasını Başkomutan Mustafa Kemal Paşa şöyle ifade eder… “Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Burada şehit olan kahraman evlâtlarımızı minnetle anıyorum, ruhları şâd olsun. “
Atatürk’ün yüreğinden kopan bu sözler, Albay Reşat Bey Şehitliği’ndeki mermer bir kitabeye nakşedilmiştir. Allahın rahmeti üzerine olsun. Sağlıcakla kalınız.