ARADAN GEÇEN ALTMIŞ YIL…

57. Hükümette Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevlerinde bulunan, Çanakkalelilerin yakından tanıdığı bir isim olan Mustafa Cumhur Ersümer, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yıl dönümünde kendi hikayesini kaleme aldı.

Ersümer, “Babam Adem ERSÜMER,

30.Ağustos.1960 günü, Çanakkale cezaevinde tutuklu olduğu esnada Çanakkale Devlet Hastanesinin kapısı jandarmalı, penceresi demir parmaklıklı odasında, 38 yaşında vefat etti. 

 

Geriye 32 yaşında rahmetli annem Şükran ERSÜMER, 10 yaşında ablam Zuhal, 3 yaşında kardeşim Eyüp ve sekiz yaşında ben kaldık. Rahmetliler Hasan dedem ve Fethiye anneannemin fedakâr ve şefkat dolu kanatları altında hayata tutunduk.
Yaşadığımız trajedinin sebebi; iktidarın silah zoruyla el değiştirmesi idi. 

Utanılacak bir darbe idi, yani siyasi idi.


28 yaşında “Yeter!  Söz Milletindir” diye yola çıkan levent gibi bir Çanakkale delikanlısı, işkence odalarında, uyduruk mahkeme salonlarında, iğrenç cezaevi koğuşlarında, çağdışı ve insafsız gaddar hastane koşullarında on yıl sonra yok edilip gitmişti.


Rahmetli Süleyman Demirel bir sohbetimiz de ”27 Mayıs sizin gibi çok ailede kapanmaz yaralar açtı, toplumun içine işleyen husumetler yarattı, yüzyıl geçse unutulmaz” demişti, altmış yıl geçti unutulmadı, ben yüzyılını göremem ama unutulmayacağına eminim.


Bunları paylaşmamın sebebi asla yaraları kaşımak değil, ama demokrasiden uzaklaşmanın sonucunda yaşanmış gayriinsani, acı bir tabloyu ders çıkarılır diye gözler önüne sermektir. Sonrasında da benim siyasi hayatımın ulvi bir tesadüf gibi yaşanmışlığıdır.


Babamın vefatından 23 yıl sonra Allahın takdiri, yine başka bir darbe sonrasında otuz yaşıma girmeden başladığım siyasette her gittiğim yerde “Rahmetli  Demokrat Adem’in oğlu gelmiş” diye takdir ve teşekkürlerle karşılanıp, hayır dualarıyla uğurlandım. Allah nasip etti Anavatan Partisi İl Başkanı olarak başladığım siyasi hayatım, babamı hep aklımda tutarak ona ve mübarek hatırasına, uğrunda canından olduğu demokrasiye, ülkeye ve Çanakkale’ye hizmet sevdasına  layık olma çabası içinde Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı, Genel Başkan Vekili, TBMM Grup Başkan Vekili, Enerji  Bakanı ve en son Başbakan Yardımcısı sıfatları ile gurur içinde sürdü, ama kendi kendime övündüğüm, en onur duyduğum, değişmez sıfatım Rahmetli Demokrat Adem’in oğlu olmaktı.


Allah rahmet eylesin, Nur içinde yat, Mekânın cennet olsun; 

Demokrat Adem,  

Benim Babam, 

Adam gibi Adam.”