ŞOK, ŞOK, ŞOK

     Eskiden ne güzel Bakkal amcalarımız vardı. Hala da var ama nesilleri tükenmek üzere. Bir Market furyasıdır, başını aldı gidiyor. Bakkallarımız güvenilirdi. Aldanmayacağınızı bilirdiniz. Marketlerde öyle mi? Sizler de çok rastlamışsınızdır. Bir lira etiket gördüğünüz bir ürünün, kasada iki lira olduğuna çok şahit olmuşsunuzdur. Genelde, fişlere bakılmadığı için, verdiğiniz avanta ücret güme gitmektedir. Bizim de başımıza çok geldi bu durum. Ancak güvendiğimiz ve devamlı alışveriş yaptığımız üç harflilerde, hiç böyle bir problemle karşılaşmamıştık. Sonuçta o da oldu. Hafta içinde, Osman Hamdi Bey Caddesindeki Şok mağazasından, bir ürün almak için uğradık. Yolumuzun üstü. Dışarıda Kuru Soğan Kasası var. Üzerine de,79 kuruş fiyat etiketi konulmuş. Baktık. Soğan sağlam. Aslında soğan almaya gelmemiştik. Fiyat cazip gelince, alalım dedik. İki poşet yapıp içeri girdik. Sepet yok. Yani taşımak için kullanılan arabalardan bahsediyoruz. Kasaya gittik. Bir de ne görelim? Girişte olması gereken arabalar, çıkışta. Yani kasanın orada. Görevlilere sorduk. Müşteri yoğunluğu var. O yüzden götüremedik. İki kişi çalışıyoruz dediler. Neyse alışverişi yapıp çıktık.

KASADA ZAMLI

Eve geldik.Fişleri kontrol etmek adetimiz değil.Herhalde şeytan dürttü.Aslında Şeytanla da işimiz olmaz ya.Fişe bir baktık,Soğanın kilogramı 1.45 olarak kesilmiş.Hoppala.Oldu mu şimdi.Aynı gün fiş elimizde, 3 saat sonra gittik.Soğan kutusuna yanaştık.Fiyat etiketi kaldırılmış.Hiç yok yani.Neyse içeri girdik.Durumu anlattık.Zam geldi dediler.Yahu,nasıl zam gelir ki?Soğanı alıp,içeri girip,kasaya yanaşmamız beş dakika sürmedi.Zam geldi ise,anında etiketi değiştirmek gerekmez mi?Görevliler,”Efendim.İki kişi çalışıyoruz.Yetiştiremiyoruz.2000 ürün var.Hangi birine yetişelim” demezler mi.Özürleri kabahatlerinden büyük.Bu arada üç saat geçmesine rağmen,arabalar,hala kasanın önünde duruyorlardı..Fazla alınan ücreti geri ödediler.Ancak,etikete bakıp da ,fişi kontrol etmeyen onlarca insan kazık yemiş oldu.Bu resmen Tüketiciyi aldatmak olmuyor mu?Siz.siz olun.dışarı çıkmadan fişinizi kontrol edin.Bizler de,güvendiğimiz firmalar olduğu için,fişe bakmayı düşünmüyoruz. Demek ki neymiş? Fişe bakmak lazımmış. Bir zamanlar modaydı. Bilirsiniz. Bir alışveriş, bir fiş. Aman fişe dikkat.Netice olarak, durumu genel merkezlerine rapor ettik.,Sonucu bekliyoruz.

ACICIK UCUNDAN

Murat Ağa, Nasreddin Hoca’nın yaşadığı kasabanın en zenginlerinden biriymiş. Ağa hem aklı ve zekâsı sayesinde zengin olduğunu düşünür, hep kendiyle övünürmüş. İşine geldiğinde Hoca’ya danışır, işine geldiğinde ise onu dinlemezmiş. Sadece cuma günleri camiye gelirmiş. Murat Ağa’nın üç katlı, kocaman bahçeli ve çok lüks bir evi varmış. Bütün altınlarını ve paralarını da evinin bahçesinde saklarmış. Cuma günleri camiye gelip de, Hoca’nın doğruluk ve dürüstlükle ilgili sözlerini dinlerken işine gelmezse:– Hoca Efendi, sen dünya işlerine karışma! Din ve dünya işi ayrı, dermiş. Günlerden bir gün Murat Ağa’nın evinde yangın çıkınca, koşarak camiye gelmiş. O sırada herkes öğle namazından çıkıyormuş. Ağa, Hoca’yı görünce:

– Hoca koşun yardım edin evim yanıyor, demiş.Bunu duyan Hoca durur mu?: – Bana din işleri ile dünya işlerini ayırmam gerektiğini sen öğrettin. Mesela bu yangın benim asla karışmamam gereken bir dünya işi, demiş. Sağlıcakla kalınız.