Günahsızlar

Güzel kızım Maya’nın ilginç bir alışkanlığı vardır. Ayakkabıları yer. Her ne kadar bu alışkanlığı ile ilgili -kendimce- “butik jungiyen” yaklaşımlar yapsam da, sadece köpeklerin bildiği bir lisanda karşılığı olduğunu düşünürüm çoğu zaman. Anlamakla, onu bundan alıkoymakla vakit harcamak canımı sıkar bir noktadan sonra. Bir sürü gerekçesi olabilir çünkü biliyorum.

Köpekler sahipleri ortalarda gözükmediği zaman bir tepki olarak yapabilir mesela bunu. Ayakkabı ile dışarı çıkma arasında bir bağ kurmuş olabilir. Belki de onu harekete geçirmeye çalışıyordur. Dişi kaşınıyordur! Supergaların kenarı diş kaşımak için ideal olsa gerek. Her şey olabilir yani.

Emin olduğum bir şey var tabi. Kötülük olsun diye yapmıyor bunu. “Flört’üne rezil olsun” diye yapsa biraz bozulurum doğrusu. Oturup konuşurum belki. Ben insanca konuşurum o köpek gibi dinler. Anlaşamayız belki ama iki gün sonra kafam atarsa “ben sana demiştim!” derim göğsümü gere gere. İnsan ilişkilerinde bile vardır bu. “Aralara tuzaklar atmak.” Kuzuya bıçağı bilemeye benzer bu. O da kaçar ama, pusuya da gelir.

Böyle bir şey olmaz çünkü o köpek. “Aklı ermez” derdi babaannem böyle durumlar için. Maya’nın da aklı ermez. Sistematik kötülük düşünme yoksa, kötülükten bahsedemem ben. Çocuklar için de böyledir. Bazen kötü şeyler de yapsalar. Gerçekten haksız da olsalar kötü diyemem.

Mesela 4 yaşındaki bir çocuk bacağıma bıçak saplasa. Nefret edemem sanırım ondan. Ailesinden falan edebilirim ama o başka. Çünkü çocuk da “günahsızlar köşesi”nde kafamda. Bu davranış açısından söyleyecek olursam. Çocuklar ile köpekler birbirine benzerler.

Annem anlatırdı. Dedemlerin köyünde bir köpek şöyle nüfusluca bir adamın çocuğunu ısırmış. Çocuk muhtemelen köpeği biraz kızdırmıştır. Köpek de ısırmıştır. Çocuğa bir şey olmamış bu arada ama çocuğun babası köpeği öldürmüş. İnfaz yani.

İdam edilen çok hayvan varmış tarihte. İnsan garip.