GSM OPERATÖRLERİ!

Bayramda vatandaş sokağa çıkamadığı için cep telefonlarına sarıldı. Sarılacak elbette… Çuvalla para veriyor insanlar. Bu günlerde işe yaramayacak da ne zaman yarayacak? Ama ne yazık ki, aradıkları yere ulaşamadılar. Her arayışlarında, ”dıt, dıt, dıt” diye ses duydular. Vatandaş bu olumsuzluğu yaşarken, konu ulusal medyada yeterince yer almadı. Peki neden? Çünkü hepsi bunlara gebe. Nasıl mı? Milyonlarca liralık reklam veriyorlar. Mama kesilirse ne olacak? Vatandaş görüşememiş. Umurlarında mı? Peki bu firmalar, vatandaşın bu sıkıntıları ile ilgili nasıl bir açıklama yapmışlar. Türkcel, “Bayram süresince, bizim abonelerimiz, kendi içindeki abonelerle görüşebilmiş. Ancak, diğer operatörlerle görüşememiştir. Sıkıntı bizden kaynaklanmamaktadır.” Wodafon ve Telekom da aynı şekilde açıklama yapmışlar. Yani diyorlar ki, “Türkcel abonesi iseniz yalnızca Türkcel ile rahat görüşebilirsiniz. Ötekilerle sıkıntı yaşarsanız bizi ilgilendirmiyor.” Yahu o zaman bir tek GSM operatörü olsun. Problem yaşanmasın. Demiyorlar ki, alt yapımızda sıkıntı var. Yatırım yapmamız gerekiyor. Ancak paraları buraya yatıramıyoruz.” Hadi Bayram neyse. Yarın Deprem, Salgın, Sel, Afet olduğunda ne olacak? Böyle bir şey olur mu? Hala köyünde, beldesinde, telefonlarının kapsam alanına girmesi için tepe arayanlar var. Yok, bilmem ne yaptık. Şu kadar İnternet sağladık diye palavra sıkacaklarına, bu işleri halletsinler. Görev, tüketici heyetlerine ve Hükümete düşmektedir. Bunlarla ilgili yaptırımlar hayata geçirilmelidir.

GÜLMECE
Zor günler geçiriyoruz. Millet sıkıntıda. Devletin çok büyük bir mücadelesi var. Her konuda. Gerek terör, gerek, hastalık, gerekse içimizdeki düşmanlar. Millet geçim, muhalefet seçim derdinde. Vatandaş ümitsiz değil. Neşter bekliyor. Bu ortam içinde çorbada bizim de tuzumuz bulunsun diyerek, yüzünüzü azıcık gülümsetmek için bir iki çızıktıralım. Adamın biri 3000 lira civarındaki telefon faturasını görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş, hemen ayrıntılı fatura istemiş. Ayrıntılı fatura gelmiş; aranan bütün numaralar adamın arkadaşlarına ve dostlarına aitmiş. Adam “Bu nasıl olur? Ödeyeceğiz mecburen” demiş. Adamın gözü o sırada papağanına takılmış, bir an tereddüt etmiş ve papağanı gözetlemeye karar vermiş. Gece olunca, papağan kafesinden çıkmış, telefonun basına gidip rehberi açmış, adamın arkadaşlarını tek tek arayıp saatlerce konuşmaya başlamış.
Adam sinirden çıldırmış bir şekilde papağanı yakalamış ve kanatlarından duvara çiviledikten sonra demiş ki: – Bir hafta burada asılı kal da aklın başına gelsin, çek bakalım cezanı!.. Papağan bir bakmış ki; karşı duvarda çarmıha gerilmiş Hazreti İsa duruyor. Hemen muhabbet başlamış: – Birader, sen ne zamandan beri buradasın? – 2000 yıldır buradayım. – Ohaaa!.. Nereleri aradın yahu!

Sağlıcakla kalınız.