Sıra ekonomide 3 bin 461

Dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamaların ardından Corana günleri, sıkıntısının aşama aşama geçileceği müjdesi verildi. Biz bu hastalığın pençesinden kurtuluncaya dek ne kadar yurttaşımızın yaşamını kaybedeceğini tam kestiremiyoruz. Bu gün itibarıyla 3 bin 461 yurttaşımız bu hastalıktan yaşamını yitirdi.

Corana hastalığını, sıkıntısını, evlerimize kapanmanın acısını, yaralarını elbette unutacağız. Bu süreci bir şekilde atlatacağız. Asıl bizi, bizleri, küçük öncelikli işletmeleri bekleyen başka bir sıkıntı var. O da ekonomi… Bu salgının ülkemize geldiği, resmi makamlar tarafından ciddi önlemlerin alındığı tarihten önce de ekonomimiz çok iyi değildi. Zaten bir çok küçük işletmeler ve esnaflar, mevsimlik dalgalanmalar ve iyileşmelerle günlerini geçirmeye çalışıyordu.

Tüm bu olumsuzlukların üzerine birde Corana günlerinin olumsuzluğu eklenince, durum daha da vahimleşti. Hükümet olarak bir dizi önlemlerin alındığını da biliyoruz. Alınan bu önlemlerin, üretime yansımasını, çarkların yeniden dönmesini isteyeceğiz. Ama bu umudumuzu son yıllarda yapılan özelleştirmeler ve teşvikleri gördüğümüz için güven duyamıyoruz. Üretimin önünün açılması için çok ciddi ve etkili yasalar, yönetmelikler çıkartmalıyız.

Halk arasında kullanılan tabir ile ‘Amerika’yı yeniden keşfetmenin bir anlamı yok’. Öncelikle tarım politikasını mercek altına almalıyız. Ürün yetiştirmek yetmiyor. Tarıma dayalı sanayinin önünü açmalıyız. Tarım İl müdürlüklerinde çalışanları çok acil olarak sahaya çıkarmalıyız. Oda oda dolaşacaklarına, tarla tarla gezip üreticinin elinden tutsunlar. Yol, yöntem göstersinler. İl müdürlüklerindeki döner koltuklarında oturmak için mi maaş ödeniyor!

Ziraat Odaları, tarım il müdürlükleri, köy muhtarları, Üniversite ve üreticilerin birlikleri, kooperatifler niçin ortak akıl oluşturup yörelere göre planlama yapmıyorlar. Koltuğa oturan, bir üste yalakalık yapıp sürekli bu koltuklarda kalmayı hedefliyor. İktidarın ve muhalefetin İl temsilcileri niçin bu kurumları denetlemiyorlar. Eminim İl Başkanları, bırakın ortak akıl üretmeyi, bölgesindeki bu kuruluşların temsilcilerinin büyük bir bölümünü tanımıyorlardır bile…

Corana salgını sırasında, akıllı telefonların, lüks araçların, havuzlu çevre düzenli sitelerin, apartmanların yenmediğini, zincir marketlerdeki alış-verişlerin parasının kalamazolu deftere yazılmadığını gördük. Yaşadık. Biz olmalıyız. Üretmeliyiz. Ürettiğimizi mutlaka mamul yapmalıyız. Üzerinde yaşadığımız topraklarda inanılan ilk tanrılardan birisinin bereket tanrısı olduğunu hepimiz biliriz. Bu bereketli toprakların üzerinde yaşayan fakirlersek bunun suçunu biraz da kendimizde aramalıyız.

Corona salgınından ders almadan çıkarsak, bundan sonraki salgınlarda kırılır geçeriz. Toplum olarak, hükümetin verdiği nefes kredilerini, (yeterli olur olmaz) mutlaka akıllı ve üretimden yana kullanmalıyız. Ortak akılla üretmeyi öğrenmeliyiz. Uluslararası şirketlerin, zincir marketlerin ellerinde ham madde olarak kalmamalıyız. Oturduğumuz yerden laf üretip, iş yapanlar hakkında olumsuz propaganda yapacağımıza, emek verip, araştırıp, projeler üretmeliyiz. Lafla ne peynir gemisi yürüyor, nede ekonomi düzeliyor.


Bu haber 05/05/2020, Salı günü yayınlandı, 368 defa görüntülendi
*