Unutmadım

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Hastaneler öyle seve seve ziyaret edilecek yerler değildir, tabii otobüs numaraları koleksiyonu yapıyorsanız o başka. Böyle bir bileşimin mümkün olabileceğini, hatta mümkün olmakla kalmayıp insanı derinden etkileyebileceğini söyleseler inanmazdım.

Hastane, kasabamızın hemen kıyısındaki bir tepenin yukarılarında yükseliyor. Orada durduğunuzda kasabayla denizin muhteşem manzarası ayaklarınızın altında uzanıyor, öyle ki hastalık, hatta ölüm insanın gözüne epey hoş bile görünebiliyor.

Minibüs durağında bir adamcağız dikiliyor, tek niteliği oranın yerlisi olmak bildiğim kadarıyla. Tek görevi de bekleyenlere gelen minibüsün ne tarafa gittiğini söylemek. Anlayacağınız insanları minibüse binip bir yere oturmaları için nazikçe yönlendiriyor.

Türkiye’de bir şeyi sık sık görürsünüz, bir olay varsa orta yaşlı ve yaşlı adamlar toplanıp bakar. Merak bu ya.

Hastaneden çıkmış orada beklediğimiz sırada kibar bir ses “İngiliz misiniz?” diye sordu. Başlangıçta kırık dökük olan İngilizcesi konuşma ilerledikçe açıldı, toparlandı. Sıradan hoşbeşimizin sonlarına doğru, “İngilizceyi nerede öğrendiniz?” dedim.

“Uzun seneler önce NATO üssünde çalışmıştım,” diye cevap verirken, gözleri sulanıp arkasındaki yaz göklerinin manzarasının içinde yaşlarla ışıldadı. “Uzun, çok uzun seneler önce.” Sözcükleri kurşunla kaplıymış gibi ağırlaşmıştı.

“45 sene önce orada Amerikan yerlisi güzel bir kızla tanışmıştım.” Kalbinin pır pır ettiği anlaşılıyordu, sanki daha dün tanışmıştı kızla. “Birlikte miydiniz?” “Evet, sevgilimdi ya. Hayatımın en güzel günleriydi.” Onun adına duyduğum memnuniyetle başımı onaylar anlamda salladım. “Tam üç ay…” Cümlenin sonu havaya karışırken adamın sesi fısıltı düzeyine indi. “Memleketine döndü. Mektuplaştık, her gün mektup yazardık ama sonra birbirimizi unuttuk.” Bunun doğru olmadığı açıkça belliydi. Adamın elindeki deri kaplı eski deftere baktım, sayfaların numaralarla dolu olduğunu gördüm. “Otobüslerin numaralarını mı yazıyorsunuz?” “Evet.” Nadir geçen otobüslerden birini gözden kaçırma korkusuyla çabucak başını kaldırıp baktı, sonra kalemini kaldırdı. Deftere bakınca 453 numaralı otobüsün sayfalarda sık sık yer bulduğunu gördüm. “Evet, evet, en sevdiğim otobüs, günde bir defa, her seferinde tam zamanında geliyor.” “Siz de burada onu karşılıyorsunuz.” “Doğru.”

Hayatımı bu şekilde yaşamaktan memnunum der gibi bir gülümseme belirdi yüzünde. Buna kusur bulmama imkân yoktu doğrusu.

 


Bu haber 24/08/2022, Çarşamba günü yayınlandı, 637 defa görüntülendi
*
Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com