ATATÜRK

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Yeni evimizin olduğu deniz kıyısındaki kasabaya vardıktan birkaç gün sonra beni hem futbol bahislerinin oynandığı dükkânda, hem de hemen oradaki küçük pub’da gayet iyi tanır olmuşlardı. Hatta bir akşam rezervasyon yaptırmıştık, masaya gittiğimizde üstünde “Mr. Liverpool” yazılı bir kâğıt bekliyordu bizi. Kendimi kraliyet ailesi mensubu gibi hissettim.

İşte böylece yeni hayatımıza alışırken, cuma günü akşam üzeri saat beşte belediye hoparlöründen bangır bangır bir müzik duyuldu, duyulmasıyla da en küçük çocuklara varana dek herkes tam bir sessizlik içinde ayakta bekledi. Aynı şey bir sonraki cuma tekrarlandığında bu defa otobüs durağındaydık, trafik durdu, merkezde tembel tembel gezinen köpekler bile havlamayı kesip heykele dönmüş insanlara şaşkın gözlerle baktı.

Bunun sebebi, haftanın bitişini ilan etmek için her cuma belediye hoparlöründen çalınan İstiklal Marşı ve heykeli her kentin, her kasabanın meydanında şeref köşesinde bulunan, resimleri mağazaları, evleri, otobüsleri ve aklınıza gelebilecek her türlü binayı süsleyen ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tü. İngiliz siyasetçiler böyle bir hayranlığa mazhar olmayı ancak rüyalarında görebilir. Tamam, parlamento meydanında Churchill’in bir heykeli var ama Türkiye’de bambaşka bir boyut söz konusu. Cameron’ın, Blair’in ya da Boris’in heykelinin dikildiğini düşününce beni bir gülmedir aldı.

Cumhuriyetin kuruluşunun yıldönümü kutlamalarında insan âdeta cumhuriyet henüz o gün ilan edilmiş gibi bir hisse kapılıyor, herkesin heyecanı o denli yüksek. Kalabalıklar ellerinde bayraklarla, meşalelerle, kupa kazanmış bir futbol takımını karşılarmış gibi marşlar söylüyor. Atatürk’ün ölüm yıldönümünde saat dokuzu beş geçe (evet, dakikası dakikasına) insanlar derin bir hürmetle saygı duruşunda bulunuyor. Bazıları gözlerinde yaşlarla.

 


Bu haber 15/08/2022, Pazartesi günü yayınlandı, 755 defa görüntülendi
*
Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com