Sanal Otorite

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Gelecek çok uzak değil. Hatta bir bakıma gelecek başladı… Daha önce bahsettiğim; internetin özgürlük ve kontrol ikilemi arasında sıkışması ilerleyen dönemde baskın hale gelecek prekaryal toplumsal yapının doğasını da belirleyecek. Kabaca “güvencesiz insanlar topluluğu” olarak özetlenebilecek ve dünyada gittikçe artmaya başlayan sayılarıyla henüz örgütü bir yapı değil bir kitle halinde olan yapının bam teli; teknoloji… Çünkü herkes gibi en kolay etkileşime girdikleri şey şu an siber uzam. Sade vatandaşa sunulan basit arayüzlü ama karmaşık siber sistemler tüm bireylerin enformasyonunu soğuruyor. Anlamsız bir büyük veri olarak duran bu enformasyon kütlesi yapay zeka ve diğer filtreleme/kümeleme sistemleriyle anlamlı bilgi gruplarına dönüşüyor.

Yukarıda bahsettiğimiz herhangi bir güvencesi yani evi, arabası, birikimi, arazisi, aileden geliri, sendikası ve sağlam bir işi olmayan: “benim bilgimi alıp ne yapacaklar” diyen kişiler, o anlamlı bilgi gruplarından analiz edilen ve duygusal tepkilerden, hayata bakış açısına kadar binlerce kişiyle ne kadar aynı olduklarını görselerdi sanıyorum “şok” olurlardı. Sonuç olarak bu işe yaramaz olarak görülen bilgiler algı yönetiminden toplum mühendisliğine kadar birçok alanda çok uluslu şirketleri de kapsayan farklı kurum ve kuruluşlar tarafından etkin şekilde kullanılıyor.

İşte tam burada size birkaç haber aktarmak istiyorum:

*Eski ABD Başkanı Barack Obama Standford Üniversitesi’nde bir söyleşide teknolojinin demokrasiyi etkiler ve tanımlar hale geldiğini, siber dezenformasyonla mücadele için yasa düzenlemeleri yapılması gerektiğini aktardı…

*Apple kullanıcı mahremiyetini korumaya yönelik yaptığı geliştirmelerle sosyal medya devlerini 16 milyar dolar zarara uğrattı. Bu konuda en önde 12.8 milyar dolarla Facebook bulunuyor.

*2025 yılından itibaren yapılan her iş çok yönlü şekilde veriler kullanılarak optimize edilebilecek: %20’ye yakın karlılık öngörülüyor.

* Japonya Saga Üniversitesi kuantum bilişim sistemlerinde kullanmak üzere 5cm’lik elmas bazlı alanda 1 milyon Blu-Ray kapasitesinde veri depoladı.

Yasa düzenlemeleri, mahremiyet sağlamaya yönelik iyileştirmelerin sosyal medyadan veri toplayan kurumlara zarar vermesi, her şeyin verisinin kullanılacak olması, veri depolama alanlarının daha verimli malzemelerle fiziksel alan kaplamayacak şekilde üretilmesi… Örnekler sayfalarca artırılabilir. Ancak bu dört örnek; yasa, mahremiyet, veri ve depolama kavramları arasında kalan güvencesiz insanın fiziksel yaşamının da siber uzam tarafından otoriter bir yapıyla baskı alına alınabileceğini haber veriyor olabilir.

Bahsedilen konular size uzak geliyor olabilir ancak eğer bir akıllı telefon kullanıyorsanız ve sosyal medya hesaplarınız varsa o kadar da uzak sayılmazsınız. “Benim verim ne işe yarayacak” umursamazlığı maalesef hepimizde mevcut bu nedenle Facebook 2019 yılında gelirlerinin %63’ünü kullanıcı verilerinden kazandı. Bu nedenle 2017 yılında ABD Başkanlık seçimleri ve sonrasında Brexit sürecinin kullanıcıların verilerine göre oluşturulan içeriklerle manipüle edildiği güçlü kanıtlara dayanarak iddia edildi. Çin’in kendi vatandaşları için devlet tarafından organize edilecek ve çevrimiçi hareketleri de baz alacak “Sosyal Kredi” sistemine geçeceği konuşuluyor. Sonuç olarak 8 milyara yaklaşan nüfusuyla dünya; iklim değişiklikleri, gıda krizleri, savaşlar ve enerji sorunlarıyla mücadele ederken bir yandan da güvencesiz hale gelen, getirilen kitlelerin yani “prekaryanın” verileri otoriter ve kontrolcü bir sistem kurmak için kullanılıyor olabilir. “Dünyaya adım adım dijital diktatörlük sistemi mi yayılıyor” sorusu artık akıllara daha sık geliyor.

Özgün Çağlar Berkit

 


Bu haber 05/08/2022, Cuma günü yayınlandı, 369 defa görüntülendi
*
Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com